Beylerbeyi

  • Tanım : Osmanlı taşra teşkilatında en büyük idari birim olan eyaletin askeri ve idari amiri
  • İlk Beylerbeyilik : Rumeli Beylerbeyi

Osmanlı Devleti’ndeki bu müessesenin temeli Anadolu Selçukluları, İlhanlılar, Altın Orda ve Memlükler’e dayandığı bilinmektedir. 15.yüzyıldan itibaren seyfiye, ilmiye, kalemiye adıyla meslekler belirli hale gelmiş, beylerbeyiler seyfiye zümresi içerisinde yer almıştır. Acemi oğlanlar mektebi ve ardından Enderun’dan yetişenler saraydan taşraya çıktıklarında çeşitli hizmetlerde bulunuyor ve taşra teşkilatında en yüksek görev olan beylerbeyiliğe kadar yükselebiliyor; aynı zamanda sarayda kapı ağalığından ve yeniçeri ağalığından taşraya beylerbeyi olarak da çıkılıyordu. Osmanlı eyaletlerini tanıyan, halkın temayüllerini, örf ve adetlerini, din ve mezheplerini, hassas oldukları konuları bir dereceye kadar bilen beylerbeyilerin daha sonra devletin en önemli karar organı olan Divan-ı Hümayun’da vezir ve veziriazam olarak hizmet etmesi, devlet için doğru ve isabetli kararlar alınmasında en önemli unsurlardandır. Beylerbeyilerin görev süreleri önceleri daha uzunken 15.yüzyılın ikinci yarısından itibaren çeşitli sebeplerle süre kısalmıştır. Bu sürenin genel olarak bir yıl civarında olduğu söylenmekle birlikte, beylerbeyilerin genellikle hareketli bir meslek hayatı olduğunu söylemek de mümkündür.

Kaynaklarda beylerbeyiler konusunda yapılan en sert tenkitlerin başında sürenin kısalığı gelmektedir; öyle ki 17. ve 18.yüzyıllarda beylerbeyiler bir yılda iki üç kere bir eyaletten diğerine tayin edilirdi. Sık sık azledilen beylerbeyiler büyük bir maddi külfet olan yol masraflarını da halktan almak isterlerdi. III. Selim bunları önlemek için bir hatt-ı hümayun çıkardı ancak bir sonuç alınamadı. Beylerbeyinin görev, yetki ve sorumlulukları oldukça geniş kapsamlı olup en önemli görevlerinden biri timarların verilmesiydi. Bunun dışında ana hatlarıyla reayanın korunması, askerin nizamının sağlanması, zulmün bertaraf edilmesi, eyaletin idaresi, seferlere iştirak gelmektedir. Eyaletteki sancakbeylerinin, kadıların ve diğer idarecilerin ona tabi olması, eğer vezareti varsa çevresindeki beylerbeylerinin de ona itaat etmesi gerektiği bilinmektedir.  Beylerbeyiler merkezle olan haberleşmelerinde ulaklar ve çavuşlar kullanır ve genellikle bu görevliler İstanbul’da bekleyerek sonucu aldıktan sonra tekrar eyaletlerine dönerlerdi. Beylerbeyinin ise Divan-ı Hümayun’a gelmesi gerektiğinde vezirler gibi başlarına mücevveze, üstlerine kumaş üst, lokmalı kumaş ve iç kaftanı giyerler, süslü ve donatılmış ata binerlerdi. Arza vezirlerin ardından girerler, yer öperler, merkezden kendilerine ahkam yazılırken vezirlerden başka onların üzerine kimse yazılmazdı. Diğer seyfiye ve ilmiye mensupları kendisinden sonra gelir ve bulundukları yerlerde saltanat vekili olarak telakki edilirlerdi.

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

İşpirli, Mehmet, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 1992, cilt 6, sayfa: 69-74

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun