Hira Dağı

Hira Dağı
  • Önem : Hz. Muhammed’e ilk vahyin geldiği mağaranın bulunduğu dağ
  • Yer : Mekke’nin kuzeydoğusunda Kâbe’ye yaklaşık 5 km. uzaklıkta

Hz. Peygamber’in hayatında çok önemli bir yeri bulunan ünlü mağaranın bulunduğu Hira Dağı, çevresindeki diğer dağlardan daha dik ve yüksek olup çıkılması zor çıplak ve kaygan kayalardan meydana gelen sivri tepesiyle uzak mesafelerden dahi kolaylıkla fark edilir. Hz. Muhammed muhtemelen otuz beş yaşlarında iken ramazan aylarında dedesinin inzivâya çekildiği Hira’daki mağaraya kapanmaya başladı. Özellikle nübüvvetin ilk müjdeleri olarak kabul edilen sadık rüyalar gördüğü altı ay içerisinde yalnız kalmak istiyor ve bu mağarada tefekküre dalıyordu. Dağdan her inişinde evinden önce Kâbe’ye gidip tavafta bulunmayı âdet edinmişti. Kırk yaşına basıp olgunluk çağına ulaştığı 610 yılı Ramazan ayının son on günü içerisindeki bir gece sabaha karşı, daha önce hiç karşılaşmadığı Cebrâil vasıtasıyla Alak sûresinin “ikra’” (oku) emriyle başlayan ilk beş âyeti indirildi. Cebrâil ilk defa Hira Dağı’nda, bütün ufku kaplamış ve bir taht üzerinde oturmuş halde Resûl-i Ekrem’e gelip aslî sûretinde göründü ve onu kuvvetle sıkıp okumasını isteyerek ilk vahyi getirdi. Bu olay üzerine aşırı bir heyecan ve korkuya kapılan Hz. Muhammed süratle Hira’dan inerek evine gelmiş ve Hz. Hatice’den üstünü örtmesini istedi. Daha sonra Hz. Hatice onu Hristiyanlığı kabul etmiş olan amcası Varaka b. Nevfel’e götürdü, böylece Hz. Peygamber kendisine gelenin vahiy meleği Cebrâil olduğunu öğrenerek sükûn buldu.

Resûl-i Ekrem’in bu dağda geçirdiği inzivâ hayatının ve peygamberlik görevinin burada başlamasının hem şahsı, hem de Müslümanlar için önemi büyüktü. Rivayete göre ilk vahyin indirilmesinden önce, hatta Hz. Muhammed henüz çocukken Cebrâil tarafından göğsü yarılıp kalbi yıkanarak vahiy kabul etmeye uygun hale getirildi ve bu olay da yine Hira Dağı üzerinde vuku buldu. Sonradan bu olayın meydana geldiği nokta olarak kabul edilen yerde kubbesi uzaktan görülebilen büyükçe bir mescid yapıldı. Mescidin içinde bulunan kayaya Hz. Peygamber’in göğsünün yarılması esnasında yaslandığı rivayet edilir.  Mutasavvıflar, Hz. Peygamber’in Hira mağarasındaki zâhidâne yaşayışını örnek kabul ettiler. Vaktiyle dağın tepesinde bulunan bir kubbe daha sonra yıkıldı, mağaranın biraz yukarısında Osmanlılar zamanında yaptırılan su sarnıcının kalıntıları ise günümüze ulaştı. Hira Dağı’nın etekleri bugün büyük bir yerleşim merkezi halini aldı.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Günel, Fırat, Hira, Diyanet İslam Ansiklopedisi, 1998, c.18, sf. 121-122

 

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun