İmrahor İlyas Bey Camii

İmrahor İlyas Bey Camii
  • Tanım : İstanbul’da XV. yüzyıl sonlarında eski bir Bizans kilisesinden çevrilen cami.
  • Camiye dönüştüren : İmrahor İlyas Bey
  • Yer : İstanbul

II. Bayezid’in mîrâhuru İlyas Bey aslen, Arnavutluk’un güneydoğusunda bulunan Görice kasabasının 7 km. kuzeyindeki Boboştitsa köyündendi. II. Bayezid 1486 yılında bir temliknâme ile bu köyü ona bağışladı. İmrahor İlyas Bey Camii aslında Bizans döneminde İstanbul’un en büyük ve en eski manastırlarından Studios Manastırı’nın Hagios Ioannes Prodromos adına yapılmış kilisesiydi. 454’te Doğu konsülü olan Studios tarafından muhtemelen 461 yılına doğru inşa ettirildi, ayrıca yanında bir manastır kuruldu. Bugün harabe halinde bulunmasına rağmen yapı şehrin henüz ayakta duran en eski dinî binası olduğundan özel bir tarihî değere sahipti. Bunun yanında erken Hristiyan döneminin mimari özelliklerini aksettirdiği için de ayrı bir önem taşır. Studios Manastırı önemli bir Hıristiyanlık merkezi oldu. Zamanla büyük bir teoloji kuruluşu halini alarak Bizans tarihi boyunca burada yazılan veya istinsah edilen kitaplar, yapılan minyatür ve ikonalar şöhretinin artmasını sağladı.

Studios Manastırı ve Ioannes Prodromos Kilisesi’nin II. Bayezid döneminde İmrahor İlyas Bey tarafından camiye dönüştürüldüğü bilinir. 23 Ağustos 1782 yangında İmrahor İlyas Bey Camii ağır zarar görerek birçok kısmı yıkıldı. Cami 1894 depreminde de zarar gördü, üstünü örten çok geniş yüzeyli ahşap çatı çürüyerek bel vermeye başladı. 1908 yılı kışında üzerine yığılan karın ağırlığı ile kısmen çöktü. Bir daha tamir edilmeyen yapı o tarihten itibaren gittikçe harap olarak şimdiki durumuna geldi.  İmrahor İlyas Bey Camii, Bizans döneminde manastır iken önemli bir el yazması ve tezhip atölyesi olarak çalıştığı gibi Türk döneminde de ünlü hattatların yetiştiği bir merkez oldu. Cami harap olduktan sonra orta nefin doğu ucunda evvelce sunak masasının durduğu yerde, içine iki üç basamakla inilen haç biçiminde ve önceleri içi mermer kaplı bir kutsal kalıntı saklama hücresi bulundu. İmrahor İlyas Bey Camii’nin içinde Türk dönemine işaret eden hiçbir iz kalmadı. Hatta uzun süre duran mihrap bile yok edildi. Caminin avlusu, tekkenin son mensuplarından bir ihtiyar tarafından yaşlı ağaçların gölgelediği, şadırvanın suyunun aktığı, son derece güzel çiçekli bir bahçe halinde yarım yüzyıl boyunca korundu ve şehrin tarihî hâtıralarla dolu dinlendirici bir köşesi olarak edebiyata geçti.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Eyice, Semavi, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt 22, 2000

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun