Kavalalı Mehmed Ali Paşa

Kavalalı Mehmed Ali Paşa
  • Doğum Tarihi ve Yeri : 4 Mart 1769, Kavala Yunanistan
  • Ölüm Tarihi ve Yeri : 2 Ağustos 1849, İskenderiye Mısır
  • Kraliyet Ailesi : Kavalalılar Hanedanı

Mısır valisi ve kendi adıyla anılan hanedanın kurucusu olan paşanın siyasi, iktisadi ve idari yükselişinin ardında yayılma politikası ve bu politikanın uygulanması noktasında motor vazifesi gören modern bir ordu vardır. Bu amaç için en önemli teşebbüsü ise modern bir eğitim sisteminin alt yapısını oluşturmak oldu 1809 yılında ise Avrupa’ya ilk öğrencilerini gönderdi. Kendisi eğitim almamış olmasına rağmen Mısır’daki gelişmeleri ve bölgeye yakın devletlerin politikalarını yakından takip eden paşa, kısa sürede ülkenin gelirini ciddi bir şekilde arttırdı ancak halkın refah seviyesinde fazla bir değişiklik olmadı.

İlk Yılları 

1769 yılında Kavala’da dünyaya gelen Mehmed Ali’nin ailesi hakkında kesin bir bilgi yoktur. Mehmed Ali ile ilgili erken yaştaki bilgiler; babasının yanında tütün ticareti yaptığı, vergilerini ödemek istemeyen birkaç köylü ile uğraştığı, emine adlı dul ve zengin bir kadınla evlendiğidir.

Mısır’ı işgal eden Fransızlar’a karşı hazırlanan birliğin içinde yer alan Mehmed Ali, 1801 yılında ilk adımını Mısır’a atmış oldu. Burada gösterdiği üstün başarılardan dolayı binbaşılığa yükseldi ve Arnavut birliklerinin ikinci kumandanı oldu.

Mısır'a Vali Olduktan Sonra

Fransız işgalinden sonra kargaşa içine düşen Mısır’ın bu durumundan faydalanan Mehmed Ali, çeşitli siyasi manevralar neticesinde Mısır’ın son valileri olan Hüsrev, Tahir, Ali ve Hurşid paşaları bertaraf ederek; 1805 yılında Babıali tarafından valiliğe getirildi. Üstün başarılarından dolayı her daim takdir gören paşa, İngilizlere karşı kazandığı zafer sonucunda oğlu İbrahim’in defterdar olarak Mısır’a gönderilmesine vesile olduğu gibi Mısır’ın sahil kısmı da paşa’ya bırakıldı.

İngilizlerin Mısır’dan gitmesi üzerine idari ve iktisadi reformlara başlayan paşa, başta ulemanın gücünü kırdı; nedeni ise iktidarı üzerinde tehlike olarak değerlendirmesiydi. Hakimiyeti üzerinde büyük engel olarak gördüğü Memlük beyleriyle de mücadeleyi sürdürdü ve Yukarı Mısır’da bunu büyük ölçüde sağladı. Babıali’nin Vehhabiler üzerine sefer düzenlemesi teklifini uzun zamandan sonra kabul etti; ancak öncesinde birkaç Memlük beyi dışındaki beyleri öldürttü. Oğlu başarılı olamadığı için bizzat yardımına koştu; 1818 yılında ise Vehhabilerin merkezi olan Der’iye kazanıldı. Böylece hac yollarının emniyeti sağlandı ve paşa İslam alemindeki itibarını arttırdı.

1820 yılında 2 yıl süren sefer sonucunda Sudan’ı kontrolüne alan Mehmed Ali Paşa, Nizam-ı Cedid adlı yeni bir de ordu kurarak daha da başarılar kazanmayı hedefledi. Nitekim Mora isyanını bastırarak Mora ve önemli adaları denetim altına almasıyla kurduğu yeni ordunun gücünü kanıtladı. Onun bu başarısı elbette Avrupa devletlerini rahatsız etti.

İsyanı 

Suriye’nin kendisine verilmesini talep ettiyse de bu Babıali tarafından kabul edilmeyince, oğlu İbrahim Paşa kumandasındaki bir orduyu 1831 yılında Suriye’ye gönderdi. Bir çok şehri ele geçiren orduyla anlaşma yoluna giden Babıali teşebbüslerinden bir sonuç alamayınca 1832 yılında tevcihat listesinden Mehmed Ali Paşa’yı ve oğlu İbrahim’in adlarını çıkartarak asi ilan etti.

1832 yılının Nisan ayında ilk kez Mısır birlikleriyle Osmanlı kuvvetleri karşılaştı ve İbrahim Paşa kumandasındaki ordu Halep ve Beylan gibi şehirlerde galibiyet kazandıktan sonra Konya üzerine hareket eden ordu, Sadrazam Reşid Mehmed Paşa kumandasındaki orduyu yendi; böylece sadece Anadolu değil Osmanlının başşehri de tehlike altına girdi.

Bu arada Babıali Mehmed Ali Paşa ile anlaşma zemini oluşturmaya çalıştı ancak Mehmed Ali Paşa’nın istekleri II. Mahmud trafından reddedildi. Fakat Avrupa Devletlerinin baskısı ve Rus kuvvetlerinin yardım için İstanbul’a gönderilmesi karşısında o talepleri kabul etmek zorunda kalan II. Mahmud, 1833 yılında Adana’yı İbrahim Paşa’ya verdi.

İlişkileri güvensizlik ve gerginlik ortamında devam ederken Mehmed Ali Paşa, askeri tedbir almıştır. Bu gergin ortamda patlak veren isyanlar ise kısa sürede Lübnan ve Filistin’de etkisini göstermiş ve 1834 yılında İbrahim Paşa tarafından kanlı bir şekilde bastırılmıştır.

1838 yılında Mehmed Ali Paşa tekrar bağımsızlığını ilan etme niyetini olduğunu bildirdi ve bu durumu artık silah zoruyla halletmek gerektiği düşünen II. Mahmud, Nizip’te karşı karşıya gelen orduların savaşı sonrasında yenilen Osmanlı ordusunun haberini alamadan vefat etti. Babıali ile Mehmed Ali Paşa’nın arasındaki mesele yine bir anda Avrupa’nın en önemli meselesi oldu ve yapılan müzakereler sonucunda Mısır’ın ve Akka’nın idaresi Mehmed Ali’ye şartlı olarak verilmek istendi ancak bunu kabul etmeyen paşanın karşısında  çıkan donanma Sayda, Beyrut ve Hayfa’yı ele geçirdi ve Akka düştü. Böylece paşanın Mısır ile irtibatı kesilmiş oldu. Bunun üzerine Mehmed Ali Paşa, Mısır valiliğinden azledilerek; paşanın soyundan gelen en büyük erkek evlada verileceği ilan edildi ve Mısır meselesi nihai bir çözüme kavuştu.

Son Yıllar 

Paşanın son yılları sakin geçti. Mısır’ın uluslararası gündemden kalkması, Mısır’ın bağımsız olması, Osmanlı Devleti’nin tehlikelerden kurtulması Mehmed Ali Paşa ile İstanbul arasındaki sorunların düzelmesine zemin hazırladı. 1848 yılında akli sorun yaşaması nedeniyle hava değişikliği için Napoli’ye gönderildi ancak iyileşmesinden ümit kesilmesi üzerine İbrahim Paşa Mısır’a vali oldu. Ancak hasta olan İbrahim Paşa’da kısa bir zaman sonra hayatını kaybetti. Yerine Tosun’un oğlu Abbas Hilmi Paşa geçti.

Mehmed Ali Paşa ise 1849 yılında İskenderiye’de hayatını kaybetti.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Kutluoğlu, H.Muhammet, İslam Ansiklopedisi, 2002, cilt: 25, Sayfa: 62-65

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun