Hasan Sabbah

  • Kişiliği : İran’da Nizari – İsmaili Devleti’nin kurcusu,tarihe haşhaşi olarak geçen suikastçilerin lideri
  • Doğum : 1046-47 veya 1053-54? - İran
  • Ölüm : 23 Mayıs 1124
  • Ebeveynler : Ali b. Muhammed

Henüz yedi yaşındayken ilme istidadı görülen Hasan Sabbah özellikle din alimi olmak istiyordu. Bunun için III. yüzyıldan itibaren dailerin önemli faaliyet merkezi haline gelen Rey şehrine yerleşerek tahsiline burada devam etti ve on yedi yaşına kadar ailesinin mensup olduğu İmamiyye Şiası’na bağlı kaldı. 1072 veya 1075 yılında İsfahan yöresinde İbn Attaş’ın vekili sıfatıyla iki yıl davette bulunduktan sonra deniz yoluyla Mısır’a geçti. Dokuz yıl boyunca bütün İran’ı dolaşarak Batıniliğin propagandasını yapan Hasan Sabbah, üç yıl süreyle çalışarak en büyük gayretini Şii-İsmaili propagandasından çok etkilenen Gilan, Mazenderan ve Deylem bölgesinde harcadı ve dağlardaki muharipleri kendi saflarına çekerken gönderdiği dailerle yöre halkını da kazandı. Bu sıralarda faaliyetlerini dikkatle izleyen Selçuklu Veziri Nizamülmülk Rey’deki görevlilere onu yakalamaları için emir verdi; fakat Hasan buradan kaçıp Kazvin’e gitmeyi başardı. Sonunda Rudbar vadisini kendisine karargah seçti ve Alamut Kalesi’ne yerleşerek Nizari-İsmaili Devleti’ni kurdu. Yaptırdığı yeni tahkimat ve yiyeceklerin uzun süre bozulmadan saklanabileceği depolarla kaleyi kuşatmalara dayanıklı, ele geçirilemez bir hale getirdi. Böylece askeri karargâh ve idari merkez olarak kullandığı Alamut’tan düzenlediği operasyonları idare etmeye başladı.

İsmaililer, Müstansır-Billah’ın ölümünden sonra Nizariyye ve Müsta‘liyye olmak üzere iki gruba ayrıldılar ve Hasan Sabbah, doğuda Nizari-İsmaililer’in lideri olarak Alamut’taki karargâhından faaliyetlerini yürüttü. Fatımiler’le ilişkilerini tamamen kesti. Nizari akidesini Fatımiler’in akidesinden ayıran belirgin özellik, fırka düşmanlarının sadık fedailer tarafından öldürülmesi usulünün dini bir vazife ve bir prensip olarak kabul edilmesidir. Ayrıca Hasan Sabbah eğitim ve öğretimi yasaklamış ve müridlerini cahil bırakmıştır. Ona göre Allah akıl ve düşünceyle değil imamın rehberliğiyle tanınabilir; zira akıl Allah’ı tanımak için yeterli olsaydı herkes aynı fikre sahip olurdu. Etrafındaki insanlar da Hasan Sabbah’ın bu düşüncelerinde derin hikmetler gizli olduğuna inanıp peşinden gittiler. Batınilik Hasan Sabbah ile yeni bir hüviyet kazandı ve masum imam adına davette bulunan dailerin yerini, devamlı haşhaş (esrar) kullanmaya alıştırıldıkları haşhaşi denilen eli hançerli suikastçiler aldı. Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah, İslam dünyası için ciddi bir tehlike oluşturan Hasan Sabbah ve adamlarıyla mücadeleyi bir devlet politikası haline getirdi. Parlak bir zekaya, teşkilatçılık vasıflarına sahip, basiretli, kabiliyetli, cebir, geometri, astronomi, sihir ve dini ilimlere vakıf bir kişi olan ve düzenli örgütüyle, etrafa dehşet saçan fedaileriyle insanların düşünce ve inanç dünyasına hakim olmak isteyen Hasan Sabbah, aralıksız otuz beş yıl faaliyet gösterdiği Alamut Kalesi’nde hayatını kaybetti.

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Özaydın, Abdülkerim, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 1997, cilt 16, sayfa 347 - 350

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun