Küçük Ayasofya Camii

Küçük Ayasofya Camii
  • Tanım : 16. yüzyılın ilk yıllarında Bizans kilisesinden dönüştürülen cami ile etrafındaki vakıf binaları
  • Yer : İstanbul
  • Camiye çeviren : İstanbul
  • Çevrilmeden önceki adı : Sergios ve Bakkhos

İstanbul’un Kadırga Limanı ile Cankurtaran semtleri arasında yer almakta olan cami, türbe, zaviye, medrese, sıbyan mektebi ve hamamdan meydana gelmektedir. II. Bayezid döneminde camiye çevrilen yapı öncesinde bir Bizans kilisesiydi. Yapı, şimdiki binası ile Ayasofya’nın da kurucusu olan Iustinianos tarafından 530 yılına doğru inşa ettirildi. İki eserin plan bakımından bazı benzerlikler taşıması sebebiyle buraya Türk devrinde Küçük Ayasofya denildi. Mabedin geliri çeşitli vakıflar vasıtasıyla sağlanmakta olup caminin şadırvanı ve mektebi Sadrazam Ahmed Paşa tarafından 1740 yılında yeniden yaptırıldı. Topkapı Sarayı arşivindeki belgelerden Küçük Ayasofya Camii’nin 1648 ve 1766 depremlerinde zarara uğradığı anlaşılmakta ve 19. yüzyıl içinde de bazı tamirler geçirdiği bilinmektedir. Küçük Ayasofya Külliyesi’ne en büyük zararı veren olay, 1860’larda cami ile çok yakın olan surlar ve deniz kıyısı arasındaki pek dar kıyı şeridinden Avrupa demir yolunun geçirilmesi olmuştur. Bu yol elli yıl sonra çift hat olarak genişletilmiş, yolun yüksekte bulunması gerektiğinden külliye iyice çukurda kalmıştır. Nasıl olduğu bilinmeyen ilk minarenin yerine caminin güneybatı köşesinde esas yapıdan ayrı inşa edilen sonraki minarenin barok üslubunun özelliklerine sahip olması 1750’lerden sonra inşa edildiğini göstermektedir.

Bilinmeyen bir sebeple 1936’da kürsüsüne kadar yıktırılan minare tamamen kesme taştan inşa ettirilmiş olup kurşun kaplı klasik bir külahla sona ermekteydi. Uzun süre yıkık vaziyette kalan minarenin yerine 1955 yılında günümüzdeki minare yaptırılmıştır. Eski kilise cami haline getirilirken narteksin kuzeye bakan yan duvarındaki kapı ve pencere Şehrizade Mehmed Said Efendi tarafından muntazam kesme taşla kaplatılarak yanındaki duvara bir musluk ilavesiyle klasik üslupta bir giriş halinde şekillendirilmiştir. Caminin dış cephelerinde Osmanlı mimari prensiplerine uygun biçimde irili ufaklı pencereler açılmış, bazı pencereler de örülerek kapatılmıştır. Duvarları benzerlerinin hepsinde olduğu gibi mozaiklerle kaplı olması gereken yapıda günümüzde böyle bir süslemenin varlığını gösteren bir iz yoktur. Belki de duvarlardaki sıva ve badanaların altında duvar resimlerinin kalıntıları durmaktadır. Fakat taş işçiliği İlkçağ sanatından öz Bizans sanatına geçiş döneminin izlerini gösterir. Küçük Ayasofya Camii, esasını teşkil eden büyük bir kubbenin hakim olduğu merkezi planlı Erken Bizans dönemi yapılarının güzel bir örneğidir. Böylece Küçük Ayasofya Camii, Bizans ve Türk mimarilerinin birbiri içine grift olduğu bir eser halinde günümüze kadar gelmiştir. Türbe camiinin kuzey tarafında, kesme taş ve tuğladan inşa edilmiş sekizgen planlıdır. Haziresi ise yine camiinin kuzey tarafında olup oldukça geniş bir alan kaplamaktadır. Eskiden çok sayıda ağacın gölgelediği bu hazîrenin ağaçları son yıllarda azalmıştır. Hamam camiinin kuzeydoğu tarafında tarafında, zaviye ve medrese camiinin batı kısmında yer almaktadır.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Eyice, Semavi, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 2002, cilt 26, sayfa: 520 – 522

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun