Hamidiye Külliyesi

  • Önem : İstanbul’da I. Abdülhamid tarafından 18. yüzyıl sonlarında inşa ettirilen külliye
  • Temel atılma tarihi : Eylül 1777
  • Mimarı : Mehmed Tahir Ağa
  • Bina emini : Şehremini Hafız Mustafa Efendi

İstanbul’da I. Abdülhamid tarafından 18. yüzyılda inşa ettirilen külliye, Osmanlı döneminde İstanbul’da yaptırılan selatin külliyelerinin sonuncusu olarak öne çıkmaktadır. Cevdet Paşa’nın aktardığına göre külliyenin temeli dönemin sadrazamı ve şeyhülislamının katıldığı bir törenle Eylül 1777 tarihinde atıldı. Aynı yılın Aralık ayında ise külliyenin bazı binaların yapımı tamamlandı. Medrese ile kütüphanenin yapımı ise 1780’de bitirildi. Külliyenin mimarı, Mehmed Tahir Ağa, bina emini de Şehremini Hafız Mustafa Efendi’dir. Bazı kayıtlardan, XX. yüzyılın başlarında medresenin oldukça bakımsız durumda bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumun etkisiyle İttihat ve Terakki Fırkası’nın iktidara geçtiği II. Meşrutiyet yıllarında Evkaf nâzırı olan Hayri Efendi’nin uygun görmesiyle, külliyenin caddenin karşı tarafında yer alan imareti ve sıbyan mektebi yıktırılarak yerine bugün mevcut olan IV. Vakıf Hanı yapılmıştır. II. Meşrutiyet iktidarının bu dönemde giriştiği imar faaliyetlerinde zararı en çok Hamidiye Külliyesi görmüştür. Nitekim külliyenin köşesinde bulunan sebil yerinden sökülmüş, cadde kenarında sıralanan arasta gözleri de çeşitli dükkânlara dönüştürülmüştür. Cumhuriyet’in ilk yıllarında ise bu dükkânların arkasında yer alan medrese ve cami, İstanbul Ticaret Borsası’nın hukuk işleri danışmanı avukat Muvaffak Benderli’nin ifadesine göre, 1926’da yıktırılıp yerlerine bir borsa binası yapılması şartı ile Evkaf İdaresi tarafından Ticaret ve Zahire Borsası’na tahsis edilmiştir. Ancak bu proje gerçekleşmediğinden yapılar günümüze kadar gelebilmiştir.

Külliye, cami, medrese, kütüphane, sıbyan mektebi, arasta, türbe, sebil ve çeşmelerden meydana gelmektedir. Cami, medresenin arkasındaki Büyük Postane tarafında bir avlu duvarı ile çevrili olarak yer almaktadır. Medrese ise caddenin kenarında ve caddeye paralel olarak konumlanmıştır. Medresenin girişi ara sokakta açılmış olup üstünde kitabesi vardır. Külliyede bulunan türbenin içinde I. Abdülhamid ve IV. Mustafa’nınkinden başka on sekiz sanduka bulunmaktadır. Hamidiye Külliyesi’nin muhtelif binalarında çok sayıda kitâbe bulunmaktaydı. Külliyenin bütünlüğü bozulduğunda bunlardan bazıları yerlerinden sökülmüşse de külliye henüz bütünüyle mevcut olduğu sırada Mehmed Ziyâ Bey bu kitâbelerin kopyalarını alarak yayımlamıştır. Hamidiye Külliyesi, tarihî değeri ve şehrin gelişmesindeki rolü bakımından önemi dikkate alınmaksızın mimari bütünlüğünü bozan müdahalelerle büyük ölçüde tahribe uğramış, İstanbul’un devamlı olarak “yenileştirilmesi” merakı bu külliyenin de perişan edilmesine yol açmıştır. 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Eyice, Semavi, Hamidiye Külliyesi, Diyanet İslam Ansiklopedisi, 1997, c.15, sf.465-468

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun