Mağribiler

  • Tanım : 10. ve 11. yüzyıllarda vezir, katip ve müdebbir olarak çeşitli İslam hanedanlarının hizmetinde bulunan bir aile
  • Köken : Fars - Şii

Bu ailenin mağribiler olarak adlandırılmasının sebebi, atalarından Ebü’l-Hasan Ali b. Muhammed b. Yusuf’un, Abbasi Devleti’nin batı bölgelerinin haracının toplanmasından sorumlu Divanü’l-mağrib’de görev yapmış olmasıdır. Onun, Basra’dan Bağdat’a gelerek Divanü’l-mağrib’de vazife almasının dışında hayatı hakkında bilgi yoktur. Mağribiler’in Ebü’l-Hasan’dan sonraki tanınmış simaları şunlardır: Ebü’l-Kasım Hüseyin b. Ali, babası Ebü’l-Hasan Ali’nin görev yaptığı Bağdat’ta doğdu. Burada çeşitli idari görevde bulundu. Dönemin Abbasi sarayının en etkin şahsiyeti olan Muhammed b. Yakut’un emrinde müdebbir olarak çalıştı. Ebü’l-Kasım Hüseyin önce Suriye’ye gitti, burada İhşidiler’in hizmetine girerek Mısır’a geçti ve bir müddet Mısır’da görev yaptıktan sonra İhşidi idaresindeki değişikliklerden etkilenen aile Hamdaniler’in hakimiyetinde bulunan Halep’e göç etti. Ebü’l-Kasım da burada Seyfüddevle’nin katibi olarak uzun yıllar görev yaptı.

965 yılında Bizanslılar’la yapılan anlaşma çerçevesinde Müslüman esirlerin serbest bırakılması karşılığında Hamdaniler’in ödeyeceği fidyenin garantisi olarak Bizans topraklarında rehin kalması, onun Seyfüddevle nezdindeki itibarının ne kadar yüksek olduğunu göstermektedir. Ebü’l-Kasım Hüseyin bu olayın ardından Halep’te öldü. Ebü’l-Hasan Ali b. Hüseyin ise babası Hüseyin b. Ali’den sonra Seyfüddevle el-Hamdani’nin katipliğini üstlendi. Bu görevini Sa‘düddevle döneminde de sürdürdü. 990 yılında Rakka’da başlattığı isyana katıldı ve isyanı bizzat yönlendirdi. Ardından Mısır’a kaçarak Fatımiler’e sığınan Hasan Ali, burada Halife Aziz-Billah’ın hizmetinde bulundu. Aziz-Billah vefat edince Ebü’l-Hasan çeşitli görevler üstlendi ancak Hakim-Biemrillah’ın emriyle Ebü’l-Hasan Ali ile birlikte kardeşi ve çocukları katledildi; bu katliamdan sadece Ebü’l-Hasan Ali’nin oğlu Ebü’l-Kasım Hüseyin kurtulabilmiştir. Ebü’l-Kasım Hüseyin b. Ali ise dil, edebiyat, cebir, hesap ve ilm-i nücuma kabiliyeti yanında iyi bir şair ve edip oluşuyla dikkat çekiyordu. Nitekim Fatımi Devleti’ne bağlı divanlarda önemli bir göreve getirildi. Bağdat’ta kısa bir süre Büveyhi Müşerrifüddevle’nin vezirliğini yaptı.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Tomar, Cengiz, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 2003, cilt 27, sayfa: 322 – 323

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun