Celal Sahir Erozan

Celal Sahir Erozan

Servet-i Fünun şairlerindendir. 9 yaşındayken şiir okuma ve hitabet kabiliyeti ile II. Abdülhamid’in dikkatini çekmiştir. Padişah onu saraya davet ederek şiirler okutur, konuşturur ve ona liyâkat nişanı vermiştir. Bu yüzden lisede okurken nişanlı şâir adıyla meşhur olmuştur. Türkçülük cereyanıyle ilgilenen Celâl Sahir, dilin sadeleşmesi görüşünü ileri sürmüştür. Bu görüşleriyle Yeni Lisan hareketinin İstanbul’da ilk savunucusu olmuştur.

Hayatı

1883 yılında İstanbul’da doğmuştur. Babası Yemen vâli ve kumandanı İsmâil Hakkı Paşadır. İlk tahsiline Nümune-i Terakkî İlkokulunda başlamıştır. Daha sonra tahsiline Davud Paşa Rüştiyesinde ve Vefa İdadisinde devam etmiştir. İdadî’den sonra iki sene hukuka devam etmiş ise de tahsili yarım kalmıştır. Çocukluk çağında yazdığı şiirlerle dikkati çekmiştir.

Celâl Sâhir, 14 yaşından îtibâren Malûmat, Musavver Fen ve Edeb, Pul, Lisan gibi dergilerde şiir ve makaleleri yayımlanmaya başlamıştır. Bu yazılarında Ahmed Celâl, Velhan, Şârık, Hikmet Celâl gibi takma adları kullanmıştır. Fransızcasını ilerletip, Fransız edebiyatı hakkında bilgi edinince edebî zevki değişmiş ve Servet-i Fünûn Dergisi’nde şiirler yazmaya başlamıştır. 1901 yılında derginin kapatılmasına kadar şiir ve yazı hayatını sürdürmüştür.Celâl Sâhir, 1903 yılında ilk memuriyetine başlamış ve Hariciye Nezâretinde görev almıştır. 1907 yılından sonra Kabataş ve Mercan İdadilerinde Edebiyat Öğretmenliği yapmıştır. Meşrutiyetin îlânından sonra oldukça aktif bir hayata başlamıştır. Kısa bir süre Demet adlı bir kadın dergisini çıkarmış ve feminizm dâvâsını müdâfaa etmiştir. Musavver Muhit Dergisi’nin müdürlüğünü yapan Celâl Sâhir, 1909 yılında kurulan Fecr-i Âtî topluluğuna ilk katılanlardan olarak, kısa bir süre sonra topluluğun da reisi olmuştur.

1911 yılında Selanik’e giderek, burada çıkarılan Türk Yurdu, Türk Derneği, Genç Kalemler gibi dergilerde yazılar yazmıştır. Cumhûriyetin îlânından sonra 1928 yılında Zonguldak milletvekili seçilmiştir. Harf İnkılâbı kuruluna katılmıştır. Türk Ocaklarının 1932 yılında kapatılmasına kadar orada çalışmıştır. 1935 yılında akciğer kanserinden hayatını kaybetmiştir. Bakırköy’deki âile kabristanına defnedilmiştir.

Edebi Kişiliği

Celâl Sâhir, edebiyatımızda şâir olarak tanınmasına rağmen, oldukça hacimli nesirleri de bulunmaktadır. Bu yazılarında zamanın edebî eserlerini ele alır ve düşüncelerini söylemiştir. Celâl Sâhir’in sanat anlayışı zamanla değişmiştir. İlk şiirleri klasik nazmın özelliklerini taşımaktadır. Daha sonra Servet-i Fünûn’da yazdığı şiirlerde sanat için sanat prensibine bağlı kalmıştır.

Şiirlerinin konusu genelde aşk ve kadındır. Yazılarında şiir estetiği üzerinde durmamıştır. Ona göre şiir bir düşünce işi değil, duygu işidir. Fecr-i Âtî ve Millî Edebiyat yıllarında yazdığı şiirlerinde dili sâdeleşir. Daha sonraları Türkçülük Cereyanını görüş olarak kabul etmesine rağmen, bu düşüncesini şiirlerinde aynı rahatlıkla işlememiştir. Bu devirde yazdığı şiirlerinde Mehmed Emin’in tesirinde kalmıştır. Celâl Sâhir, Türk edebiyat ve siyâset hayâtında ortaya atılan akım ve inkılapların yayılmasında ve benimsenmesinde çok etkili olmuştur.

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Yeni Rehber Ansiklopedisi İstanbul:Türkiye Gazetesi

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun