Haydarpaşa

Haydarpaşa
  • Tanım : İstanbul’un Anadolu yakasında semt
  • Konum : Kadıköy – Haydarpaşa koyunun kuzey tarafında, Kadıköy ile Üsküdar ilçelerinin arasında yer alır.

Osmanlılar döneminde önce bir mesire yeri olarak tanınan Haydarpaşa, 20.yüzyılın başlarından itibaren de Anadolu demiryolu şebekesinin başlangıcına ait tesislerin kurulduğu bir semt olarak önem kazandı. Burada çok yakın tarihlere gelinceye kadar geniş bir çayır ile gerilerden iki kol halinde inen bir dere bulunmaktaydı ve bu dere İlkçağ’da Himerios adıyla anılan Haydarpaşa deresinin bazı eski haritalarda Ayrılık Çeşmesi deresi olarak adlandırıldığı görülmektedir. Bölgenin yeni yapılaşması ile Haydarpaşa semtinin tabii topografyası çok değişti. Dördüncü Haçlı ordusu 1203 yılında İstanbul önlerine geldiğinde gemiler önce Khalkedon (Kadıköy) karşısında demirlemiş ve ileri gelenler buradaki saraya yerleşirken çadırlı bir ordugah kurulmuş; böyle bir ordugah için de en uygun yerin Haydarpaşa çayırı olduğu sanılmaktadır. Osmanlı Beyliği’nin batıya doğru genişlemesi sırasında Haydarpaşa ve Üsküdar çevresi Türkler tarafından ele geçirildi. İstanbul’un fethinden sonra Khalkedon, şehrin ilk kadısı Hızır Bey’e temlik edildiğinden adı Kadıköyü oldu. Haydarpaşa çayırı ve arkasındaki düzlük, Osmanlı ordusunun bir kısmının Anadolu yönünde sefere çıktığında toplandığı yerdi.

19.yüzyılda Nizam-ı Cedid askerleri talimlerini burada yapıyorlar ayrıca I. Dünya Savaşı sırasında Haydarpaşa çayırı açık ordugah olarak kullanılıyordu. Başta Çanakkale olmak üzere savaş alanlarından getirilen yaralıların da burada kurulan çadırlarda barındırıldığı söylenir. 19.yüzyılda içinden demiryolu geçirilinceye kadar Haydarpaşa çayırı şehir halkının başlıca mesire yerlerinden biriydi. Haydarpaşa çayırı balonla uçuş denemelerinin yapıldığı bir mekân olarak da kayıtlara geçti; nitekim Comaschi adında bir İtalyan baloncu, Haydarpaşa’daki kasrın önünde ilk uçuş denemesini yaptı. Buralarda büyük çoğunluğu kagir olan evler yapılmış ancak aralarda tek tük ahşap evlerinde varlığı bilinmekteydi. Yeldeğirmeni ile Rıhtım Caddesi ve Çayırbaşı yolu arasında kalan bölgede Türkler ile birlikte bilhassa Yeldeğirmeni semti tarafında Yahudiler, sahilden yukarı çıkan sokaklarda Rumlar, Ermeniler ve Levantenler’le (tatlı su frenkleri) yabancılar yaşıyordu. Haydarpaşa bahçesinden parsellenen yerlerin çoğunlukla gayrimüslim azınlığın mülkiyetinde olduğunu açıktır. 19.yüzyıl sonlarında Haydarpaşa semtinin büyük ölçüde değişmesinde, 1844-1846 yıllarında Sultan Abdülmecid döneminde Askeri hastanenin inşası rol oynadı. Semtin tarihinde ve topografyasının değişmesinde çok önemli bir yeri olan kuruluş, hiç şüphe yok ki dev ölçülü gar yapısı ile buna bağlı olan demiryolu şebekesi ve burada kurulan çeşitli tesislerdir. 1906 yılında II. Abdülhamid zamanında, Anadolu yönünde Bağdat demiryolunun Alman sermayesiyle gelişmesi sonunda kazıklar çakılarak doldurulan arazi üstünde, mimar Otto Ritter ile Helmuth Cuno’nun projelerine göre Prusya neo-Rönesans üslubunda heybetli bir bina olarak yapılan Haydarpaşa Garı 1908 yılında tamamlandı. Garın önündeki rıhtımda 1915 yılında Türk neo-klasik üslubunda çok güzel bir vapur iskelesi yapıldı. 19.yüzyıl içlerine gelinceye kadar bir yerleşmeye sahne olmayan Haydarpaşa’da önemli tarihi eserler bulunmamaktadır.

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Eyice, Semavi, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 1998, cilt 17, sayfa: 36-41

 

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun