Karacaahmet Mezarlığı

  • Tanım : Şehrin en eski ve en büyük mezarlığı
  • Yer : İstanbul – Üsküdar

Orhan Gazi tarafından 1352 yılında fethedilen Üsküdar’da Müslüman mezarlığı I. Murad devrinde oluşmaya başladı, İstanbul’un fethinden sonra giderek genişledi. Mezarlığa adı verilen Karaca Ahmed, Anadolu’nun İslamlaşmasında önemli katkıları olan abdalan-ı Rum zümresinden menkıbevi bir şahsiyettir. Resmi olarak 1698 yılından itibaren Karacaahmet Sultan Mezarlığı olarak adlandırılan mezarlığın bir diğer adı da Üsküdar Mekabir-i Müslimini’dir. Şehircilik tarihi açısından da önem taşıyan Karacaahmet Mezarlığı’nın başlangıç noktası Menzilhane Yokuşu’nun (günümüzde Gündoğumu caddesi) başı idi. Cumhuriyet döneminde yapılan imar faaliyetleri sonucunda kuzeydeki Tunusbağı caddesinin nihayeti ve burada halen mevcut olan Hacı Faik Bey Çeşmesi mezarlığın başlangıcı olmuştur. Günümüzde içinde bulunan yollarla birlikte yaklaşık 750.000 m²’lik bir araziyi kaplayan mezarlık Miskinler, Saraçlar Çeşmesi, Şehitlik, Musallâ ve Duvardibi adlı beş büyük bölgeye ayrılır. Güneyinde İbrahimağa çayırının devamında Karacaahmet Mezarlığı’ndan ayrı kabul edilen Ayrılık Çeşmesi Mezarlığı yer almaktadır. Menzilhane’den başlayarak Karacaahmet Türbesi’nin önünden geçen ve mezarlığı katedip Ayrılık Çeşmesi’ne ulaşan güzergah surre alayının yapıldığı ve ordunun sefere çıktığı yoldur. Bu yol, iki yanında yer alan ve her biri bir mimari şaheseri olan aile sofaları ve devlet adamlarının mezarlarıyla Karacaahmet Mezarlığı’nın bel kemiğini oluşturur.

Mezarlık, etkileyici görünümü ve mimari ihtişamıyla yüzyıllar boyunca yabancı seyyahları büyülemiş, bazı seyyahlar hatıralarında bu mezarlıktan söz etmişlerdir. Mezarlığa ait en eski fotoğraflar 1852-1854 yıllarında Ernest de Caranza tarafından çekilmiş, onu Abdullah Biraderler, Bergren ve Foto Sabah takip etmiştir. İçinde birçok kuş türünün yaşayıp yuvalandığı Karacaahmet Mezarlığı başta servi olmak üzere çınar, defne, çitlembik gibi ağaçları ve çeşitli bitkileriyle bir orman görünümündedir. Mezarlığın içinde ve çevresinde altı tekke ve namazgâh, üç cami, yedi çeşme, iki mektep, bir hastane ve bir kireçhane yapılmış, ayrıca su ihtiyacını karşılamak üzere irili ufaklı çeşitli kuyular açılmıştır. Hayattaki hiyerarşinin kabristanda da devam ettirilmiş olduğu görülmektedir. Çoğu yerde bir vezir veya şeyhülislam aile efradıyla yahut devrinin mülki amirleriyle yan yana gömülmüş, bu yerler giderek mezarlıkta özel bölümler oluşturmuştur. Özel adlarla anılan bu bölümler; Çiçekçi, Duvardibi, Harmanlık, Hattatlar, Hünkar imamı mevkii, İnadiye, Kaygusuz İbrahim Baba, Kuyubaşı, Miskinler, Saraçlar Çeşmesi, Seyitahmet deresi, Şehitlik, Yüksek Kaldırım, Tunusbağı olarak adlandırılmaktadır. Karacaahmet Mezarlığı’nda bazı mekanlar kesme taş duvarlarla yükseltilmiş ve içi toprak doldurularak aile sofaları meydana getirilmiştir. Bazı mezarlar ise açık türbe haline dönüştürülmüştür. Karacaahmet’te 16. yüzyıldan kalma mezar taşı hemen hemen yok gibi 1698 yılı sonrasına ait mezar taşları görülebilmektedir. Mevcut en eski mezar taşı Şeyh Hamdullah Efendi’ye ait olup 1520 tarihlidir. Taşların çoğunluğu 19. yüzyıla aittir.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

İşli, Necdet, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 2001, cilt 24, sayfa: 375 – 377

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun