Hüseyin Daniş

Hüseyin Daniş
  • Meslek : İran asıllı gazeteci ve yazar
  • Doğum : 1870 - İstanbul
  • Ölüm : 1943 - Ankara
  • Başlıca Eserleri : Nevâ-yi Sarîr, Medâyin Harabeleri, Cengelistân, Hediyye-yi Sâl, Taʿlîm-i Lisân-i Fârsî, Kunckâvi der Zerdüşt, Serâmedân-ı Süḫan, Rubâiyyât-ı Ömer Hayyâm, Fransızca-Türkçe Hukukî ve Medenî Lugat, Münâzarâtım

Türkiye’de doğup büyümesine ve yetişmesine rağmen daima İranlı olmak ile övünen yazar İstanbul’a yerleşmiş İsfahanlı bir tüccarın oğlu idi. Hüseyin Dâniş Farsça okuma yazmayı babasının yanında öğrendi. Dâniş Mekteb-i Mülkiyye’ye girdi. Bir süre sonra Beyoğlu’nda Institution adlı bir Fransız okuluna kaydoldu. Bu okulu bitirince Farsça ve Arapça’sını geliştirmek üzere Debistân-i Îrâniyân adlı okula gitti. Sâhibkalem adıyla da tanınan Mirza Âkā-yı Erûmiye adlı bir hattattan hat dersi aldı. İran edebiyatı alanında kendilerinden yararlandığı Mirza Âkā Hân-ı Kirmânî ve Mirza Habîb-i İsfahânî’nin Debistân-i Îrâniyân’dan ayrılıp İran’a gitmelerinden sonra bu okulu terk etti. Fransızca ve İngilizcesini ilerletmek için özel hocalardan ders aldı. İkdam gazetesi yazı kuruluna girdi, ayrıca Servet-i Fünûn dergisinde Türkçe şiirler yayımlamaya başladı. Çok iyi bildiği Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızca sayesinde Doğu ve Batı edebiyatlarını yakından tanıma imkânı bulan Hüseyin Dâniş, ilk yazılarını İkdam gazetesine girdikten sonra yayımlamaya başladı. Aynı yılın sonlarında Damad Mahmud Paşa’nın oğulları Prens Sabahaddin ile Lutfullah’ın hocalığına getirildi. Mahmud Paşa ve çocuklarıyla birlikte on dört ay kadar Fransa, İngiltere, İsviçre, İtalya ve Mısır’ı dolaştı. Bu seyahat sırasında bazı Avrupalı şarkiyatçılarla tanışma fırsatı buldu.

Fars edebiyatından yaptığı çevirilerle tanınan Daniş, İstanbul’a dönünce Düyûn-ı Umûmiyye Dairesi’nde mütercim olarak göreve başlayan Dâniş, bir süre sonra bu dairenin müdürlüğüne yükseldi. Bu görevde iken Galatasaray Mekteb-i Sultânîsi’nde Farsça hocalığı yapmaya başladı.  Dârülfünun Edebiyat Fakültesi İran edebiyatı tarihi muallimliğine tayin edildi. Bu arada Âkā Mirza Ali Ekber Han’la birlikte Farsça Surûş adlı bir dergi yayımladı. Bu dergi sekiz on sayı kadar çıktıktan sonra kapandı. İstanbul’un işgali sırasında bir dersinde Türkler’in medeniyetten yoksun ve barbar bir millet olduğunu iddia etmesi özellikle üniversite gençliği arasında büyük bir tepkiyle karşılandı. Bu olayın ardından Ali Kemal, Cenab Şahabeddin, Rıza Tevfik ve Barsamyan Efendi ile birlikte Dârülfünun’dan istifa etmek zorunda kaldı. Düyûn-i Umûmiyye’nin kaldırılması üzerine bir süre Osmanlı Bankası İstanbul Şubesi’nde başmütercim olarak çalıştı. Tahran Üniversitesi İran ve Türk edebiyatı hocalığına kabul edildi. Rızâ Şah’ın Türkiye’yi ziyareti sırasında İran elçiliğinde bir göreve getirildi. Basın ataşesi olarak görev yaparken vefat etti.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Yazıcı, Tahsin, Hüseyin Dâniş, Diyanet İslam Ansiklopedisi, 1998, Cilt. 18, sf. 540-541

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun