Hindistan Hicret Hareketi

  • Önem : I. Dünya Savaşı’ndan sonra Hintli Müslümanların Afganistan’a hicret etmelerini teşvik için ortaya çıkan hareket
  • Tarih : 1920
  • Harekete Katılan Kişi Sayısı : 500.000- 2 milyon arası
  • Sınırı Geçebilen Kişi Sayısı : 25.000

Bu hareketi ortaya çıkaran şartlar Hindistan Hilâfet Hareketi ile doğrudan alâkalıydı ve aynı şekilde dinî-siyasî muhteva taşımaktaydı. İngiltere Başbakanı Lloyd George’un, Osmanlı Devleti’nin dinî-siyasî statüsünün değişmemesi ve halifenin kutsal topraklardaki haklarının korunması için kendisine başvuran Hindistan Hilâfet Hareketi heyetine verdiği sert cevap Hint Müslümanlarını şaşkınlığa uğrattı. Böylece I. Dünya Savaşı sonrasında İtilâf devletlerinden özellikle İngiltere’nin Osmanlılara karşı takındığı tutum bazı Hintli Müslümanlar arasında, Osmanlı halifesi ve devletine revâ görülen muamelelerden sonra hâlâ Hindistan’da yaşamaya devam edip etmemenin dinen uygunluğu hususunda bir tartışmaya yol açtı. Esasen Hindistan’da İngiliz hâkimiyetinin yerleşmeye başlamasıyla birlikte görülen bu gelişme geleneksel dârülislâm-dârülharp* tartışmasının bir uzantısıydı. Ancak Hicret Hareketi her ne kadar Hilâfet Hareketi’nin bir neticesi ise de liderleri arasında görüş farklılıkları mevcuttu. Bir kısım ulemâ Hindistan’ın dârülharb sayılamayacağını, dolayısıyla hicrete gerek bulunmadığını savunuyordu. Pek çok âlim, hicret gibi hayatî bir karara ancak dinî mükellefiyetlerin serbestçe yerine getirilemediği durumlarda son çare olarak başvurulması gerektiğini söylüyordu.

İngilizler’in Hindistan’ı işgal etmelerinden itibaren ülkenin dârülharp ve hicretin de dinî bir yükümlülük haline geldiğini ileri süren hicret taraftarlarının ardından Ebü’l-Kelâm Âzâd bir fetva yayımlayarak Afganistan’a hicretin vâcip olduğunu, Hindistan’da sadece geçerli bir mazereti bulunanlarla mücadeleyi sürdürmek isteyenlerin kalabileceğini söyledi. Hicret temayüllerinin güçlenmesi üzerine kampanyalar düzenlendi; özellikle cami ve medreselerde yoğun bir propaganda başlatıldı. Hicret taraftarlığına tesir eden faktörlerden biri de Hindû toprak ağalarının, fakir halkın Afganistan’da daha iyi imkânlara kavuşacağı ümidini istismar ederek ucuz toprak satın alma hesaplarıyla yaptıkları teşviklerdi. Osmanlı Devleti’ne kabul ettirilen Sevr Antlaşması’nın açıklanmasından kısa bir müddet sonra Afganistan sınırına insan akını başladı. Afgan hükümeti önceleri muhacirlerin iç siyasete karışmamaları şartıyla bu durumu hoşgörü ile karşıladı; ancak daha sonra bu kadar insanla başa çıkamayacağını düşünerek sınırları kapattı. Tamamen hissiyatın hâkim olduğu bir ortamda acele ile ve düzensiz bir şekilde başlatılan hicret hareketi sonuçta tam anlamıyla bir faciaya dönüştü ve hem katılanları hem de onların yakınlarını perişan etti. 

*Dârülharp veya Dârü'l-harb, İslam fıkhında olan kavramlardır. Müslüman olmayan bir hükümdarın egemen olduğu yerler ve Müslümanlarla gayrımüslimler arasında henüz barış akdedilmemiş olan memleketler İslam hukukunda Darülharb sayılır. İslami görüşe göre dünya Darülharb ve Darülislam olmak üzere ikiye ayrılır. 

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Özcan, Azmi, Hindistan Hicret Hareketi, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt 18, 1998

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun