Filibeli Ahmed Hilmi

Filibeli Ahmed Hilmi
  • Meslek : Fikir adamı
  • Doğum : 1865 – Bulgaristan
  • Ölüm : 17 Ekim 1914 – İstanbul
  • Ebeveyn : Süleyman Bey , Sevkiye Hanım
  • Başlıca Eserleri : Müslümanlar Dinleyiniz, İlm-i Ahval-i Ruh, Türk Ruhu Nasıl Yapılıyor?, Muhalefetin İflası, Vay Kız Bekçiyi Seviyor

Bulgaristan’da başlayan öğrenimine İstanbul’da devam eden Ahmed Hilmi, Galatasaray Mekteb-i Sultanisi’ni bitirince Posta ve Telgraf Nezareti’nde, ardından Düyun-ı Umumiyye Nezareti’nde çalışmaya başladı. Görevli olarak gittiği Beyrut’ta Jön Türkler’le temas kurarak onların yönlendirmesiyle Mısır’a kaçtı ve orada Jön Türkler’in kurduğu Terakki-i Osmani Cemiyeti’ne girdi. Çaylak adıyla bir mizah dergisi çıkaran Ahmed Hilmi, İstanbul’a döndüğü zaman tutuklanarak Fizan’a sürüldü. II. Meşrutiyet’in ilanından sonra döndüğü İstanbul’da bir süre Darülfünun’da felsefe müderrisliği yaptı ve Cem’iyyet-i Tedrisiyye-i İslamiyye üyeliğinde bulundu. İkdam, Şehbaş, Yeni Tasvir-i Efkar ve Sırat-ı Müstakim gibi gazete ve dergilerde siyasi ve felsefi yazılar yazan Ahmed Hilmi, 1910 döneminin neşir hayatında önemli bir yeri olan haftalık Hikmet’i çıkarmaya başladı. Başlangıçta İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni destekledi; ancak II. Meşrutiyet’ten sonra giderek artan yanlış davranışları yüzünden cemiyeti ağır bir dille eleştirmekten çekinmedi; hem bu eleştirileri hem de siyonizme ve masonluğa yönelik suçlamaları yüzünden dergi ve gazeteleri sık sık kapatıldı. Mücadeleden yılmayıp eleştirilere devam ettiği için önce Kastamonu ardından Bursa’ya sürgün edildi. Aftan faydalanarak İstanbul’a dönen fikir adamı sebebi bilinmeyen bir şekilde vefat etti.

II. Meşrutiyet döneminin önde gelen fikir adamlarından biri olan Şehbenderzâde Ahmed Hilmi siyasetin yanı sıra kelâm, felsefe, tasavvuf ve tarihle de meşgul olmuş, ayrıca şiir, roman ve tiyatro eserleri kaleme almıştır. Yazılarında sürekli biçimde Batı taklitçiliğine karşı çıkmış, özellikle Tanzimat’la başlayan modernleşme hareketinin geleneksel Osmanlı-İslam kültür ve kurumlarıyla nasıl uyuşmasının gerektiği üzerinde durmuştur. XIX. yüzyılın hakim felsefesi olan maddeciliği reddetmiş, İslam felsefesiyle Batı felsefesi arasında zaman zaman uzlaşma yolları aramıştır. Tasavvufa ve bilhassa vahdet-i vücûd anlayışına ayrı bir önem vermiş, daha çok Kuzey Afrika’daki tasavvuf kültürünün Osmanlı dünyasında tanınması yolunda gayret göstermiştir.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Uçman, Abdullah, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 2010, cilt 38, sayfa: 424-425

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun