İbn Nasır es-Selami

  • Meslek : Hadis Hafızı
  • Doğum : 5 Nisan 1075 - Bağdat
  • Ölüm : 11-17? Ekim 1155 - Bağdat
  • Başlıca Eserleri : Me’haz ale’l-Garibeyn, et-Tenbih ale’l-elfazi’lleti vaka’a hata fi nakliha ev zabtıha ev tefsiriha fi Kitabi’l-Garibeyn

Bir Türk muhaddisi olan babası genç yaşta vefat edince dedesi fakih Ebu Hakim el-Habri’nin himayesinde yetişti. Önce Şafii fıkhını öğrendi; ardından lügat ve edebiyat dersleri aldı. Rical ve ilelü’l-hadis alanlarında üstün bir seviyeye ulaşan Muhammed Nasir, Ali isnadlarıyla tanınan alimlerden rivayetlerinin icazetini aldı. İlmi seyahatlerinden sonra Bağdat’a yerleşen İbn Nasır güzel Kur’an okuyan, fasih konuşan, Arapça’yı iyi bilen, fıkıh, hadis, nahiv ve lugat ilimlerinde otorite kabul edilen bir alimdi. Onun önceleri Şafii mezhebine mensup olduğu, gördüğü bir rüya üzerine Hanbeli mezhebini seçtiği kaydedilmektedir.

Sem‘ani’nin güvenilir bir muhaddis, güçlü bir alim ve dindar bir kimse olarak nitelediği İbn Nasır’ı insanların aleyhine konuşmakla itham ettiği belirtilmekteyse de İbnü’l-Cevzi bu iddiayı reddetmekte ve hocasının sika, hafızası sağlam ve Ehl-i sünnet mezhebine bağlı bir alim olduğunu, birini cerhetmekle gıybet etmek arasında fark bulunduğunu, hadisçinin hem cerh hem ta‘dil yapabileceğini söyleyerek Sem‘ani’nin bu sözlerini Hanbeli mezhebi mensuplarına karşı duyduğu taassuba bağlamaktadır. İbnü’l-Cevzi’nin Sem‘ani hakkındaki sözlerini aşırı bulan Zehebi ise İbn Nasır’ın bazı kimselere karşı katı davrandığını söylemiş, ayrıca Sem‘ani’nin tarihi ve diğer bazı ilimleri İbnü’l-Cevzi’den ve İbn Nasır’dan daha iyi bildiğini kaydederek onu savunmuştur.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Ateş, Ali Osman, Muhammed Nasir Diyanet İslam Ansiklopedisi, 1999, C. 20, sf. 225-226

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun