Evliya Çelebi

Evliya Çelebi
  • Doğum Tarihi ve Yeri : 25 Mart 1611, İstanbul Unkapanı
  • Ölüm Tarihi ve Yeri : 1682, Kahire Mısır
  • Ebeveynler : Derviş Mehmed Zılli

Büyük Türk seyyahı olan Evliya Çelebi’nin tam ve gerçek adı bilinmiyor. 40 yılı aşkın bir süre boyunca hemen hemen tüm Osmanlı ülkesini ve diğer memleketleri dolaşarak Türk kültür tarihinde bir diğerine rastlanmayan büyük bir seyahatname kaleme almıştır. Eserin değeri yitirilmediği gibi günümüzde daha da artmıştır. Öğrenme arzusunu hayatı boyunca sürdüren Çelebi, 4 yıl kadar kaldığı Enderun’dan 40 akçe maaşla sipahi zümresine dahil olmak üzere çırağ edilmiştir.

Hayatı 

Hayatı hakkındaki tüm bilgiler seyahat hatıralarını topladığı 10 ciltlik eserine dayanmaktadır. Kitabından elde edilen bilgiye göre 1611 yılında İstanbul’un Unkapanı semtinde doğmuştur. Babası Saray-ı Amire kuyumcubaşısı Derviş Mehmed Zılli Efendi, döneminde oldukça tanınan biridir. Nitekim Evliya Çelebi doğumunda evlerinde 70 kadar ulemanın varlığından bahsetmektedir. Annesi ise Abaza asıllı olup I. Ahmed zamanında saraya getirilmiş ve babası ile evlendirilmiştir.

İyi bir öğrenim görmüş olan Evliya Çelebi, 7 yıl kadar medrese eğitimi aldıktan sonra hıfza çalıştı, babasından hattatlık öğrendi, musiki eğitimi aldı; ardından Enderun’da tahsiline devam ederken IV. Murad’a takdim edildi ve takdim sırasında padişahın emriyle Kilar-ı Has’a alındı. Burada hat, musiki, nahiv ve tecvid gibi dersler öğrenerek eğitimini daha da arttırdı.

Geniş bir hayal dünyasına ve bilgi birikimine sahip olması onun seyahat merakını daha da arttırmış olmalıdır; önce doğduğu ve yaşadığı şehri gezip, gördüklerini yazmaya karar veren Çelebi İstanbul’da çeşitli mekanları gezip bilgi topladıktan sonra İstanbul dışına ilk seyahati 1640 yılında Bursa’ya yapmıştır. İlk uzak seyahati ise Trabzon’a olmuş; oradan Anapa’ya gittiği gibi Azak Kalesi’nin geri alınması için Serdar Hüseyin Paşa kumandasındaki sefere dahi katılmıştır. Kırım’a gitmiş, dönüş yolunda İstanbul’a deniz yolunu kullanmıştır; ancak şiddetli fırtına nedeniyle gemi batmaktan son anda kurtulmuştur. Bu fırtınadan muhtemelen çok korkan Evliya Çelebi İstanbul’a vardıktan sonra 4 yıl kadar seyahat etmeyi bırakmıştır. 1645 yılında Girit seferine, ertesi yıl Erzurum ve bazı Anadolu şehirlerine ziyaretler yapan Evliya Çelebi, Azerbaycan, Gürcistan, Bakü, Tiflis, Revan, Gümüşhane ve Tortum taraflarını gezdi.

1648 yılında beylerbeyi tayin edilen Murtaza Paşa ile birlikte Şam’a giden Evliya Çelebi buradan Suriye ve Filistin başta olmak üzere birçok şehri görevli olarak gezme imkanı buldu. Murtaza Paşa’nın Sivas’a tayini üzerine de onunla birlikte Sivas’a giderek çeşitli vesilelerle Orta ve Doğu Anadolu’yu dolaşıp İstanbul’a döndü.

1650 yılında Melek Ahmed Paşa’nın sadrazam olması onun hayatının dönüm noktasını oluşturmaktadır. Akrabalık bağıda olduğu Sadrazamın en yakın adamlarından biri olması nedeniyle olayların iç yüzünü büyün açıklığı ile yazmaktan hiç çekinmez hale geldi. Devlet adamlarının durumu ve tavırlarını, isyanlar ve haksız uygulamalara eserlerinde yer verdi.

Görevinden azledildikten sonra tekrar seyahat etmesine vesile olarak Özi beylerbeyiliğine tayin edildi. Paşa ile birlikte Özi’ye ve buradan da bir çok köy ve kasaba gezen Çelebi 1653 yılında İstanbul’a döndü. Çeşitli görevlerle İran ve Bağdat taraflarını gezdi, bir mektup götürmek için Konya’ya gitti, Doğu Anadolu’a pek çok yeri dolaştı.

1657 yılında Bursa, Çanakkale ve Gelibolu’yu dolaştı; 1659 yılında Boğdan Voyvodası Stefenitza’yı ülkesine götüren kafileye katıldı. Döndükten sonra çeşitli askeri harekatlara katıldı; Sofya ve Bosna gibi şehirlere gitti.

1663 yılında Fazıl Ahmed Paşa’nın Avusturya seferine katılarak, seferin her safhasında yer aldı. Uyvar Kalesi’nin fethinden sonra kendi rivayetine göre Bohemya’dan İsveç’e ve Hollanda’ya kadar birçok ülkeyi dolaşmıştı.

1671 yılında çok arzu ettiği hac farizasını yerine getirmek için hareket eden Evliya Çelebi, 3 yoldaşı ve 8 kölesiyle yola çıktı; böylece herhangi bir kafileye katılmadan ilk kez kendi küçük grubuyla seyahat etti. Hacca giderken gezdiği şehirleri ayrıntılı bir şekilde eserinde anlatmış olan Çelebi, ardından Mısır’a geçti ve burada 10 yılı aşkın süre kaldı.

Seyahatname’nin X. Cildi eksik bir şekilde birden bire bitmiş olması, seyyahın eserini bir sonuca bağlayamadan vefat ettiği düşüncesini doğurmuştur. Nitekim vefat yeri ve tarihi hakkında da kesin bir bilgi yoktur.

Kişiliği

Hiç evlenmemiş olan Evliya Çelebi’nin kitabında anlattığı üzere iti ata bindiği, iyi cirit oynadığı, çevik ve hareketli, iyi bir insan olduğu, herkesle iyi anlaştığı, hoşsohbet, nüktedan olup katıldığı meclislerde sözünü dinlettiği anlaşılmaktadır.

Devlet kademelerinde tanıdıkları olmasına rağmen ikbal hırsına kapılmayıp hayatını sehayate vakfetmiş; zaman zaman seyahatine yardımcı olsun diye mektup getirip götürmeyi kabul etmiştir. Ailesinin zengin olması onun seyahatlerinde kaynak sağlamış olup köleleri, uşakları ve dostları da bu seyahatlerde yanında olmuştur.

İnce ruhlu, zarif ve kendi ifadesiyle ‘’Evliya-yı bi-riya’’ olduğu anlaşılan Çelebi, alçak gönüllülüğü sayesinde dostlarının sayısı çoğalmıştır.

Yazılarında ifade güzelliği, üslubunun okuyucuyu cezbetmesi, konuşur gibi kaleme aldığı cümleleriyle herkese hitap etmeyi amaçlamıştır. Alaycı bir tavrı da vardır; nitekim karşılaştığı kimselerin taklidini yapmaktan çekinmediği gibi okuyucunun ilgisini çekmek amacıyla garip olaylara yer verdiği; mübalağlı anlatımı görülmektedir.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

İlgürel, Müctela, İslam Ansiklopedisi, 1995 cilt: 11, sayfa: 529-33

KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun