Mescid-i Aksa

Mescid-i Aksa
  • Tanım : Müslümanların ilk kıblesi, en kutsal sayılan üç mescidden biri

Arapça Beytülmakdis olup “mukaddes ev” anlamına gelen Mescid-i Aksa, ilk kuruluşundan beri taşıdığı bu ad sonradan şehrin tamamını kapsamına almıştır. Şehir için Müslümanların benimsediği Kudüs adı da aynı kökten gelmekte ve aslında şehri değil mabedi ifade etmektedir. İslam alimleri, Kur’an-ı Kerim’de el-Mescidü’l-aksa adıyla anılan ve çevresinin mübarek kılındığı belirtilen yerin Beytülmakdis olduğu konusunda ittifak halindedir. Arapça aksa “uzak” anlamındadır ve mabedin Mekke’ye uzaklığından dolayı bu ad verilmiştir. Mescid-i Aksa’nın yerinin tesbiti ve planlanması Hz. Davud ile başlar. Ancak Allah mabedin Hz. Süleyman tarafından yapılacağını bildirir ve bunun üzerine Davud, oğlu Süleyman’a durumu anlatıp mabedi inşa etmesini emreder ve mabed yapımıyla ilgili bütün malzemeleri ve elemanları ona teslim eder. Mabed için gerekli taş ve kereste Lübnan dağlarından karşılanmış, Sur Kralı Hiram bunları Hz. Süleyman’ın yolladığı işçilere ve kendi adamlarına inşaatta kullanılacak şekilde hazırlatıp Kudüs’e göndermiştir. Çünkü mabedin yapımı sırasında ne keser ne çekiç sesinin duyulduğu belirtilmektedir. Kur’an’da Hz. Süleyman’ın emrinde çalışan cinlerin mihraplar, heykeller, havuzlar kadar geniş leğenler ve sabit kazanlardan ne dilerse yaptıkları bildirilir; bu mihraplar mescidin bölümleriyle yorumlanmıştır. Ahd-i Atik’in verdiği bilgiye göre mabed büyük bir törenle açılmış, bu sırada görülen bazı olağan üstü haller karşısında İsrailoğulları taş zemin üzerinde secdeye kapanmışlardır. Varlığı belgelere dayanan bu ilk mabedden günümüze belki sonraları tekrar kullanılan bazı taşları dışında fazla bir şey kalmamıştır. Çok değerli eşya ile dolu olan Beytülmakdis, Hz. Süleyman’dan sonra zaman zaman istilacıların yağmalama ve yıkımlarına maruz kalmıştır.

En büyük yıkımı Babil Hükümdarı II. Buhtunnasr’ın yapmış olup, bu şekilde başlayan Babil esaretinin Babil’in Persler tarafından zaptı ile sona ermesinin ardından Kudüs’e dönen Yahudi ileri gelenlerinden Zerubbabel ve arkadaşları mabedi 25 yılda yeniden inşa etmiştir. Partlar’ın hakimiyetine giren Kudüs, İ.Ö 37’de Romalılar’ın Yahudiye kralı ilan ettikleri I. Herod tarafından yine onların yardımıyla ele geçirilince mabed genişletilerek yeniden yapılmıştır. Bu inşaat Hz. İsa’nın doğumundan yirmi yıl kadar önce başlamış ve onun zamanında da sürmüştür. Günümüzde yahudilerin ilk Süleyman Mâbedi’nin bir bölümü olduğu düşüncesiyle önünde dua ettikleri ağlama duvarı bu mabedin çevre duvarının batıya düşen kısmının kalıntısıdır. Hz. Peygamber’in mi‘rac yolculuğuna çıkmadan önce Müslümanların kıblesi olan Mescid-i Aksa’ya getirildiği İsra suresinin ilk ayetinde açıkça belirtilmektedir. Hicretin ardından buranın kıble oluşu on altı-on yedi ay kadar sürmüştür. Çağın depremlerinden zarar gören yapı sık sık tamir ettirilmiş olup günümüzdeki binanın büyük bir bölümü de Zahir döneminden kalmadır. Haçlı istilası sırasında büyük kısmı Templier şövalyelerine verilen Mescid-i Aksa’da bazı değişiklikler yapılmış; Selahaddin-i Eyyubi Kudüs’ü geri aldığı zaman Mescid-i Aksa’nın eski haline getirilmesi için çalışmıştır. Memlük ve Osmanlı dönemlerinde birçok defa tamir edilen Mescid-i Aksa’nın Kanuni Sultan Süleyman tarafından yapılan onarımıyla ilgili kitabesi 19. yüzyılın sonlarında kaybolmuştur. Yahudilerle Araplar arasında halen süren çatışmalar sebebiyle zaman zaman yine saldırı ve tahriplere maruz kalan yapı da diğer mescidlerde olduğu gibi medrese hizmeti de vermiştir.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Bozkurt, Nebi, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 2004, cilt 29, sayfa: 268 - 271

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun