Mehmet Fuat Köprülü

Mehmet Fuat Köprülü
  • Doğum : 4 Aralık 1890 - İstanbul
  • Ölümü : 28 Haziran 1966 - İstanbul
  • Meslek : Tarihçi, siyasetçi, edebiyat tarihçisi

Türk Tarihçiliğinin en önemli isimlerinden Fuad Köprülü İstanbul'da, 4 Aralık 1890'da doğdu. Baba tarafından onuncu göbekten Köprülü Mehmed Paşa'yla akraba olan Köprülü'nün annesi ise İslimye eşrafından Arif Hikmet Efendi'nin kızıdır.

Köprülü'nün Yaşamı

İlkokul sıralarından başlayarak okumaya ve araştırmaya karşı büyük bir ilgi duyan Köprülü, ortaokulu Ayasofya Merkez Rüştiyesi'nde, liseyi ise Mercan İdadisi'nde okudu. İlk yazısı, 1905 yılında, henüz 15 yaşında iken "Musavver Terakki"de yayımlandı. Liseyi parlak bir biçimde bitiren Köprülü 1907-09 yılları arasında o zamanki Mekteb-i Hukuk'a devam etti. Ancak tutmak istediği yol bakımından bu eğitimin yararlı olamayacağını düşündüğünden Hukuk Fakültesi'nden ayrıldı. Liseyi bitirdiğinde Farsça'yı oldukça iyi, Arapça'yı da okuduğu kitapları anlayacak derecede öğrenmişti. Bu arada Prof. Anjel'dan aldığı özel derslerle Fransızcasını da ilerletti.

1910-1913 yılları arasında Mercan, Kabataş, Galatasaray ve İstanbul liselerinde Türkçe ve Edebiyat hocalığı yaptı. 20 Aralık 1913 tarihinde İstanbul Darülfünûn'un Türk Edebiyatı Tarihi müderrisliğine atandı. 1914 yılında kurulan Türk Bilgi Derneği'nde ve 1915 yılında kurulan Asâr-ı İslâmiye ve Milliye Tedkik Encümeni'nde genel sekreterlik görevlerini, "Millî Tetebbular Mecmuası"nın müdürlüğünü üstlendi. 1923’te yılında Edebiyat Fakültesi Reisliği'ne (dekanlığına) seçildi. 1924’te Maarif Vekâleti Müsteşarlığı'na getirildi. Sekiz ay süren bu müsteşarlığı sırasında, bu vekâletin teşkilâtında Fuad Köprülü'nün teklifiyle köklü değişiklikler yapıldı. Edebiyat Fakültesi'ndeki görevine dönen Köprülü, aynı yıl sonlarında Bakanlar Kurulu kararıyla kurulan Türkiyat Enstitüsü'nün müdürlüğüne getirildi. Hocalık yaşamında aslî görevine ek olarak İlahiyat Fakültesi'nde Türk Dinî Tarihi (1924), İstanbul Mülkiye Mektebi'nde Siyasi Tarih (1923-1929), Sanayi-i Nefise Mektebi'nde Medeniyet Tarihi (1926-1929) dersleri de verdi. Kraçkovsky ve Oldenburg gibi Rus bilim adamlarının teklifiyle Sovyet İlimler Akademisi'nin muhabir üyeliğine seçildi. İstanbul Darülfünûn'unun 1933’te İstanbul Üniversitesi'ne dönüştürüldüğü sırada Köprülü de bu reform çalışmalarına katıldı ve yeni üniversitede Ord. Prof. unvanıyla Edebiyat Fakültesi Dekanlığı'na getirildi. 1958-1959 ders yılında Harvard Üniversitesi'nde (Amerika) bu üniversitenin davetlisi olarak çalıştı.

Aralık 1908’de kurulan Türk Derneği ile 1911 Ağustosu'nda faaliyete geçen Türk Yurdu Cemiyeti üyeleri arasında bulunan Köprülü, Türk Ocağı'nın kültür heyetinde de görev aldı. Bu dönemde millî ve vatanî şiirleri; edebiyat, sosyoloji ve tenkit yazıları "Mehâsin", "Servet-i Fünûn" dergileriyle "Tanin Gazetesi"nde sürekli olarak yayımlanmaya başladı. Aynı yıllarda Fransızca'dan çeviriler yaptı. İlk bilimsel yazısı, "Bilgi" dergisinde, "Türk Edebiyatı Tarihinde Usûl" adıyla 1913’te yayımlanan makalesidir. Köprülü, bu makalesinde Türk edebiyatı tarihinin Avrupa bilim yöntemleriyle fakat millî bünyemize uygun biçimde nasıl inceleneceğini göstermeye çalışıyor, ileride yapacağı çalışmaların temellerini tespit ediyordu. Köprülü'ye uluslararası alanda ün sağlayan büyük monografisi 1918 yılında yazılıp, 1919 yılında yayımlanan "Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar" adlı yapıtı oldu.“Encyclopedie de L'Islam”ın üç dilde yapılan birinci baskısına, “La Litterature Turque Othamanlı (Leiden 1931, IV. 988-1010)” ve öteki 10 küçük maddeyle tek Türk bilim adamı olarak katılan Köprülü, bu ansiklopedi 1940 yılından itibaren Dr. Adnan Adıvar'ın başkanlığında İslâm Ansiklopedisi adıyla Türkçe yayımlanmaya başlayınca bu çalışmaların da içerisinde yer aldı.

Mustafa Kemal’in bir grup bilim ve fikir adamını etrafında ve TBMM çatısı altında toplamak istemesi üzerine, 1935’te yapılan bir ara seçim ile Kars'tan milletvekili seçildi. Milletvekilliği döneminde İstanbul Üniversitesi'ndeki Türk Edebiyat Tarihi kürsüsüne ek olarak Ankara Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nde Orta Zaman Türk Tarihi ve Siyasal Bilgiler Okulu'nda Türk Müesseseler Tarihi kürsülerinin de başkanlığını yürüttü. Bilime yaptığı katkılar nedeniyle 1937’de Atina Üniversitesi, 1939’da ise Sorbonne Üniversitesi tarafından fahrî doktorluk unvanı verildi. 1941 ders yılına dek İstanbul ve Ankara'daki kürsü faaliyetlerini beraber yürüten Prof. Köprülü, 1941’in sonlarına doğru, milletvekilliği ile üniversite hocalığının bir arada bağdaşamayacağı biçiminde alınan bir karar üzerine görev yaptığı kürsüleri bırakmak zorunda kaldı. 1935’te başlayan siyasi yaşamı, bir ara Meclis'te Maarif Komisyonu başkanlığı yapmasına karşın, şeklî bir milletvekilliğinden ileri gitmedi. 1943 Şubatı'nda ise, CHP grubunda yaptığı bir konuşmada, Türkiye'nin o sıralarda Almanya aleyhine savaşa girmesinin ülkenin yüksek çıkarlarına son derece zararlı olacağı fikrini savundu. Bayar da dahil olmak üzere bazı arkadaşlarıyla birlikte böyle bir kararın alınmasının önüne geçti. 1945 yılında ise 4 arkadaşıyla birlikte bütçeye red oyu kullandı. İkinci Dünya Savaşı'nın bitmesi üzerine üç arkadaşıyla birlikte verdiği “Dörtlü Takrir”, anayasanın ruhuna uygun olarak daha demokratik bir düzene geçilmesini öngörüyordu. 12 Haziran 1945 tarihinde 7 saatlik bir müzakereden sonra “Dörtlü Takrir” reddedildi. Vatan Gazetesi'nde yayımlanan yazılarında tek partili siyasî yaşama ağır hücumlarda bulunan Fuad Köprülü'ye daha sonra Menderes de katıldı. Uzun bir mücadeleden sonra "Dörtlü Takrir"de imzaları bulunan dört kişi 7 Ocak 1946 tarihinde Demokrat Parti'yi kurdu. 1946 Temmuzu'nda yapılan milletvekili seçimlerinde Köprülü, Demokrat Parti listesinden İstanbul milletvekili seçildi. 1948 yılında Sovyetler Birliği’nin Kars ve Ardahan'ı istemesi üzerine, Rusya ve komünizm üzerine yazdığı yazılardan dolayı Sovyet İlimler Akademisi'nden çıkarıldı. 1950 yılında Dışişleri Bakanlığı’na gelişinden sonra akademiye tekrar alınmak istenmişse de Köprülü bu isteği reddetmiştir.Kurucularından olduğu Demokrat Parti'nin 1950’de iktidara gelmesi üzerine bilimsel çalışmalarına ara vermek zorunda kalan Köprülü, Dışişleri Bakanı olarak görev yaptığı dönemde Türkiye'nin Nato'ya girmesi için çalıştı. Ülkemizin Kore Harbi'ne, Birleşmiş Milletler tarafında ve tugay gücünde katılmasıyla, Türk tugayının Kunuri Destanı'nı kazanması ve yoğun siyasi çalışmalar neticesinde 1952 yılında Kuzey Atlantik Paktı'na katılmamızı sağladı. Balkan politikalarını canlandırmak ve Balkan Paktı'nın kurulması için çaba harcadı ve bunu kısmen sağladı. Demokrat Parti hükümetinin iç politikadaki kimi kararlarını uygun bulmadığı için 1956 yılında dışişleri bakanlığından istifa etti.1957 yılında Demokrat Parti'den ayrılarak siyasî yaşamdan çekildi. 

Son Yılları ve Ölümü

Köprülü, 1960 İhtilali'ni takiben, 1955 yılındaki 6-7 Eylül olayları sırasında dışişleri bakanı olduğu bahanesiyle tutuklandı ve ilk duruşmada o sırada dışişleri bakanı olmadığını Resmi Gazete ile ispatlanmasına karşın beraatine dek üç ay Yassı Ada'da tutuklu kaldı. 4 fahrî doktorluk ile 8 muhabir ya da şeref üyeliği ve 6 yıla yakın bir süre yürüttüğü siyasî görevi dolayısıyla başta Fransa, Almanya, Arjantin ve Yugoslavya olmak üzere çeşitli ülkelerden aldığı 8 nişanı bulunan Ord. Prof. Fuad Köprülü 28 Haziran 1966’da yaşamını yitirdi.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

ÇALIŞOĞLU, Murat, Mehmed Fuad Köprülü’nün Siyasi Hayatı, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Erzurum, 2009.

TURAN, Osman, “Türk İlmi’nin Abidesi: Prof. Fuad Köprülü”, Prof. Dr. Osman Turan Makaleler, Haz. Altan Çetin-Bilal Koç, Kurtuba Yay., Ankara, 2010.

EKİNCİKLİ, Mustafa, İnönü-Bayar Dönemleri Türk Dış Siyaseti, Berikan Yay., Ankara, 2007.

AHMAD, Feroz, Demokrasi Sürecinde Türkiye (1945-1980), Çev. Ahmet Fethi, Hil Yay., İstanbul, 1994.

ERDOĞDU, T. Mehmet Fuat Köprülü. ss. 277-301.

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun