I. Mustafa ve İbrahim Türbesi

Ayasofya’nın yanında eskiden vaftizhane olarak kullanılan ve Sultan I. Mustafa’dan sonra Sultan İbrahim’in de gömülmesi üzerine onun adıyla anılan yapıdır.

Tarihçesi

Bizans kaynaklarına göre Ayasofya kilisesindeki iki vaftizhaneden biri olup kilisenin güney cephesi yanında ana binadan biraz ayrı kubbeli bir yapıdır. Ayasofya camiye dönüştürülünce burası, kandil yağlarının depolandığı bir ambar haline getirilerek 2 yüzyıl kadar böylece kullanıldıktan sonra 17. yy’ın ilk yarısı içinde türbeye çevrilmiştir. Osmanlı padişahlarının bazıları sağlıklarında yaptırdıkları özel türbelere gömülmüş, bazılarının defnedildikleri yerde üzerlerine bir türbe inşa edilmiş, pek azı da esası Bizans dönemine ait olan eski yapılardan çevrilen türbelere gömülmüştür. Osman ve Orhan Gazi’nin Bursa’daki türbelerinden sonra eski bir Bizans yapısının aynı maksatla kullanılmasının ancak 17. yüzyılda bir daha tekrarlandığı görülmektedir. Sultan I. Mustafa ile Sultan İbrâhim’in türbesi olan bu mezar binası daha çok bu ikinci padişahın adıyla tanınır.

Sultan Mustafa ve Sultan Murat dışında bu türbede; Sultan IV. Murat’ın kızı İsmihan Kaya Sultan, I. Ahmet’in kızı Hanzade Sultan, yine aynı padişahın kızı Atike Sultan, İbrahim’in oğlu Şehzade Selim ile IV. Mehmet’in oğlu Şehzade Selim yatmaktadır.

Mimari Özellikleri

Türbede 18. yy.’ın ikinci yarısında, belki de 1766 depreminin arkasından girişin önüne barok üslûbunda kemerli bir sundurma ile bir türbedar odası eklenmiş veya daha önceden var olan bu unsurlar o yılların sanat akımına uygun biçimde yenilenmiştir.

Yapı, vaftizhane olarak mimarisi bakımından benzer binaların en büyük ölçülü olanlarındandır. Türbeye dönüştürüldüğünde bazı değişikliklere lüzum görülmüştür. Bu işleri kimin yaptığı bilinmezse de bu yıllarda hassa mimarlarından Kasım Ağa akla gelen ilk isimdir. Binanın tam ortasında gömülü olan mermer vaftiz teknesini dışarı çıkarmak için Ayasofya tarafındaki duvarda geniş bir gedik açılarak tekne burada duvara yanaştırılmış, ardından tekrar örülmüştür. Binanın batı tarafındaki esas girişi iptal edilerek bir pencere biçimine sokulmuş, evvelce narteks durumunda olan çapraz tonozlu üç bölüm halindeki kısmın orta bölümüne Kaya Sultan defnedilmiştir. Köşelerdeki eksedraların içlerindeki nişlerle pencereler örülerek dolap haline getirilmiş ve eksedraların yarım kubbeleriyle pandantifler ve ana kubbe kalem işi klasik üslûpta nakışlarla süslenmişti. Türbenin girişi binanın kuzeydoğu köşesindeki eksedrada açılan bir kapı ile sağlanmıştır. Bunun dışına ve eski vaftizhânenin doğu tarafına bitişik bir sundurma, hol ve türbedar odası yapılmıştı.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Eyice, Semavi, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, cilt 21, 2000

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun