Cizye

  • Cizye : İslam devletlerinde gayrimüslimlerden alınan vergi

İslâm devletindeki gayrimüslim tebaanın erkeklerinden alınan baş vergisi olan Cizye “kâfi gelmek; karşılığını vermek, ödemek” manasındaki ceza kökünden türemiştir. İslâm literatüründe tebaadan olan gayrimüslimlerin ödedikleri vergiye, can ve mal güvenliğine kavuşturulmalarına karşılık sayıldığı için bu ad verildi. İslâm hukukunda cizye, gayrimüslim tebaa ile yapılan zimmet antlaşması sonucunda alınır. Hanefîler’e göre İslâm devleti sınırları içinde bir yıldan fazla ikamet eden gayrimüslimlerden de (müste’men) bu verginin tahsil edilmesi gerekir. Bunun karşılığında zimmîlerin can, mal ve inanç hürriyetleri güvence altına alınır. Osmanlı Devleti’nde XVI. yüzyıla kadar bu vergiyi ifade etmek üzere genellikle haraç kelimesi kullanıldı. Ayrıca bazı belgelerde arazi haracından ayırt edilmek için cizye yerine “baş haracı” tabirine de rastlanır. Bu vergiyi toplayanlara önceleri harâcî veya haraccı, sonraları ise cizyedar denilmiştir. Cizye mükellefiyeti bazen toprak mülkiyetine bağlı olup elinde “baştina” denilen topraklar bulunan Müslüman veya gayrimüslim ile zimmî statüsünü haiz toprağa sahip kişiler için söz konusu idi. Gelirleri daima askerî amaçlar için harcanıyor, bazen ocaklık olarak askerî birimlere yapılan ödemelere de tahsis ediliyordu.

Fethedilen topraklar bir Osmanlı eyaleti haline getirildiğinde cizye vermekle mükellef durumda olanların tahriri o bölgenin kadısı tarafından yapılır, hazırlanan defterlere “defter-i cizye-i gebrân” adı verilirdi. Cizye için düzenli olarak her üç yılda bir “nev-yâfte yılı” adıyla genel bir teftiş yapılır, ölüler kayıttan düşülür, herhangi bir sebeple gözden kaçıp deftere işlenmeyenlerle cizye mükellefi durumuna gelenler “nev-yâfte” olarak ilâve ve kaydedilirdi. Rahip ve keşişlerin ilk dönemlerde cizyeden muaflardı. Osmanlılar şer‘î hukuka uygun olarak kadın, çocuk, kör, mâlul, işsiz ve fakir kimseleri bu vergiden sürekli olarak muaf tuttular. Yalnız kocalarının arazileri kendilerine intikal etmiş dul kadınlar cizye ödemekle yükümlüydüler. Cizye ödemeleri piyasadaki gümüş ve altın para üzerinden olabilir, nâdiren tedavüldeki bakır para ile de yapılırdı.

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Erkal, Mehmet, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt 8, 1993

İnalcık, Halil, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt 8, 1993

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun