I. Ahmet

  • Görev : Osmanlı Padişahı
  • Doğum : 1590 - Manisa
  • Ölüm : 1617 - İstanbul

On dördüncü Osmanlı padişahıdır.

Hayatı

1590 yılında Manisa’da doğan Şehzade Ahmet, III. Mehmet’in oğludur. Celali fetretinden dolayı sancağa çıkamamış ilk padişah olup, babasının vefatı üzerine 1603 yılında henüz 14 yaşında iken tahta çıkmıştır.

Padişahlık Dönemi

İlk işi olarak devlet işlerine çok karışan III. Mehmet’in annesi Safiye Sultan’ı eski saraya göndermek oldu ve bu sırada İran – Avusturya ile olan savaş hali devam ediyordu. Bir yandan da Şah I. Abbas Revan’ı teslim aldı, Kars’a girdi ve karşısına onu durdurmak için Sinan Paşa görevlendirildi. Ancak aldığı yanlış kararlar ile askerler arasında huzursuzluk çıkarmasına neden oldu. Bu huzursuzluklara neden olduktan kısa bir süre sonra vafat eden paşa İran cephesinde durumu zorlaştırdı.

Diğer tarafta da Estergon üzerine yürüyen Lala Mehmet Paşa, Estergon Kalesini aldı. Anadolu’da Celali isyanlarının tehlikeli bir hal alması, diğer taraftan İran cephesinde başarı elde edilememesi sebepleriyle İstanbul’a çağrılan Sadrazam Lala Mehmet Paşa İran üzerine serdar tayin edildi.

Uzun yıllardan beri devam eden Osmanlı-Avusturya savaşlarını bir sonuca bağlamak için anlaşma zemini hazırlamaya çalışan Murat Paşa, 23 gün süren bir müzakereden sonra 17 maddelik ahidnamenin imzalanmasında başarı sağladı. Ancak bu ahidnameye göre Osmanlı sultanı ile imparator eşit kabul edilecekti ve bu hükümlerle Osmanlı Devleti bir adım geriledi ve iki hükümdar arasında eşitlik prensibinin kabul edilmesiyle Avrupa devletleri karşısındaki mutlak Türk üstünlüğü ortadan kalktı.

Osmanlı-Avusturya mücadeleleri sebebiyle Anadolu’da devlete karşı başlayan hoşnutsuzluk, halktan fazla vergi alınmasıyla en yüksek seviyeye çıkmış ve timarlı sipahilerin zaafa uğraması da isyan hareketlerinin genişleyerek yayılmasına ve böylece Celali isyanlarının had safhaya ulaşmasına yol açmıştır. Bu isyanı bastırmak isteyen Osmanlı Devleti Oruç Ovası’nda meydana gelen savaş sırasında 30.000 tüfekli askere sahip asi ordunun karşısında zor durumda kaldı fakat Murat Paşa’nın gayreti ile 1607 yılında asiler mağlup edildi. Anadolu’da sükunet sağlanınca İran’a sefer hazırlıkları başladı ve 1610 yılında Kuyucu Murat Paşa Tebriz’de bulunan Şah Abbas üzerine yürüdü. Ancak karşılaşma olamadan Murat Paşa Diyarbakır’da öldü.

Anadolu’da tekrardan isyanlar başladı, köyler harap bir halde terkedildi ve askeri sınıflar köylüler üzerine nüfuz etti. Bunun üzerine I. Ahmet 1609 yılında bir adaletname çıkararak terkedilen köylerin tekrar iskanına karar verdi.

1612 yılında yeni paşanında etkisi ile Safevilerle anlaşma imzalandı diğer tarafta İspanya Krallığı ile müttefikleri Toskana Büyük Dükalığı ve Malta şövalyeleri Akdeniz’de Osmanlı sahillerine baskınlar yapıyorlardı. Kaptanıderya Mehmet Paşa ise Halil Paşa ile birlikte Kıbrıs sularında on kadar Malta korsan gemisiyle karşılaştı; bunları mağlûp ederek devrin en büyük gemisi olan “Karacehennem”i tahrip etmeyi başardı. Donanmanın takviyesine büyük önem veren I. Ahmed’in ikinci defa kaptan-ı deryalığa getirdiği Halil Paşa, Malta’ya asker çıkardığı gibi Trablusgarp’ta mahalli levendlerin reisi olan Sefer Dayı’yı da bertaraf etti. Bu sırada donanmanın Akdeniz’de bulunmasını fırsat bilen Kazaklar Sinop’a baskın düzenleyip şehri tamamen yağma ve tahrip ettiler, ancak daha sonra şiddetle cezalandırıldılar. Osmanlı donanması I. Ahmed zamanında başarılı bir dönem yaşamıştır.

Leh asilzadesi Samuel Korezky, Kazaklar’dan meydana gelen bir orduyla Boğdan’a girerek Voyvoda Stefan’ı kovdu. Osmanlı Devleti Boğdan işinin hallini Bosna Beylerbeyi İskender Paşa’ya verdi. O da bir miktar askerle Boğdan’a hareket etti ve Korezky’yi yenerek aldığı 500 kazak esiriyle İstanbul’a döndü. Bundan sonra Kazak meselesinin kökünden halline memur edilen İskender Paşa, Lehistan ordusu ve Eflak, Boğdan, Erdel voyvodalarının kuvvetleriyle karşılaşmak üzere Turla nehrine doğru hareket etti. İki ordunun karşılaşacağı sırada Lehler’in isteğiyle barış masasına oturuldu ve antlaşma şartları tesbit edildi.

1612 yılında Hollanda ile ilk ticari anlaşma yapılmıştır. 1617 yılına gelindiğinde Sultan I. Ahmet 51 gün süren mide hastalığı sonucu vefat etti.

Devlete Kattıkları

I.Ahmed zamanının önemli değişikliklerinden biri saltanatın intikali meselesinde olmuştur. O zamana kadar herhangi bir kuralı olmayan cülusta, bu padişahtan itibaren “ekberiyet” ve “erşediyet” yani hanedanın en büyük ferdinin tahta geçmesi usulü benimsenmiş, öteki şehzadeler sarayın özel bir yerinde kafes arkasında tutulmaya başlanmıştır. Bu kanuna uyularak Sultan Ahmed’e I. Mustafa halef olmuştur.

Osmanlı tarihinde en büyük yapılar arasında sayılan ve mimari özellikleri bakımından sanat tarihinde önemli bir yeri olan Sultan Ahmed Camii onun tarafından inşa ettirilmiş, kendisi de temel atılırken altın bir kazma ile terleyinceye kadar bizzat çalışmıştır.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

İlgürel, Mücteba, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, cilt 2, 1989

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun