Fethiye Camii

Fethiye Camii
  • Tanım : İstanbul’da sonraları camiye çevrilen eski bir Bizans kilisesi.
  • Camiye çevrildiği dönem : 16. yüzyıl

İstanbul’un Haliç’e bakan yamacında, Çarşamba ile Draman arasında bulunan Fethiye Camii ilk yapıldığında Meryem adına kurulmuş olan Teotokostis Pammakaristos Manastırı’nın kilisesiydi. Evvelce aynı yerde bir kilise bulunduğu burada önceleri mevcut olan bir kitâbeden anlaşılıyordu. Bugün ortada olmayan bu kitâbe, burayı Ioannes Komnenos ile karısı Anna Dukaina’nın yaptırdıklarını bildiriyordu. Bugün görülen kilise, Latin işgalinin arkasından XIII. yüzyıl sonlarında Bizans sarayı ileri gelenlerinden Mikhail Glabas Tarkaniotes tarafından inşa ettirildi. III. Murad döneminde artık çevresi Türk mahalleleriyle sarılan Pammakaristos Kilisesi, Gürcistan ve Azerbaycan’ın fethi hâtırası olarak Fethiye Camii adıyla 1590’a doğru camiye dönüştürülünce patrikhâne önce Aya Dimitri Kilisesi’ne, 1612’de de şimdiki yerindeki Aya Yorgi Kilisesi’ne taşındı. 1641’deki Balatkapısı yangınında alevler Fethiye Camii’ne de ulaşarak tahribat yarattı.

Fethiye Camii, güney cephesinde kapı üstündeki kitâbeden anlaşıldığına göre 1846’da bir tamir gördü, barok üslûpta olan minare de büyük ihtimalle bu onarımda yenilendi. XIX. yüzyıl sonlarında medresenin üstüne Mimar Kemâleddin Bey’in çizdiği projeye göre bir ilkokul inşa edildi, avlu duvarları kaldırılarak külliyenin bütünlüğü yok edildi. 1936-1938 yıllarında Fethiye Camii Vakıflar İdaresi tarafından yeniden restore edildi, güney tarafına tonozların üstüne oturtulan ahşap meşruta ile buraya çıkışı sağlayan geniş dış merdiven kaldırıldı, fakat anlaşılmaz bir sebeple müzeler idaresine devredilerek uzun yıllar sahipsiz ve bakımsız bırakıldı. Fethiye Camii çevrenin başvuruları üzerine 1960’lı yıllarda yeniden ibadete açıldı. Caminin etrafında evvelce iki tarafa kapısı olan taştan bir avlu duvarı bulunuyordu. Bu kapılardan bugün yalnız biri durmaktadır. Duvar ise hemen hemen yok oldu, cami avlusu da önündeki medresenin yerine yapılan ilkokulun oyun alanı oldu. Dış kapı üstünde bulunan ve Nevşehirli Damad İbrâhim Paşa’nın damadı Kethüdâ Mehmed Bey’in vakfı olan mektepten de bugün bir iz yoktur. Bugün esas bina cami olarak kullanılırken arada bir bölme ile ayrılan ek şapel müzeler idaresine bağlı ve ziyarete açıktır. 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Eyice, Semavi, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt 12, 1995

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun