İvazzade Halil Paşa

  • Görev : Osmanlı Sadrazamı
  • Doğum : 1724 - İstanbul
  • Ölüm : 1776

18. yüzyıl Osmanlı sadrazamlarından İvazzade Halil Paşa Belgrad’ı 1739’da Avusturyalılar’dan geri alması dolayısıyla “Belgrad fâtihi” diye ün yapan Sadrazam İvaz Mehmed Paşa’nın oğluydu. Bu seferde babasıyla birlikte bulundu ve onun sadrazamlığı döneminde dergâh-ı âlî kapıcıbaşılığına getirilerek memuriyet hayatına başladı. Bu görevle ve silâhşor unvanıyla mübâşir olarak bazı muhallefât tespitlerine gönderildi. Bu amaçla gittiği Mısır’dan sonra Hicaz’a da uğrayarak hac görevini eda etti. Oradan döndükten sonra mîrâhûr-ı sânîliğe, aynı yılın 30 Eylülünde mîrâhûr-ı evvelliğe getirildi. Ağustos 1760’ta çavuşbaşı olan Halil Beyefendi 29 Nisan 1762’de bu görevinden de alındı ve Aralık 1762’de geçimini sağlamak için İstanbul Duhan Gümrüğü eminliğine, daha sonra ise ikinci defa mîrâhûr-ı evvelliğe tayin edildi. İvazzâde Halil Paşa’nın sadâreti zamanı, 1768’de başlayan Osmanlı-Rus savaşındaki iki büyük başarısızlığın gerçekleştiği dönem oldu. Bunlardan ilki 6-7 Temmuz 1770 gecesinde vuku buldu ve Çeşme Limanı’ndaki Osmanlı donanması Ruslar tarafından yakıldı. İkinci olumsuz gelişme serdâr-ı ekrem olarak idare ettiği, ancak Rus kuvvetleri karşısında yenilgiye uğrayarak ordugâhı terk etmek zorunda kaldığı Kartal Muharebesi’ydi. III. Mustafa, İvazzâde Halil Paşa’yı hemen görevden almadı ve gelişmeleri kader olarak kabullendi.

Keyfine düşkün ve israfa varan cömertliği ile tanınan Halil Paşa sefer mevsiminin sona ermesi ve ordunun kışlamak için Babadağı’na yönelmesinden hemen sonra görevinden alındı. İvazzâde Halil Paşa, hazineye olan epeyce yüklü borcuna rağmen müsâdereye uğramadan fakat vezirliği kaldırılarak mecburi ikametle Filibe’ye gönderildi. Tekrar vezir yapılarak Eğriboz sancağına tayin edilmesi, Sadrazam Muhsinzâde Mehmed Paşa’nın aracılığıyla gerçekleşti. Daha sonra değişik yerlerde görev yaptı; kardeşi İbrâhim Beyefendi’nin şeyhülislâm olmasından sonra Hersek sancağıyla birlikte Bosna beylerbeyiliğine, onun azlinin ardından Kavala ilâvesiyle Selânik sancak beyliğine, Sivas beylerbeyiliğine tayin edildi. Buraya gitmek üzere hasta bir halde yola çıktıysa da Korupazarı kazasına vardığında vefat etti. Halil Paşa’nın mezarının Nallıhan yakınlarında bulunması kuvvetle muhtemeldir.  Sadrazam olduktan kısa süre sonra kethüdâlığından azlettiği, fakat sadâretinin son aylarında yine kethüdâsı olan Ahmed Resmî Efendi, Halil Paşa’yı “avucu delik” ifadesiyle niteleyerek onun aslında kötü biri olmadığından söz etti. Vefat ettiğinde borçları terekesinden fazla çıktı. Son tayin yeri olan Sivas’a giderken yanında yaklaşık seksen cilt kitabı bulunmaktaydı.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Sarıcaoğlu, Fikret, İvazzade Halil Paşa, Diyanet İslam Ansiklopedisi, 2001, c.23, sf.494-496

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun