Fecr-i Ati

  • Önem : II. Meşrutiyet’ten sonra teşekkül eden, sanatta ferdiyetçiliği ve estetik değerleri benimseyen edebiyatçılar topluluğu
  • Temsilcileri : Ahmed Hâşim, Tahsin Nâhid, Hamdullah Subhi Tanrıöver, Refik Halid Karay, İzzet Melih Devrim, Ali Canip Yöntem, Ali Sühâ Delilbaşı, Faik Âli Ozansoy, Mehmed Behçet Yazar, Mehmed Rüşdü, Mehmed Fuad Köprülü, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Birçok tenkitçinin, hatta bizzat mensuplarının da bir edebiyat mektebi veya edebiyat grubu olarak kabul etmediği Fecr-i Âtî, II. Meşrutiyet sonrası ortaya dökülen çoğu siyasî nitelikte ve sanat endişesinden mahrum edebiyat mahsullerine tepki olarak doğmuş kısa ömürlü bir edebî topluluktu. II. Meşrutiyet’in ilân edilmesiyle basında da sansür resmen değilse bile fiilen kalktı. II. Abdülhamid’in şahsını, devrini, rejimini kötülemek ve ona hakaret etmek olan, çoğu asgarî sanat ve edebiyat zevkinden mahrum bir yığın şiir, tiyatro, roman ve hikâye bu dönemin edebî mahsullerini teşkil etmekteydi. Fecr-i Âtî topluluğu, sanat ve edebiyattaki bu seviyesizliğe karşı tepkilerin bir araya getirdiği edebiyatçıların ortak hareketinden doğdu. Basının bu derece politize olmasından usanan çoğu genç birtakım yazarlar Hilâl gazetesinin idarehanesinde toplandı ve idealleri doğrultusunda bir grup teşkil ettiler. Böylece topluluk 1909 yılı başlarında yarı resmî olarak fakat fiilen kurulur. Aynı yılın 25 Mart tarihli Servet-i Fünûn dergisinde küçük bir haber topluluğun varlığını duyurdu. Bu kısa yazıda bir şiir ve düşünce topluluğu kurulduğu, sanatı şahsî ve muhterem olarak kabul ettikleri, şiire ve estetiğe ağırlık vermek üzere Fecr-i Âtî adıyla bir dergi yayımlayacakları bildiriliyordu.

Edebiyat tarihlerinin, başka edebî gruplar gibi aralarında fikrî ve organik bağlar bulunmadığında birleştiği Fecr-i Âtî’nin varlığını hissettiren en önemli hadise kuruluşundan bir yıl kadar sonra yayımlanan beyannâme oldu. Servet-i Fünûn’da ve Tanin gazetesinde “Fecr-i Âtî Encümen-i Edebîsi Beyannâmesi” başlığı ile çıkan bu uzunca yazıda topluluğun prensipleri açıklandı. Edebiyât-ı Cedîde gibi kendilerinin de sanata ve estetiğe bağlı kalacakları, fakat yeniliğe daha çok açılacakları ifade edildi. Genel hatlarıyla ortak prensipleri, şiirle topluma faydalı olmanın mümkün olmadığı, şiirin ancak duyguları dile getiren bir sanat vasıtası olduğudur. Topluluğun kalabalık kadrosu, beyannâmeleri, kurulamamış da olsa Batı’daki örnekleri gibi bir sanat derneği olma teşebbüsleri en azından pek çok aydının gözünü edebiyat alanına çevirdi. Topluluğun dağılmasından sonra bir kısmı savaş yıllarında, bir kısmı Cumhuriyet’ten sonra olmak üzere pek çoğu Millî Edebiyat hareketine katıldı, katılmayanlar da dilde sadeleşme akımına ayak uydurdular.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Okay, M. Orhan, Fecr-i Ati, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt: 12, 1995, s:287- 290

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun