Muhammed Bahaeddin

  • Kişiliği : Nakşbendi tarikatının kurucusu, ünlü mutasavvıf
  • Doğum : 1318 - Buhara
  • Ölüm : 2 Mart 1389 - Buhara

Nakşibendi tarikatının kurucusu olan ve önemli mutasavvıflar arasında yer alan Bahaeddin Nakşibend Buhara yakınlarında bulunan Kasrârifân köyünde dünyaya geldi. Tam adı Hâce Muhammed b. El Buhârî olan ünlü mutasavvıf, henüz üç günlük bebekken doğduğu köyde bulunan dedesinin mürşidi Muhammed Semmâsi tarafından manevi evlat olarak kabul edildi. Bu süreçte Semmâsi, Bahaeddin’in terbiyesi için müridi Emir Külâl’i görevlendirdi. Bu vesileyle uzun süre Emir Külâl’in yanında kalan Bahaeddin, henüz kemale ermediği halde halinden memnun görünmesi üzerine tekkeye abdest suyu taşımakla görevlendirildi. Doğumundan bir asır önce ölen Abdülhalik-ı Gucdüvani’ye ruhaniyet olarak bağlandı ve Üveysi lakabını bu şekilde aldı. Uzun süren çok yönlü müridlik dönemini geri bırakmasının ardından doğduğu köye dönerek müridlerini yetiştirmeye başladı. Sonraki süreçlerde sadece ikisi hac olmak üzere üç defa Buhara’dan ayrıldı. Hayatını dini çalışmalar uğruna adayan Muhammed Bahaeddin doğduğu köyde vefat etti ve cenazesinde şu beytin okunmasını istedi: "Büyük müflisleriz köyünde ey şâh / Cemâlinden kılarız şey' en lillâh"

Buhara’nın manevi varlığına büyük katkı yaparak, önemli değerleri arasına giren Muhammed Bahaeddin, şehrin Orta Asya Müslümanları için bir ilim ve kutsiyet merkezi haline gelmesine büyük katkı sağladı. Kurduğu tarikatın mensuplarınca taşıdığı mana ve unvanların ona ne zaman ne nasıl verildiğine dair ilk Nakşibendi kaynaklarında bilgi yoktur. Ayrıca tasavvuf görüşlerini açıkladığı herhangi bir eseri bulunmadığı için bu konuda ancak kendisi hakkında telif edilen eserlerde nakledilen menkıbelerden hareketle bazı sonuçları elde etmek mümkündür. Herhangi bir tarikata bağlanmanın kendi başına bir şey ifade etmeyeceğini ifade eden Muhammed Bahaeddin,  Nakşibend kerametlerinin fazla bir değer taşımadığı kanaatindedir. Müridleri için belirli bir giyim tarzından kaçınması, bulunduğu tekkede sürekli oturmayı sevmemesi, kısacası bilinen anlamıyla geleneksel sûfiliğin birçok yönünü kabul etmemesi, onun belirgin özellikleri arasındadır. Bununla birlikte dönemin sûfileri yanında müderrisler de Muhammed Bahaeddin’e saygı duymuş, o devrin âlimlerine hürmet etmiştir.

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Hamdi Algar, Bahaeddin Nakşibend, Diyanet İslam Ansiklopedisi, 1991, cilt.4, sf.458-460

 

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun