Mescid-i Nebevî

  • Tanım : Medine içinde Hz. Peygamber’in de kabrinin bulunduğu mescid
  • Mescidin inşasına başlanması : Eylül 622
  • Mescidin tamamlanması : 623

İslam tarihinde bir dönüm noktası olan Resul-i Ekrem’in Mekke’den Medine’ye hicretinden sonra gerçekleştirilen ilk faaliyetlerden biri Mescid-i Nebevi’nin inşasıdır. Bizzat Hz. Peygamber tarafından yaptırılan iki mescidden biri olan (diğeri Kubâ), Mescid-i Nebevi onun Medine’deki bütün faaliyetlerinin merkezinde yer almış ve fonksiyonları bakımından sonraki dönemde kurulan camilere örnek teşkil etmiştir. İslam alimlerinin çoğuna göre Mescid-i Nebevi fazilet bakımından Mescid-i Haram’dan sonra gelir. Resul-i Ekrem, Sehl ve Süheyl adlarında iki yetim çocuğa ait olan bu arsayı mescid yapmak üzere sahiplerinden 10 dinar karşılığında satın aldı ve zemin düzenlenmesi yapıldıktan sonra yaklaşık 3 arşın derinliğindeki temeline ilk taşı Hz. Peygamber koydu. Bir yılda tamamlanan mescid, taş temel üzerine tek sıra kerpiçten, bir adam boyu kadar yükseklikteki çevre duvarı ile kuşatılarak üstü açık biçimde yapıldı. Kıblesi bizzat Hz. Peygamber tarafından Kudüs’e yönelik olarak yapılan mescid’te daha sonra kıble, hicretten on altı veya on yedi ay sonra Kudüs’ten Mekke’deki Kabe’ye çevrildi. Basit ve sade, ancak son derece fonksiyonel olan Mescid-i Nebevi Müslümanların sayısının artmasıyla ihtiyaca cevap veremeyince 7. yılda (628) yeni ilavelerle genişletildi. Başlangıçta üstü örtülmeyen Mescid-i Nebevi’nin kıble tarafında Hz. Peygamber’in namaz kıldırdığı yere yağmur ve güneşten korunmak için hurma kütüğünden altı direk üzerinde bir sundurma yapıldı. Hz.Ebubekir döneminde herhangi bir değişiklik olmayan mescid’te, Hz. Ömer döneminde çevredeki bazı evleri mescide dahil etmek için istimlak etti. Hz. Osman döneminde Mescid-i Nebevi genişletilerek yeniden inşa edildi.

Velid b. Abdülmelik zamanında mescid’in genişletme çalışmaları devam etmiş, kesme taş malzeme kullanılarak mescid üç taraftan büyümüştür. Deprem ve yangın gibi afetlerden zarar gören yapı çok kez onarım geçirmiş olup Abbasiler’den sonra bakım faaliyetlerini Memlükler üstlenmiştir. Ardından Osmanlı padişahları buraya ayrı bir önem vererek birçok imar çalışmalarında bulundular. “Kubbetü’l-hücre” veya “kKubbetü’n-nur” diye anılan kubbenin yerine taştan yeni bir kubbe yapıldı, üstü de kurşunla kaplanarak yeşile boyandı. Günümüze kadar gelen ve Mescid-i Nebevi’nin simgesi olan bu kubbe renginden dolayı “Kubbetü’l-hadrâ” adıyla anılmaktadır. Osmanlılar döneminde Mescid-i Nebevî’de en büyük imar faaliyeti Sultan Abdülmecid zamanında gerçekleştirildi. Mescidin kıble duvarında Osmanlı çinileri arasında, doğu ve batı duvarlarında uzun celi sülüs yazılar yazıldı. Suudiler döneminde altı yıl süren genişletme sonrasında bazı İslam devlet adamlarının da arasında bulunduğu açılış töreni yapıldı. Bölümleri arasında Hücre-i Saadet, Minber, Minber, Mihrap, Mahfil, Minare, Kütüphane, Avlu ve birçok çeşme sayılabilir. Vahyin en çok geldiği mekanlardan biri olan Mescid-i Nebevi, Hz. Peygamber’in ibadet ve ziyaret maksadıyla yolculuk yapılmaya değer olduğunu belirttiği üç mescidden biridir. Mescid-i Nebevi, Hz. Peygamber’den Abbasiler’in sonuna kadar Mekke veya Haremeyn valisi yahut onlar tarafından görevlendirilen Medine kadısı veya muhtesibleri tarafından yönetilmiş, Eyyubiler döneminden itibaren şeyhülharem bunlara ilave edilmiştir. Osmanlı devrinde Mescid-i Nebevi ile ilgili işlere vali adına onun görevlendirdiği naibü’l-Harem bakmaya başlamıştır. Tanzimat’ın ardından Mescid-i Nebevi’nin yönetimi Harem-i şerif müdürü vasıtasıyla yürütülmüştür.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Küçükaşçı, S.M., Bozkurt, N., Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 2004, cilt: 29, sayfa: 281 - 290

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun