Kızıl Elma

  • Tanım : Eski çağlardan beri Türk cihan hakimiyeti idealini sembolik olarak ifade eden bir kavram

En eski kaynaklardan başlayarak Kızıl Elma tabirinin nereden geldiği açıkça belirtilmeksizin “erişilmesi istenen ülkü, elde edilmesi amaçlanan muhayyel yer” anlamında kullanıldığı görülmektedir. Orta Asya’da Oğuz Türkleri için Kızıl Elma, hangi yöne giderlerse gitsinler hedefleri ve kazandıkları zaferin adı haline gelir. Batı kaynaklarında asa ile birlikte hükümdarlık alameti olarak kullanıldığı belirtilen Kızıl Elma bazılarına göre İtalya’da Roma şehri, bazılarına göre de Roma’daki Saint Pierre Kilisesi’nin üzerinde bulunan ve denizden de görülebilen altın yaldızlı küre ya da bu kilisenin üstü kırmızı bakırla kaplanmış kubbesidir. Ancak bu ideal Osmanlılar’da biraz daha farklı bir anlam kazanır. Oğuzlar, Selçuklular ve Osmanlılar tarafından Roma ve Bizans imparatorluklarının hakimiyeti altındaki ülkelerin fethedilmesiyle Türkler’in cihan hakimiyetinin gerçekleşeceği düşüncesine varılması birbirini tamamlayıcı mahiyette ideallerdir. Bundan dolayı özellikle İstanbul’un fethi bir anlamda Kızıl Elma idealinin gerçekleşmesi şeklinde yorumlanmıştır. Kızıl Elma Osmanlı padişahlarınca da hükümdarlık alameti sayılmıştır. Topkapı Sarayı Müzesi’nde bulunan Osmanlı padişahları albümünde, Çelebi Sultan Mehmed’den III. Murad’a kadar sekiz padişahtan yedisinin elinde birer elma resmedilmiştir.

Fatih Sultan Mehmed, II. Bayezid ve II. Selim bu elmaları sol ellerinde, diğerleri sağ ellerinde tutmakta, Yavuz Sultan Selim’in ise iki elinde iki elma bulunmaktadır. Ayrıca çeşitli kaynaklarda, Fatih Sultan Mehmed devrinden başlayarak III. Selim dönemine kadar Türk askerlerinin dillerinden düşürmediği, “Padişahım, biz senin uğrunda ta Kafdağı’nın ötesine, Kızıl Elmaya dek varırız” sözleri Osmanlılar’ın ebedi saltanatının bütünlüğü anlamında kullanılmıştır. İstanbul’un fethinden sonra Türk milletinin hedef ve ideali Roma’ya yönelince burası bir Kızıl Elma olmuştur. Fatih Sultan Mehmed’in veziri Gedik Ahmed Paşa’nın Otranto seferi, Kanuni Sultan Süleyman’ın Korfu ve Pulya seferleri, Barbaros Hayreddin Paşa’nın Reggio seferi, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın Viyana kuşatması hep Kızıl Elma idealiyle açıklanmaya çalışılmıştır. Kızıl Elma efsanesinin yeniçeriler arasında da yaygın olduğu tahmin edilmektedir. Kanûnî’nin bir gün yeniçeri kışlasını dolaştıktan sonra, “Kızıl Elmada buluşuruz” diyerek askerin arasından ayrılması çeşitli kaynaklarda zikredilmektedir. Ziya Gökalp’in Türk Yurdu’nda yayımlanan ünlü manzum hikayesi “Kızıl Elma” ile bu kavram değişik bir muhteva kazanarak yeniden gündeme gelir.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Gökyay, Ş.Orhan, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 2002, cilt 25, sayfa: 559 – 561

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun