Mesnevi

  • Tanım : Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin tasavvuf anlayışını içeren İslâm kültürünün en önemli eserlerinden biri.

Tasavvufun bütün konularını didaktik bir üslûpla ele alan Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin altı cilt ve yaklaşık 25.700 beyitten meydana gelen Farsça eserine Mesnevî adını vermesi, onun öncelikle kitabın nazım şekline dayanarak bir isimlendirmede bulunduğunu gösterir. Kitabın Mesnevî adıyla yaygınlık kazanmasından sonra kelimenin geçtiği yerlerde çağrıştırdığı şey klasik şiirin mesnevi nazım şekli değil Mevlânâ’nın Mesnevî’si oldu. Hüsâmeddin Çelebi, Mevlânâ’nın Mesnevî’yi yazdırırken hiçbir kitaba müracaat etmediğini, eline kalem almadığını, medresede, Ilgın kaplıcalarında, Konya hamamında, Meram’da aklına ne geldiyse söylediğini, kendisinin de bunları hemen zapt ettiğini, hatta yazmaya yetişemediğini söyler. Bazen geceli gündüzlü birkaç gün hiç durmadan söylediğini, bazen aylarca sustuğunu belirtir. Mesnevî’nin her cildi tamamlandığında Mevlânâ’ya okundu, Mevlânâ düzeltilecek yerleri bizzat Hüsâmeddin Çelebi’ye yazdırdı, yaptığı hizmetten dolayı ciltlerin muhtelif yerlerinde onu “Hak ziyâsı, sâmînâme, ruh cilâsı, nazlı ve nâzenin varlık” gibi lakaplarla andı ve eseri kendisine ithaf etti.

Mesnevî’de ayrıntılı biçimde anlatılan tasavvufî düşüncenin ilk on sekiz beyitte özet olarak ifade edildiği belirtilir. Bu beyitlerde hakîkat-i Muhammediyye mertebesinden başlayıp bütün vücud mertebelerinden geçerek insân-ı kâmilde son bulan vücudun zuhuru keyfiyeti mecazi bir dille anlatılır. Konu vücudun aslında bir olduğuna, onun da Hakk’ın varlığından ibaret bulunduğu düşüncesine dayanır.
Eserdeki bazı hikâyeler 13. yüzyıl kültürünü yansıtan mizahî veya hezeliyyât türünden anlatımlardır. Mevlânâ bu durumu, “Mesnevî’miz Kur’an gibidir; bazısına doğru yolu gösterir, bazısını da sapıklığa götürür. Benim şiirim şiir değildir, iklimdir. Benim mizahlarım mizah değildir, tâlimdir” beytiyle ifade eder. Mesnevî’deki hikâyelerin kaynağı başta Kur’an kıssaları olmak üzere tasavvufî menkıbeler ve geniş bir tarihî rivayet kültürüdür. Hikâyeler 13. yüzyılın örf ve âdetleriyle ilgili birçok unsuru da barındırır. Bu bakımdan eser sosyal tarih çalışmalarına da kaynaklık eder. Mesnevî’deki dil ve mâna açısından anlaşılması zor beyitlere dair şerhler yanında eserden yapılan çeşitli derlemeler üzerine de şerhler yazıldı.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Ceyhan, Semih, Mesnevi, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt: 29, 2004, s:325-334

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun