Dâvûd-i Kayserî

  • Meslek : Mutasavvıf ve ilk Osmanlı müderrisi
  • Doğum : 1260 ? – Kayseri
  • Ölüm : 1350 ? İznik
  • Başlıca Eserleri : Fususi’l-hikem, Şerhu Kasideti’t- Taiyye, Şerhu’l Kasideti’l-mimiyye

Hayatı hakkında yeterli bilginin olmadığı Davud-i Kayseri’nin tahsil hayatına Kayseri’de başladığı, dini ve nakli ilimleri öğrendikten sonra dini ilmini arttırmak için Mısır’a gittiği bilinirken; ne zaman gidip ne kadar kaldığı, kimlerden ders alıp ne zaman Anadolu’ya döndüğü belli değildir. Orhan Gazi, İznik’teki ilk Osmanlı medresesinin müderrisliğine Davud-i Kayseri’yi 30 akçe maaşla tayin etti. Ölümüne kadar on beş yıla yakın bir süre bu görevde kaldı; bir yandan öğrenci yetiştirirken bir yandan da eserlerini kaleme aldı. Onun medresede okuttuğu dersler hakkında bilgi bulunmamakla birlikte hadis ve fıkıh gibi dini, felsefe ve mantık gibi akli ilimler okuttuğu söylenebilir. Osmanlı Devleti’nin ilk müderrisi ve ilk düşünürlerinden olan Davud-i Kayseri’nin vahdet-i vücud nazariyesini benimsediği, İslam filozoflarını tenkit edebilecek düzeyde felsefe bilgisine sahip olduğu bilinmekle birlikte; kendisi vahdet-i vücud nazariyesini felsefi mahiyette yorumlayan ve savunan ilk sufi müellifti. Davud-i Kayseri, tasavvufi düşünce açısından İbnü’l-Arabi’nin yolunu takip etmekle birlikte tarikat mensubu ve irşad faaliyeti yürüten bir şeyh değildir.

Kendisi tabiat felsefesiyle ilgili görüşleri açısından da önemli bir düşünürdür. Tabiatta var olan her şeyin esasını ve bütün tabiat olaylarını enerji ve enerji değişimiyle açıklayan fizik ve felsefe doktrini enerjetizmi, Batı’da bu görüşün kurucusu olan Wilhelm Ostwald’dan altı yüzyıl önce Davud-i Kayseri temellendirmiştir. Ona göre tabiatın da içinde yer aldığı görünür görünmez maddi ve ruhi bütün varlıkların toplamı olan alem Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellisidir. “Külli unsur” adını verdiği tabiattaki her şey atom ve moleküllerden oluşmuştur. İlk enerji olan duhan zaman içinde çok çeşitli formlar almış ve varlıkların şeklini belirleyen dört unsura (su, hava, ateş ve toprak) dönüşmüştür. Ayrıca düşünce sisteminde metafizik ve fiziki açıdan suyun özel bir yeri vardır. Tevhid konusunda ise avamın ve havasın tevhidi şeklinde ikiye ayıran düşünür, Kelime-i tevhidi dil ile söyleyip kalp ile tasdik etmekten ibaret olan avamın tevhidi tevhidlerin en alt mertebesidir. Bu nedenle havasın tevhidi avamın tevhidinden üstündür demektedir.

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Bayraktar, Mehmet, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 1994, cilt 9, sayfa: 32-35

 

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun