Hasankeyf

Hasankeyf
  • Tanım : Artuklular’ın merkezi, günümüzde Batman iline bağlı ilçe merkezi olan şehir

Günümüzde Batman’a bağlı olan Hasankeyf’in adı Roma ve Bizans kaynaklarında, Süryanice kifo (kaya) kelimesinden türediği belirtilir. Kifos ve Cepha / Ciphas isimleriyle zikredilen şehir, Arapça kaynaklarda Hısnu Keyfa / Keyba şeklinde kaydedildi ve daha sonra bu ad Osmanlı belgelerinde Hısnıkeyf, halk arasında da Hasankeyf şekline dönüştü. Şehir Yukarı Mezopotamya’dan Anadolu’ya geçiş güzergâhı üzerinde ve Dicle Nehri’nin kenarında stratejik bir noktada kurularak Sasaniler’in Anadolu’daki Roma topraklarını tehdit eden bir güç haline geldikleri sırada kale, İmparator II. Konstantios tarafından inşa ettirildi ve Erzen bölgesinin merkezi yapıldı. Hristiyanlık bölgede 4.yüzyıldan itibaren yayılmaya başladı ancak üç ayrı din ve beş mezhebin mevcudiyeti burada kanlı çatışmaların çıkmasına yol açtı. Hasankeyf ve çevresi, Hz. Ömer’in halifeliği sırasında İyaz b. Ganm’ın kumandasındaki İslam ordusu tarafından 640 yılında fethedildi. Kaynaklarda, şehrin fetihten 10.yüzyıla kadar uzanan tarihi hakkında bilgi yoktur. 1071 yılından sonra Bizans’ın Anadolu’daki siyasi varlığının çöküşünün ardından Türkmen boylarının bu topraklara göçleri sırasında Hasankeyf’in çevresine bazı boylar yerleşti ve nihayet Sultan Melikşah zamanında Selçuklular bölgedeki diğer şehirlerle birlikte burayı da aldılar. Hasankeyf Artukluları’nın son emiri Mesud zamanında, Eyyubi Hükümdarı el-Melikü’l-Kamil Nasırüddin Muhammed önce Amid’i, daha sonra Hasankeyf’i zaptederek Artuklular’ın buradaki hakimiyetine 1232 yılında son verdi ve şehri oğlu el-Melikü’s Salih’in idaresine bıraktı.

Burada inşa edilen çarşılar, hanlar, hamamlar ve mahalleler modern şehircilik uygulamasına örnek gösterilmekte; Artuklular zamanında Hasankeyf’teki medreselerden birçok alim yetiştiği bilinmektedir. İleriki dönemlere ait Osmanlı tahrir ve evkaf defterlerinde yer alan bilgilerden de anlaşıldığı üzere şehir Artuklu ve Eyyubi dönemlerinde adeta yeni baştan inşa edilmiştir. Büyük masraf gerektiren imar faaliyetleri Hasankeyf’in zenginliğinin bir göstergesidir. 1260 yılında Moğollar’ın işgal ve kısmen tahribine maruz kalan şehirde Eyyubi emirleri birçok vakıf eser inşa ettirdiler. Bunlar arasında Rıza Camii, Eyyubiye Mescidi, Melikülümera Mescidi ve Has Mescidi ile Mesudiye, Ziyaiye, Şücâiye, Adiliye medreseleri ve Baba Selim, Şeyh Hasan, Köşk, Zühriye, Nebi, Şeyh Çoban zaviyeleri sayılabilir. Hasankeyf, 14.yüzyılda önemli bir merkez olma özelliğini koruduysa da eski parlak günlerine kavuşamadı. Seyyahlar 15.yüzyılda burada birkaç cami ile güzel evlerin bulunduğunu, çarşılarında manifaturacıların ve tacirlerin yoğun biçimde faaliyet gösterdiğini ifade ederler. Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi sırasında Mardin’in fethinin ardından Osmanlılar’ın desteğiyle Hasankeyf’i de ele geçirdi ve böylece burada Osmanlı dönemi başladı. 17.yüzyıldan itibaren gelişen yeni şartlar, önemli bir merkez teşkil eden Hasankeyf’i olumsuz yönde etkiledi. Basra-Bağdat üzerinden gelen ana ticaret yolunun sönükleşmeye başlaması, Osmanlı-İran savaşları ve İran ambargosu ticarete önemli bir darbe vurdu. Bugün ise 1990’dan beri Batman iline bağlı bir ilçe merkezidir.

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Oğuzoğlu, Yusuf, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 1997, cilt 16, sayfa: 364-368

 

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun