İsmail Hakkı Bey

İsmail Hakkı Bey
  • Meslek : Besteci ve musiki hocası
  • Doğum : 1866 – İstanbul
  • Ölüm : 30 Aralık 1927 – İstanbul
  • Başlıca Eserleri : Kâr-ı Nâtık, Nihavent Ağır Semai, Nihavent Yürük Semai, Şedd-i araban Şarkılar

Türk musiki bestekarı ve eğitmeni İsmail Hakkı Bey İstanbul’da dünyaya geldi. İlköğreniminden sonra örücü çırağı olarak çalışmaya başladı. On üç yaşlarında iken mahalle camisinde okuduğu ezanı dinleyen bir hünkâr müezzininin tavsiyesiyle saraya alındı. Burada Muzıka-i Hümâyun’da Suyolcu Latif Ağa’dan Türk musikisi nazariyatı ve usul, Zâti Bey (Arca) ve Guatelli Paşa’dan Batı müziği dersleri alarak kendini yetiştirdi. Kısa zamanda müezzin-i şehriyârîler arasına girdi. Ardından kolağası rütbesiyle sermüezzinliğe tayin edildi. Muzıka-i Hümâyun’un fasl-ı cedîd ve fasl-ı atîk heyetlerinde de görev alan İsmail Hakkı Bey serhânende sıfatıyla fasl-ı cedîdin başına getirildi ve burada kaymakamlığa kadar yükseldi. II. Meşrutiyet’in ilânından sonra İzzettin Hümâyî (Elçioğlu) ile birlikte Mûsikī-i Osmânî Cemiyeti (Mektebi) adıyla bir öğretim kurumu açtı ve burada dersler verdi. Talim ve Terbiye Dairesi Sanayî-i Nefise Encümeni’nin 9 Aralık 1926 tarihli kararıyla Dârülelhan Şark Musikisi Bölümü’nün lağvedilmesi üzerine kurulan Tarihî Türk Musikisi Eserlerini Tasnif ve Tespit Heyeti üyeliğine tayin edildi. Karaköy’de tramvayda kalp sektesi sonucu öldü.

İsmail Hakkı Bey özellikle bestekârlığı ve hocalığı ile tanınmıştır. Saz semaisi, peşrev, longa, oyun havası, zeybek, kâr, kâr-ı nâtık, beste, semai, şarkı, köçekçe, marş, tevşih, durak, ilahi, şuğul, nefes gibi Türk musikisinin hemen her formda 2000 civarında eser vermiş nadir sanatkarlarındandır. Çok kolay beste yaptığı, ders verirken bir taraftan da eser bestelediği söylenir. Canlı, yumuşak ve lirik bir üslûbun hâkim olduğu eserlerinde zengin ifade gücünden doğan melodik yapının yanında geniş bir ufuk gözlenir. Mehmed Akif Ersoy’un İstiklâl Marşı’nı rast makamında besteleyen İsmail Hakkı Bey’in aynı makamda bestelediği, “Ordumuz etti yemin” mısraıyla başlayan Ordu Marşı ve “Ey şanlı ordu ey şanlı asker” mısraıyla başlayan Tekbir ve Cenk Marşı ile mâhur makamındaki, “Gāfil ne bilir neşve-i pürşevk-i vegāyı” mısraıyla başlayan Mehterhâne-yi Hâkānî Marşı da günümüze çok az eserle intikal etmiş mehter repertuvarının sevilen örnekleri arasındadır.  “Muallim” lakabıyla tanınan İsmail Hakkı Bey, kurduğu Mûsikī-i Osmânî Cemiyeti (Mektebi) ile dönemin musiki eğitim ve öğretim çalışmalarını önemli ölçüde desteklemiş, önceleri birkaç kişiden ibaret olan incesaz takımlarındaki geleneksel yapının dışına çıkarak otuz-kırk kişilik ses ve saz topluluğu ile halka açık icraların ilk örneklerini vermiş, ayrıca Şehzadebaşı’ndaki Yeni Ferah Tiyatrosu’nda kurduğu İstanbul Opereti’nin orkestrasını bizzat yönetmiştir. 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Özcan, Nuri, İsmail Hakkı Bey, Diyanet İslam Ansiklopedisi, 2001, c.23, sf.101-102

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, cilt.1, fasikül.1, İstanbul, 1983

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun