Divan Edebiyatı

  • Önem : Türk edebiyatının İslâm medeniyeti dairesinde Arap ve Fars edebiyatları yanında meydana getirdiği büyük edebiyat kolu

Divan edebiyatı Türk edebiyatının umumi gelişimi içinde, nazarî ve estetik esaslarını İslâmî kültürden alarak meydana gelen ve özellikle örnek kabul ettiği Fars edebiyatının her yönden kuvvetli ve sürekli tesiri altında şekillenen Arapça-Farsça kelimelerin geniş ölçüde yer aldığı bir dille varlığını altı asır sürmüş bir edebiyat geleneğidir. Sadece sanat gayesinin hâkim olduğu bu edebiyata, Batı tesiri altında yeni bir edebiyatın doğuşundan bu yana, çeşitli ve zamanla biri diğerinin yerini alan adlar verildi. Başlangıçta bu yeni edebiyattan ayrı tutmak düşüncesiyle “edebiyyât-ı cedîde” karşıtı olmak üzere ona “edebiyyât-ı kadîme” ve “şi‘r-i kudemâ” dendi, mahsullerinden de “âsâr-ı eslâf” diye bahsedildi. Mütareke devrinde ortaya çıkan divan edebiyatı tabiri önce Ömer Seyfeddin ve Ali Canip’in kalemlerinde kendini hissettirmeye başladı, Cumhuriyet’in ilk yıllarından bu yana ise gittikçe büyük bir yaygınlık kazandı. Bunda Ali Canip’in 1924’ten itibaren yeni baskıları ile yıllarca okutulmuş olan, öncekilerden farklı bir zihniyet ve kadro ile yazılmış Edebiyat adlı ders kitabının büyük rolü oldu. Divan edebiyatı tabiriyle, şairlerin, şiirlerini bir araya topladıkları eserlere divan dendiği ve netice itibariyle onun divan adlı şiir mecmualarından meydana gelme bir edebiyat olduğu yolunda bir yorum üretildi, bu ismin bu sebeple konulmuş olduğu sanıldı.

Divan edebiyatı tabiri sırf eski Osmanlı edebiyatı için ortaya atıldı ve onunla hep Osmanlı şiiri kastedildi. Divan şiirinin asıl hüviyetini bulmuş örnekleriyle meydana çıkışı, XI ve XII. yüzyıllarda edebî dil olarak yazılı mahsullerini henüz ortaya koymamış gözüken Batı Türkçesi yani Oğuz lehçesi sahasında ancak XIII. yüzyılda ilk ve sınırlı belirtilerini verdi. Anadolu’da XIV. asrın daha ilk çeyreğine gelindiğinde divan şiirini temsil edebilecek mahiyette eserlerle karşılaşılmaya başlandı. Henüz bu devirden kalma Türkçe divanlar görülmemekle beraber asrın ilk yarısı içinde iyiden iyiye teşekkül etmiş bir mesnevi edebiyatı kendini gösterdi. Bunlar, divan şiirinin Anadolu’da bilinebilen en eski şairlerinden bazılarının isimlerini haber vermekteydi.  Divan şiiri, Türkçenin edebî dil olarak Farsçanın yerini aldığı Beylikler devrinden başlayarak kendisini temellendiren gelişmesini Osmanlı asırlarında bütün gelenekleriyle zenginleşerek sürdürdü.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Akün, Ömer Faruk, Divan Edebiyatı, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt 9, 1994

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun