Ehl-i Sünnet

  • Ehl-i Sünnet : Hz. Peygamber ile ashabın dinin temel konularında takip ettikleri yolu benimseyenler anlamında bir tabir

Sözlükte ‘manevi alanda çizilen yolu benimseyenler’ anlamına gelen ehl-i sünnetten maksat dini tebliğ ve beyan etmekle görevli bulunan Hz. Peygamber’in İslam’ın temel konularını anlama ve benimseme tarzıdır. Erken dönem hadis kaynaklarında ehl-i sünnet tabiri görülmemekte, buna karşılık ‘sünnet’ ve ‘cemaat’ kelimelerine rastlanmaktadır. Hz. Peygamber vefatından sonra yaşayanların pek çok ayrılığa şahit olacaklarını söylemiş, bunlara yetişecek olan o dönemdeki müminlerin kendi sünnetiyle Hulefa-yı Raşidin’in sünnetine sımsıkı sarılmasını öğütlemiştir. Ehl-i sünnete bağlı olanlara ‘sağlam ve doğru inancı benimseyenler’ anlamında ‘sünni’ adı verilir. Yeni araştırmalara göre Ehl-i sünnet ve’l-cemaat’in başlangıcı ilk siyasi görüş ayrılıklarına dayanmış, kafaları karıştıran hususlarda sahabiler ve tabiin alimler Kur’an ve sünnetteki hükümleri irdelemeye yönelmiş, Ebu Hanife, Hz. Ali’nin Hariciler’e karşı takındığı tavırla büyük günah işleyenin mümin olduğuna işaret etmesini dikkate alarak onu Ehl-i sünnetin öncüsü saymıştır. Ömer b. Abdülaziz Müslümanları, her türlü hatadan uzak bulunan Hz. Peygamber’in sünnetine davet etmek suretiyle bid’atçı görüşlerden sakındırmış, itikadi konularda tartışmalara girişmeyen ashabın yolunu tavsiye etmiş, ayrıca her şeyin ilahi irade çerçevesinde cereyan ettiğine inanarak kadere iman noktasında teslimiyet gösterilmesini gerekli görmüştür. Onun bu görüşleri Ehl-i sünnet akidesinin ipuçlarını taşımakta olup bu sistemin şekillenmesinde Hasan-ı Basri’de önemli bir rol oynamaktadır.

Ebu Hanife Ehl-i sünnet akidesinin en önemli meselelerine ışık tutmuş olup ondan sonra İmam Malik, Mu’tezile ile diğer bid’at fırkalarının akaide dair faaliyetlerine paralel olarak sünneti ön plana çıkarmış, İmam Şafii ise muhafazakar akideyi savunmuştur. Ehl- sünnet kelamcılarının IV. yüzyılın başlarından itibaren Müslüman çoğunluğun hakim mezhebi haline geldiği görülmekte olup Eş’ariyye ve Matüridiyye ekollerinin kuruluşuyla daha da güçlenerek İslam dünyasının birçok bölgesinde ana mezhep haline gelmiştir. Böylece İslam’ın geçmiş tarihine sahip çıkarak ilk dört halifeyi ve onları takip eden diğer yönetimleri meşru sayan, ahşaptan itibaren her asırda çoğunluğu oluşturan Müslüman alimlere saygılı olmayı şiar edinen bir anlayış İslam aleminde hakim oldu. Dünya Müslümanlarının % 90’ından fazlasını oluşturan Ehl-i sünnet’in İslam ilimlerinin kuruluş ve gelişmesine yaptığı katkılar da önemlidir. Nitekim tefsir, hadis, fıkıh, kelam, siyer gibi temel İslami ilimler alanındaki kaynak eserler genellikle Sünni alimleri tarafından kaleme alındı.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Yavuz, Ş.Yusuf, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 1994, cilt 10, sayfa 525-530

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun