İskender Paşa

Osmanlı beylerbeyidir.

Hayatı

1490 yılında Aral Gölü ile Hazar Denizi arasındaki topraklarda dünyaya geldiği, babasını kaybetmesi üzerine ailesiyle birlikte Osmanlı ülkesine göç ettiği, 1510’lu yıllarda Trabzon’dan İstanbul’a gelerek Deli Hüsrev Paşa’ya giderek onun maiyetine girdiği ve bazı seferlere katıldığı rivayet edilir. Çağdaşı öteki İskender paşalardan ayrılması için Çerkez, Gazi ve Sarı lakapları ile anıldığı bilinir.

1521 yılında kapıcıbaşı ardından çavuşbaşılığına yükseltilen paşa, Hüsrev Paşa’nın Rumeli beylerbeyiliğine nakli üzerine onunla birlikte gitti ve bir süre sonra sancak beyliğine terfi etti. 1547 yılında İstanbul’a çağrılarak Anadolu deftardarlığına getirildi.

1548 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın çıktığı II. İran seferine katılan paşa, Tebriz’in zaptında önemli hizmetlerde bulundu. Yine aynı yıl içinde kendi isteği ile Van’ın ilk beylerbeyi oldu. Bu şehri imar çalışmaları ile daha güvenli bir hale getiren paşa, ilk önce harap haldeki Van Kalesi’ni onartıp savunma amaçlı olarak kullanılacak hale getirdi.

1551 yılında Erzurum beylerbeyiliğine nakledildi ve bu görevi sırasında Gürcüler ile savaştı, Ardanuç Kalesi’ni alarak Osmanlı idaresine kattı. Ardından doğuya doğru ilerleyerek Ardahan ve çevresini, Şavşat ve Göle’yi aldı. Narman Kalesi de İskender Paşa’nın gayreti ile Osmanlı Devleti’ne bağlandı.

1550 yılında Kanuni’nin İran seferinden dönmesinin ardından Şah I. Tahmasb, Hoy Kalesi’ni kaybetmiş olmanın hıncıyla hazırladığı büyük bir orduyu oğlu İsmail Mirza kumandasında Erzurum’a gönderdi. Erzurum Kalesi önünde 5000 kişilik Osmanlı ordusu ile kalabalık Safevi ordusu arasında şiddetli bir savaş oldu ve sonunda İskender Paşa yenildi ancak kale düşmekten kurtuldu. Sultan Süleyman tarafından cezalandırılmayı beklerken padişah, onun elinden geleni yaptığını söyleyerek gönlünü aldı ve ufak hediyeler gönderdi.

Bu savaştan kısa bir süre sonra Diyarbekir beylerbeyiliğine getirilen paşa, aralıksız 14 yıl boyunca burada hizmet verdikten sonra Bağdat valiliğine getirildi. Bağdatta iken Ulyanzade tarafından çıkarılan isyanı bastırdı ve Ulyanzadeyi padişaha tabi yaparak hazineye yılda 15.000 altın kazandırdı.

1569 yılında Mısır valiliğine tayin edilen paşa 2 yıl burada görev yaptıktan sonra İstanbul’da yeni görev yerini beklerken hayatını kaybetti.

Meziyetleri

Kaynaklarda akıllı, heybetli, kamil, adil, müşfik, bilgin ve yiğit bir kimse olarak nitelendirilen paşa, Arapça ve Farsçayı iyi derecede bilmekteydi. Konağında ilmi toplantılar düzenleyen, fıkhi ve tasavvufi sohbetler içinde bulunan İskender Paşa, şiir ile de uğraşmıştır ancak günümüze yalnızca Budin Kalesi’nin alınışıyla ilgili bir dörtlüğü ulaşmıştır.

Ülkeye Kazandırdıkları

İskender Paşa görev yaptığı yerlerde camii, medrese, mektep, han ve hamamlar inşa ettirmiştir. Van valiliği sırasında yaptırmış olduğu medrese ile mescidi I. Dünya Savaşı’nda Rus işgali sırasında harap olmuştur. Paşa’nın Bitlis’in Rahva Geçidi’ne yaptırmış olduğu han ise özellikle kış aylarında yolcular için adeta sığınak haline gelmiştir. Ahlat’ta Van Gölü kıyısında eski kale içinde camisiyle hamamı bulunan paşa, buranın hareketlenmesi için Cuma günleri burada Pazar kurulmasını sağladı.

Erzurum beylerbeyiliği sırasında aldığı Ardanuç’ta Akkoyunlular zamanından kalma harap durumdaki camiyi yeniden inşa ettirerek ibadete açmış, bu caminin giderleri için de o civarda satın aldığı arsa üzerinde yaptırdığı altmış dükkanın gelirini bağışlamış, ayrıca yaptırdığı ev, fırın, boyahane gibi gayri menkullerin gelirlerini de bu camiye vakfetmiştir. Rus işgalinde minaresi yıkılan cami bir süre depo olarak kullanılmış, 1918 yılında geri alındıktan sonra ahşap bir minare ilavesiyle tekrar ibadete açılmıştır.

İskender Paşa Diyarbekir’de plan ve projesi kendisine ait olması muhtemel büyük bir cami, bir konak, ayrıca medrese, hamam ve beş adet un değirmeniyle bir adet çeltik değirmeni, Dicle’ye nazır ve Hamamlı adıyla anılan bir de köşk yaptırdığı gibi Hamravat suyunun şehre getirtilmesini sağlamış, muhtemel bir ablukaya karşı kale içinde bulduğu kaynağı da ıslah ederek şehrin su ihtiyacına katkı sağlamıştır. Padişah tarafından kendisine temlik edilen bu suyu değirmenlerin işlemesine vakfetmiştir.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Özcan, Abdülkadir, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, cilt 22, 2000

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun