Mescid-i Haram

Mescid-i Haram
  • Tanım : Kabe’yi kuşatan mescid

Kur’an-ı Kerim’de on beş yerde geçen Mescid-i Haram tabiriyle Kabe, Kabe’yi kuşatan ve ibadet için kullanılan alan, Mekke veya Mekke haremi kastedilir. Mescid-i Haram yeryüzünde bilinen en eski mescid olup Hz. Peygamber İslamiyet’i tebliğ için zaman zaman Mescid-i Haram’ı kullanmış, yapılan baskılara rağmen Hacerülesved ile Rüknülyemani arasında namaz kılmıştır. Kur’an’da, Mescid-i Haram’ın ziyaret edilmesini engellemenin ve halkını oradan çıkarmanın Allah katında büyük günah olduğu belirtilir. İslam öncesi dönemde Kusay b. Kilab Mekkeliler’i Kabe merkez olmak üzere Mekke ve çevresine yerleştirmiş, evlerin arasından Kabe’nin bulunduğu alana geçişi sağlayan kapılar yapılmıştır. Kabe’yi kuşatan bu alan siyasi ve içtimaîi hayatın bütün fonksiyonlarının yerine getirildiği bir merkezdi. Resul-i Ekrem ve Hz. Ebu Bekir zamanında Mescid-i Haram’da herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Hz. Ömer döneminde ise çevresindeki bazı evler istimlak edilerek büyük oranda genişletilmiş ve etrafı göğüs hizasında bir duvarla çevrilmiştir. Hz. Osman devrindeki biraz daha genişletilerek Mescid-i Haram’ın ilk revak bu sırada yapılmıştır. Abdullah b. Zübeyr tarafından başlatılıp Emevi Halifesi Abdülmelik zamanında sürdürülen ve I. Velid döneminde tamamlanan ilavelerle birlikte Mescid-i Harâm’ın alanı 10,270 m²’ye ulaşmıştır.

Mekke Valisi Ziyad b. Ubeydullah el-Harisi mescidin genişletilmesini istedikten sonra kuzey tarafındaki evler istimlak edilerek genişletme çalışmaları devam etti. Ayrıca bir revak ve kuzeybatı köşesinde Umre kapısının yanına bir minare ilave edildi. Mescid-i Haram mermerle kaplandı ve ilk defa bir minber konuldu. 1400 yılında Mescid-i Haram’ın yakınında çıkan bir yangın ve ardından sel felaketi Harem-i Şerif’in kuzey ve batı taraflarındaki 130 sütuna büyük hasar vermişti. Memlük Sultanı el-Melikü’n-Nasır Ferec döneminde yaklaşık dört yıl süren bir çalışmayla Mescid-i Haram’ın yanan bölümü bütünüyle yenilendi. Mekke’yi basan sellerin Mescid-i Haram’a ve Kabe’ye zarar vermesini önlemek için, Kanuni Sultan Süleyman devrinde Mescid-i Haram’ın kapılarının eşikleri taş basamaklarla yükseltildiği gibi direk ve revakları büyük oranda yenilendi, kapıları onarıldı. Osmanlı devrinde Mescid-i Haram mimari açıdan kesin şeklini II. Selim ve III. Murad zamanında almıştır. 1576 yılında düzenlenen Harem-i Şerif’in eski düz ahşap çatısı yerine çok sayıda mahruti kubbe inşa edildi. Harem-i Şerif’in doğu duvarı başta olmak üzere çeşitli yerleri hüsn-i hat örnekleriyle tezyin edildi. Bir saldırıya uğramadıkça Mescid-i Haram’da silahlı çatışmaya girişmeyi yasaklayan ayete dayanarak Harem-i Şerif’in siyasi amaçlar için kullanılması uygun bulunmamıştır. Ancak bunun dikkate alınmadığı, Mescid-i Haram’ın dini ve ilmi fonksiyonunun yanında siyasi hayatta da önemli rol oynadığı, siyasi mücadele ve çatışmalara sahne kılındığı görülmüştür. Haris b. Ebu Hale’nin Mescid-i Haram’da öldürülen ilk Müslüman olduğu bildirilir.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.
Kaynakçalar

Küçükaşçı, S.M, Bozkurt, N. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 2004, cilt 29, sayfa: 273, 277

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun