Eflatun Mescidi

Eflatun Mescidi
  • Önem : Konya’da kiliseden çevrilerek önce mescit, daha sonra saat kulesi olarak kullanılan ve bugün mevcut olmayan yapı

Konya’nın ortasında Alâeddin tepesi olarak adlandırılan höyüğün üstünde bulunuyordu. Yapı çeşitli yayınlara Amphilokios Kilisesi, Eflâtun Rasathânesi, Saat Kulesi gibi adlarla da anılırdı. Ebü’l-Hasan Ali b. Ebû Bekir el-Herevî başlıca ziyaret yerleri hakkında bilgi verdiği Kitâbü’z-Ziyârât adlı eserinde buradan “Konya şehrinde büyük caminin yanındaki kilisede hakîm Eflâtun’un mezarı vardır” diye bahseder. Herevî’nin burada gömülü olduğunu bildirdiği Eflâtun ise İlkçağ’ın tanınmış felsefecisi Platon ile aynı kişi olduğu düşünülür. Bu eski Bizans kilisesi hakkında, aynı zamanda Eflâtun’un da mezarı olduğu yolunda daha Selçuklular zamanında yaygın bir rivayet mevcuttu. Osmanlı idaresinin başlarında şehirdeki bu kilise Eflâtun Mescidi adıyla camiye çevrildi. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşivi’ndeki bir kayıtta, Eflâtun Mescidi’nin evkafı olarak iki dönüm arazi ile üç dönüm bağ görülür. Böylece bu eski kilisenin Eflâtun Mescidi adıyla, iç kalede teşekkül eden mahallenin hizmetine tahsis edildiği anlaşılır.

Eflâtun Mescidi, mevcut çok sayıdaki fotoğrafına göre Orta Bizans dönemine ait ve plan bakımından İç Anadolu’daki Bizans kiliselerinin benzeri bir yapıydı. Arşiv kayıtları Eflâtun Mescidi’nin 19. yüzyıl başlarına kadar mescit olarak kullanıldığını gösterir. 1872’de Konya Valisi Burdurlu Ahmed Tevfik Paşa, Eflâtun Mescidi’ni bir saat kulesi haline getirmek için kubbesinin üstüne dört köşe ahşap bir oda yaptırarak bunun da üstüne yine ahşaptan bir kule oturttu. Dört cephesinde birer saat kadranı bulunan bu kule ile altındaki odanın dışarı ile bağlantısı, binanın damından yukarı çıkan ahşap bir merdivenle sağlandı. Böylece yeni bir hüviyet kazanan Eflâtun Mescidi Saathâne olarak adlandırıldı. Binanın mihrap duvarının dış yüzüne Sultan Abdülaziz’in tuğrası, altına vilâyet mektupçusu Hâlet Bey tarafından yazılmış beş beyitlik bir tarih kitabesi konuldu.  Kitabenin son beytinden buranın evvelce Eflâtun Rasathânesi olarak adlandırıldığı manasını çıkarmak mümkündür. Tepesine saat kulesi konulduktan sonra Eflâtun Mescidi’nin içi pencereleri örülerek ambar haline getirildi. I. Dünya Savaşı yıllarında Vali Muammer Bey zamanında yapının üstündeki ahşap oda ile saat kulesi sökülüp kaldırıldı, kubbenin üstü yeniden kiremitle kaplandı. 1921’e doğru da yapı temellerine kadar yıktırılarak ortadan kaldırıldı.

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Eyice, Semavi, Eflâtun Mescidi, Diyanet İslam Ansiklopedisi, 1994, Cilt:10, sf:477-478

 

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun