I. İbrahim

  • Görev : Osmanlı Padişahı
  • Doğum : 4 Kasım 1615
  • Ölüm : 1648

1615 yılında doğan Şehzade İbrahim, I. Ahmet’in Kösem Sultan’dan doğan oğludur. 25 yaşında tahta çıktı ve saltanat makamının ilk günlerinde Osmanlı Devleti’nin en karışık dönemine rastgeldi. Amcası I. Mustafa’nın akli dengesizliği, abisi Genç Osman’ın katli, yine IV. Murat’ın tahta geçtiği sırada uyguladığı sert tavırlar onun hassas mizacını oldukça etkiledi. IV. Murat’ın hastalanıp son anları yaşadığı sırada dahi tahtın tek varisi olan İbrahim’i öldürmek istemesi ancak bu durumun Kösem Sultan tarafından engellenmesi onun hayal bile edemeyeceği bir noktaya ulaşmasını sağladı ve 1640 yılında tahta çıkarak cülus töreni gerçekleşti.

Padişahlık Dönemi

8 yıl süren saltanatı sırasında hem iç meselelerde hem de dış meselelerde oldukça sakin bir dönem yaşadı. Veziriazam Kemankeş Kara Mustafa Paşa sayesinde istikrarlı ve huzurlu geçen yılların ardından IV.Murat’ın uygulamış olduğu sert ve sıkı tedbirlerden sonra İstanbul’da ve taşrada bir rahatlama görüldü.

1641 yılında İran ile olan anlaşmalar yenilendi, ayrıca bu dönemde Otuzyıl Savaşları’yla sarsılmış olan Avusturyalılar’ın 1644/45 yılında Fransızlar tarafından sıkıştırıldıkları çok zor bir devrede gönderdikleri elçilik heyetinin Osmanlılar’ın yeni bir Avrupa seferine çıkmaması için giriştiği diplomatik faaliyetler önemli bir yer tutar.

1645 yılında serdar Yusuf Paşa kumandasındaki Osmanlı donanması İstanbul’dan ayrıldı ve Girit’e doğru yola çıktı. Bu sefer her açıdan önemliydi ancak maddi ve manevi zorlukları tam olarak hesaplanamamıştı. Girit’e doğru giden donanma ilk olarak Hanya’yı ardından Kisamo Kalesi’ni aldı. Ancak diğer taraftan Venedikliler Çanakkale Boğazı’nı abluka altına alarak Osmanlı’yı zorluyordu. Dalmaçya sahilinde devam eden mücadele başta bazı başarılar kazanılmasına rağmen sonra giderek kayıplara dönüştü ve Klis kaybedildi.

Bu arada çarşı ve pazarlarda her şey bol miktarda bulunuyordu, fiyatlar da makul düzeydeydi. Bu gibi işler için padişahın birbiri ardınca vermiş olduğu talimatın rolü belirtilmelidir. Nitekim piyasaların kontrolü hususunda padişahın sadrazamı sürekli takip ettiği, kendisinin de sık sık tebdili kıyafetle dolaştığı, gördüğü uygunsuzlukları sadrazama bildirdiği ve bunların önlenmesi için teftişe çıkması gerektiği yolunda ikazlarda bulunduğu hatlarından tesbit edilmektedir. Ancak padişahın veziriazamı Mustafa Paşa bir takım dedikodular ve ihmaller sonucunda idam edildi ve yerine Sultanzade Mehmet Paşa getirildi. Bu ortamda da padişah giderek devlet işlerinden uzaklaştı ve kendini eğlenceye verdi ve dengesiz davranışları çoğalmaya başladı. Sekiz cariyesini haseki yaparak onlara yüklü miktarlarda paralar ödedi hatta teamüllere aykırı olarak sekizinci cariyesi ile nikahlandı Sultanahmet Meydanı’ndaki İbrahim Paşa Sarayı’nı döşettirip burayı onun ikametine tahsis etti. Saraydaki tüm bu gelişmeler Kösem Sultan’ın kontrolü dışında geliştiği tahmin edilmekle birlikte oğlu ile olan ilişkileri gittikçe gerginleşmektedir. 1647 yılından itibaren gelişene bu hadiseler huzursuzluğu giderek arttırdı, bir yandan dış meseleler diğer yandan saraydaki gelişen olaylar halkı rahatsız etmeye başladı en sonunda 1648 yılında İstanbul’da gerçekleşen büyük deprem büyük bir tahribata yol açtığı gibi bu doğal afetin ilahi bir cezanın işareti olarak yorumlayanlarda oldu.

Tahttan İndirilmesi

Sultan İbrahim’in tahttan indirilmesi devrin kaynaklarında ayrıntılı bir şekilde anlatılmaktadır. Sadrazam Ahmet Paşa’nın teşviki ile padişahın kadınlara ve güreş eğlencelerine meyletmesi, rüşvetin genel olarak yaygınlaşması, halkın perişan olması, samur kürk merakının büyük tepkilere yol açması sonucu padişahın hal’i için harekete geçilmesine neden oldu.

Yeniçeri Ocağı ağaları ve ulemanın iş birliği ile tertipli bir hareket düzenlendi. Öncüleri Şeyhülislam Hoca Abdürrahim Efendi ve Kara Murat Ağa olup önce Fatih Camii’nde toplanan grup orta camiye giderek burada bazı yeni kararlar aldı ve dolayısıyla hareketlerini meşrûuve aleni bir zemine oturtup ilan etti.

Olaylar bu şekilde gelişirken sarayda kuvvetli bir tahkimat yapılmış ve silahlı bostancılar gerekli tertibi almışlardı. Bunu duyan topluluk dağılma emareleri gösterirken eski sadrazamın yakalanıp idam edilmesi onlara yeniden toparlanma fırsatı verdi. Ardından saraya yönelen topluluk padişahı tahttan indirmek için harekete geçti. Orta camide toplanan grup Kösem Sultan’a, “Padişahın hal‘ine ittifak olunmuştur, cumhura muhalefet câiz değildir, büyük şehzade Sultan Mehmed biat için camiye gönderile” diye haber yolladılarsa da Kösem Sultan camide cülus olamayacağını söyleyerek bunları saraya davet etti. Sonunda Sultan İbrahim bunlara bedduada bulunarak kaderine rıza göstererek kapatılacağı yere götürüldü. Sultan İbrahim bir gün önceden hazırlanmış olan iki kubbeli bir odaya yanında iki cariyesi olduğu halde kapatıldı ve kapı kilidine kurşun akıtılıp sağlamlaştırıldı. Yerine oğlu IV.Mehmet tahta çıktı ancak I. İbrahim kapatıldığı odada 10 gün kadar kalabildi, sonra boğduruldu.

Sultan İbrahim’in cenaze namazı kılındıktan sonra Ayasofya Camii kapısı yanında bulunan ve sonraları daha çok İbrahim Türbesi diye anılan I. Mustafa Türbesi’ne defnedildi.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Emecen, Feridun, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, cilt 21, 2000

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun