I. Mahmut

  • Görev : Osmanlı Padişahı
  • Doğum : 1696 - Edirne
  • Ölüm : 1754 - İstanbul

Yirmi dördüncü Osmanlı padişahıdır.

Şehzadelik Dönemi

1696 yılında Edirne’de doğan Şehzade Mahmut, II. Mustafa’nın büyük oğludur. Çocukluk yıllarını doğduğu yerde geçirdiği gibi ilk eğitimini de burada aldı. Yaşanan Edirne Vak’asında babasının tahttan indirilmesi üzerine kardeşleri ile birlikte hapsedildi. Hapis hayatı 27 yıl sürdü ve bu süre zarfında genellikle kuyumculuk sanatı ile uğraştı. Patrona Halil İsyanı sırasında tahttan indirilen III. Ahmet’in yerine 1730 yılında halk tarafından tahta çıkartıldı. Kendisine ilk biat eden amcası III. Ahmet olup; kimseye güvenmemesi konusunda onu uyardığı bilinmektedir.

Padişahlık Dönemi

Saltanatının ilk haftalarında asilerin isteklerini yerine getiren I. Mahmut, devlet adamlarında değişikliğe gitti. Asilerin istediği Lale Devri’nde zevk alemlerine mekan olan Kağıthane ve Sadabad’daki köşkleri yıktırıldı ve devlet neredeyse Patrona Halil’in vesayeti altına girdi. Öyle ki Etmeydanı’ndaki 49. cemaatin bulunduğu odadan yönetilir oldu. Bu nedenle I. Mahmut öncelikli olarak Patrona Halil’den kurtulmak istiyordu ki bu konuda muvaffak oldu. Bu duruma isyan edecek olanlar İstanbul’dan uzaklaştırıldı ve asayişe yönelik sıkı tedbirler aldı. Asilerin kökünü kazıyıp devlet idaresini tam anlamıyla eline aldıktan sonra dış meseleler ile ilgilenmeye başladı.

Osmanlı-İran mücadelesi giderek büyüdü ve 1733 yılında İran’a savaş ilan edildi. Tebriz’i geri alan Osmanlı Devleti I. Mahmut’a ‘’Gazi’’ ünvanını verdi fakat Tebriz yine elde tutulamadı. İran ile anlaşma yoluna giden Osmanlı Devleti, Kasrışirin Anlaşmasını imzaladı.

1736 yılında Ruslar Azak Kalesi’ne saldırarak Kırım’a oradan Orkapı’ya yürüdü; buna karşılık Osmanlı Devleti Ruslara karşı savaş kararı aldı. Ruslar Osmanlının elindeki topraklara zarar versede, Osmanlı hükümeti barışı ümit ediyordu ancak savaş başlamıştı. Ruslar Özi’yi işgal ederken Avusturyalılar Bükreş’i ele geçirdi. Bu kayıplara üzülen I. Mahmut devlet adamlarına kaybettikleri yerleri geri almayı emretti; özellikle hedef Belgrad idi. Avusturyalıları yenerek Belgrad’ı geri alan Osmanlı Devletine barış teklifi sundular ve 1739 yılında antlaşma imzalandı. Yine aynı yıl Rusya ile de barış yapıldı ve 1768 yılına kadar sürecek olan uzun barış dönemi başladı.

Bunun dışında 1748 yılnda çeşitli isyanlar ile uğraşmak zorunda kalan I. Mahmut, orduyu güçlendirmeye ve modernleştirmeye çalıştı. Topçu Ocağı düzene sokularak yeni toplar döktürüldü, kağıt ithali başladı ve ilk defa yangınlara karşı hortumlu tulumbacılar kullanılmaya başlandı.

Taşrada merkezi hükümetin gücünü yerleştiemeye çalışan, ancak ayan denilen zümrelerin bir güç odağı haline gelmesini önleyemeyen I. Mahmut, 1740 yılında bir adaletname yazdı ve halkı bu zümrenin şiddetinden korumak istedi. Ayrıca bu dönemde önemli bir mali buhran yaşanmadı.

Osmanlı Devleti’ne son parlak dönemini yaşatan ve haleflerine uzun bir barış devri bırakan I. Mahmut, 1754 yılında Topkapı Sarayı’nın Demirkapı girişinde hayatını kaybetti. Naaşı Yenicamii yanındaki Valide Turhan Sultan Türbesi’ne defnedildi.

Padişaha Dair

I.Mahmut dış ve iç meselelerde denge politikası izlemiş, dahildeki huzursuzlukları sık sadrazam değiştirmekle önlemeye çalışırken dış politikada başarılı anlaşmalara imza atmıştır. Onun ülke meseleleriyle yakından ilgilendiği, Divan-ı Hümayun toplantılarına katılarak halkın dertlerini dinlediği, cirit, at yarışı, yüzme sporlarından ve özellikle mehtap seyrinden hoşlandığı belirtilir. I. Mahmut, “Sebkatî” mahlasıyla şiirler yazmış, musikiyle uğraşmış ve bir kısmı günümüze ulaşan besteler yapmıştır. Başta lale olmak üzere çiçekleri çok sevdiği ve satranç meraklısı olduğu nakledilir.

İstanbul-Edirne arasındaki mîrîye ait bütün kasırları tamir ettiren özellikle de İstanbul’un imarı için çalışan ve çağdaş tarihçiler tarafından “muammir-i bilâd” olarak nitelenen I. Mahmut, Lale Devri’nde başlayan imar faaliyetlerini daha bilinçli şekilde sürdürmüştür. İstanbul’un özellikle Galata ve Beyoğlu yakasının su meselesine el atmış, yaptırdığı bentlerde toplanan suları Tophane’de tamamlattığı meydan çeşmesiyle Azapkapı’daki Saliha Sultan Çeşmesi’ne, Kasımpaşa, Tepebaşı, Galata ve Beşiktaş semtlerindeki 100’den fazla çeşmeye dağıtmıştır. İnşa ettirdiği su makseminden dolayı ünlü “Taksim” adı onun zamanından beri kullanılmaktadır.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Özcan, Abdülkadir, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, cilt 27, 2003

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun