Molla Lutfî

  • Meslek : Osmanlı âlimi
  • Doğum : 23 Ocak 1495
  • Başlıca Eserleri : Ḥâşiye ʿalâ Ḥâşiyeti’ş-Şerḥi’l-Meṭâliʿ, Ḥâşiye ʿalâ evâʾili Şerḥi’l-Mevâḳıf, es-Sebʿu’ş-şidâd, Risâle fî taḥḳīḳi vücûdi’l-vâcib, Risâle, Ẕübdetü’l-belâġa, Ḥâşiye ʿalâ Şerḥi’l-Miftâḥ, Risâle fîmâ yeteʿallaḳu bi-ḥurûfi’t-teheccî, Tażʿîfü’l-meẕbaḥ, el-Meṭâli

Dinî, edebî, felsefî ve fennî ilimlerde eser vermiş önemli bir âlim olan Molla Lutfi, Sinan Paşa’dan mantık, felsefe, kelâm ve onun yönlendirmesiyle Ali Kuşçu’dan matematik okudu. Hoca-talebe ilişkisinin ötesinde Sinan Paşa ile dost ve muhtemelen akraba olan Molla Lutfi, vezirlik makamına gelen hocasının tavsiyesiyle Fatih Sultan Mehmed tarafından saray kütüphanesine hâfız-ı kütüb olarak tayin edildi. Böylece buradaki nadir eserleri inceleme imkânı elde edip birçok ilim dalında görüş bildirecek bir düzeye ulaştı. Bu sırada padişahla da şakalaşacak kadar yakın dostluk kurdu. Ancak bu dostluk uzun sürmedi; vakıf kitaplarına hıyanet suçlamasıyla önce kütüphaneden uzaklaştırılıp müderris yapıldı, ardından ta‘zîr cezasına çarptırılarak hapse konuldu. Daha sonra görevine iade edildi ve Sinan Paşa’nın padişahla arasının açılıp Seferihisar’a sürülmesi sırasında onunla beraber gitti. II. Bayezid tarafından Bursa Yıldırım Bayezid Medresesi müderrisliğine tayin edildi. Arkasından sırasıyla Filibe’de Şehâbeddin Paşa, Edirne’de Dârülhadis, İstanbul’da Semâniye, Bursa’da Murâdiye ve muhtemelen tekrar İstanbul’da Semâniye medreselerinde müderrislik yaptı.

Molla Lutfi zındıklık ve ilhâd suçlamasıyla yargılandıktan sonra idam cezasına çarptırıldı. İdamının açıklanan sebebi her ne kadar zındıklık ise de bu hükmün gerçek sebebinin hemen bütün kaynaklar tarafından hasımlarının kıskançlık ve düşmanlığına bağlandığı görülür. Onun, dönemin ileri gelenlerine ve ulemâya karşı tutum ve davranışlarına da yansıyan kırıcı kişiliği bu düşmanlığın pekişmesini kolaylaştırdı. Devrin ilim anlayışına uygun olarak çalışmalarının çoğunu Arapça, Harnâme’siyle Türkçe’nin belâgatına dair kitabını ve bazı şiirlerini ise Türkçe yazdı. Şuarâ tezkirelerinde Molla Lutfi’ye yer ayrılarak şiirlerinden birtakım örnekler verilmekte ve Latîfî tarafından şiir ve kasidede asrının Hassân ve Selmân’ı olarak nitelenmekteyse de onun kaside, gazel, tarih ve mizahî kıta türünde bazı denemelerinin dışında şiirle pek ilgilendiği söylenemez. Hatta Molla Lutfi’nin, Fâtih Sultan Mehmed kendisine, “Sen de şiir der misin?” diye sorduğunda, “Fazl ü hikmet ıssına olmasa eş‘âr âr / Arz ederdim ben de eyyâmında âsâr-ı Lebîd” beytiyle cevap vermesinden fazilet ve hikmet sahipleri için şiiri utanılacak bir şey saydığı anlaşılır. 
 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Gökyay, Orhan Şaik, Özen, Şükrü, Molla Lutfi, Diyanet İslam Ansiklopedisi, 2005, c.30, sf.255-258

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun