Fikret Muallâ

Fikret Muallâ
  • Meslek : Ressam
  • Doğum : 1903 - Kadıköy, İstanbul
  • Ölüm : 1967 - Fransa

Türk sanat tarihinin önemli figürlerinden Fikret Mualla Kadıköy’de dünyaya geldi. Ailenin kız çocuğuna duydukları istek Fikret Mualla’ya bu ismin verilmesine hatta uzun yıllar bir kız görüntüsünde büyütülmesine neden oldu. 12 yaşındayken futbol oynarken bacağını sakatlamasından ötürü topal kalan Mualla, önce Saint Joseph okuluna başladı daha sonra ise Galatasaray Lisesi’nde eğitim gördü. Birinci Dünya Savaşı’nın tüm Avrupa’yı saran İspanyol nezlesini Fikret Mualla’nın Galatasaray Lisesi’nden annesine taşıması sonucu annesinin ölmesi onun psikolojisinin bozulmasına neden oldu. Annesinin ölümünün ardından babasının başka bir kadınla uygunsuzca birlikte olduğunu öğrenince hırçınlığı daha da arttı ve polislik vakalar yaşadı. Bir süre sonra aklından şüphe edildiği için Bakırköy Akıl Hastanesi' ne kaldırıldı. 1920 yılında da, lise öğrenimini bile bitirmeden, mühendislik öğrenimi için Zürih’ e gönderildi. Eğitimini Almanya’ da, 1921’ de Münih Güzel Sanatlar Akademisi’nde sürdürmek üzere yarıda bıraktı ve bir yıl sonra 1922’ de Berlin Güzel Sanatlar Akademisinde öğrenimine devam etti. Almanya macerasından sonra Fransa’ya geçer, Paris’te özgürlüğü kısa bir süre sonra parasızlık yüzünden son bulur. 1927’ de Türkiye’ ye döner. Bir süre farklı okullarda resim öğretmenliği yaptıysa da psikolojik sorunları nedeniyle tekrar tedavi altına alındı. Babasının ölmesinin ardından kalan miras ile Paris’e gitti ve şöhreti burada buldu. Ünlü ressam Picasso ile tanıştı. Ancak paranın bitmesinin ardından zor günler geçirdi. Zengin bir kadın onu himayesine alarak Alp Dağları’ndaki çiftliğe yerleştirdi. Ancak sinir krizleri tekrar baş gösterir. Bir sabah odasında tam da istediği gibi, bembeyaz çarşaflarda ve uyurken ölü olarak bulunur. Kemikleri 1974'de arzusuna uygun şekilde yurda getirilir ve Karaca Ahmet mezarlığına defnedilir.

Fikret Mualla hem sanatçı hem de birey olarak neredeyse hayatının tüm dönemlerinde uzlaşmacılıktan ve yapaylıktan uzak bir üretim süreci içerisinde bulundu. Mualla’nın yaşamsal ve üretimsel alanlarda ki bu “avangardist” tavrı mevcut sistemin içindeki azla hiçbir zaman uzlaşmaz. İşte bu yaşam tarzı ile Mualla’nın sanatı kabuk değiştirdi. Bu değişim, sanatında yeni bir kimlik kazanmanın ötesinde yeni bir kişilik kazanmasını sağladı. Yaşamının trajik öyküsü ile resminin doğal biçimlenişi arasında bir ilişki söz konusu olan Fikret Mualla sadece hayatın sunduklarını yaşayacak ve bu yaşadıklarını çizecek kadar dolaysız bir cesarete sahiptir. Mualla’nın resimlerinde belirgin olarak hiçbir ekolün etkisi yoktur. Sanatçı parlak ve zengin renkleri kullanan bir ressam olarak bilinir. Fikret Mualla bu açıdan değerlendirildiğinde, Türk Resim sanatında hiç kimsenin özentisi ve taklitçisi olmadan sadece kendi anlayışında üretim yapmış sanatçılar arasında yer almaktadır.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Orhan Cebrailoğlu, Yaratıcılığın Dualistik Sınırlarında Fikret Mualla Gerçeği, İDİL Sanat ve Dil Dergisi, cilt. 1, sayı. 5, 2012

Ayşe İpek Azamet, Fikret Mualla ve Eserlerine Kuramsal Bakış, Cumhuriyet Üniversitesi Resim İş Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, 2012

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun