Kâni

  • Meslek : Divan şairi
  • Doğum : 1702 – Tokat
  • Ölüm : Şubat 1792 – İstanbul
  • Başlıca Eserleri : Divan, Münşeât

Yergi şiirleriyle tanınan Osmanlı divan şairi Kâni, Tokat’ta dünyaya geldi. Öğrenimini memleketinde tamamlayan Kâni, genç yaşta nazım ve nesirdeki nükteli ifadesiyle çevresinde üne kavuştu. Önceleri derbeder bir hayat sürerken Mevlevi tarikatlarına dahil olarak kırk yaşına kadar Tokat Mevlevihanesi’ne bağlı kaldı. Sadâret makamına üçüncü defa tayin edilen Hekimoğlu Ali Paşa, Trabzon’dan Tokat yoluyla İstanbul’a giderken Kâni’nin yazdığı bir kasideyi beğenerek şeyhinin izniyle onu İstanbul’a götürüp Divân-ı Hümâyun Kalemi’ne yerleştirdi. Mizaç itibariyle özgür bir kişiliğe sahip olan, dolayısıyla çalışma ortamının disiplininden sıkılan Kâni, Ali Paşa’nın aynı yıl sadaretten ayrılması üzerine divan kâtibi olarak Silistre’ye gitti. Bu vazifede uzun müddet kaldığı gibi özel kâtip olarak bir süre de Ulah beylerinin hizmetinde bulundu. Kâni, 1782’de Sadrazam Yeğen Mehmed Paşa’nın daveti üzerine İstanbul’a döndü. Ancak burada saray adabına uymaması ve paşaya ait bazı sırları açıklaması yüzünden idama mahkûm edildiyse de Reîsülküttâb Hayri Efendi’nin aracılığıyla kalebend olarak Limni’ye sürüldü. Bütün mallarına el konduğundan Limni’deki hayatı mahrumiyet içinde geçti. Ömrünün sonlarına doğru affedilerek İstanbul’a dönen Kâni vefat etti.

Zarif ve hoşsohbet oluşu dolayısıyla devrinde çok sevilen Kâni daha ziyade bir mizah üstadı olarak ün kazandı. Bükreş’te iken sevdiği bir kızın kendisinden Hristiyan olmasını istemesi üzerine söylediği, “Kırk yıllık Kânî olur mu Yani” sözü deyim haline gelmiştir. Kâni, yaratılış itibariyle şair olmadığı ve şiirlerini daha çok bilgi kuvvetiyle yazdığı için edebiyat tarihlerinde nazmından çok nesriyle yer edinmiştir. Mektuplarındaki ince nükte ve hicivlerle dolu ifadesi kendine has tabirlerle bezenmiş, zengin secilerle süslenmiştir. Halk tabirlerinden de büyük ölçüde faydalanarak XVIII. yüzyıl Türkçe’sine geniş imkânlar kazandırdığı kabul edilen Kâni’nin münşeatı sanatkârane Osmanlı nesrinin önemli örnekleri arasında yer almaktadır. Hz. Peygamber için yazdığı na‘tlar dışında hemen bütün eserlerinde nükte, hiciv ve hezlden izler mevcuttur. 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Kayaalp, İsa, Kâni, Diyanet İslam Ansiklopedisi, 2001, c.24, sf.206-207

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, cilt.1, fasikül.1, İstanbul, 1983

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun