Bedevi

İbn Haldun'un yorumuyla gıda, barınak ve elbise gibi en zaruri ihtiyaçlarını karşılamak üzere bir araya gelen toplumlara verilen isim olan bedevinin kelime anlamı çölde yaşamak, sahrada oturmaktır. Diğer bir değişle kır, sahra, çöl anlamına gelen badiyede yaşayan kimselere bedevi denir. Bedevi yerleşik hayat anlamına gelen hadaretin zıttıdır. Lüks sayılan tüketim maddelerini kullanmaya başlayan toplumlar hadarî yani medenîdir. Bedevîlikten hadarîliğe geçişi sağlayan vasıtalar şehirlerdeki iktisadî imkânlardır. Geçimlerini hayvancılık, avlanma, ticaret, baskın düzenleme gibi işlerle sağlayan bedevîler çiftçilik, el işleri ve sanatları ile denizcilikten hoşlanmazlar. Bedevî, hem yük hem de binek hayvanı olan devesinin sütünden, etinden, derisinden, gübresinden, yününden ve gölgesinden faydalanır. İklim şartlarına ve otlattıkları develere bağlı olarak sürekli göç etmek zorunda kalan Bedevi toplumu bir babadan geldiğine inanan insanların meydana getirdiği kabile esasına dayanır.

Zorlu çöl şartlarında hayatlarını sürdürebilmek için kabile dayanışmasına ihtiyaç duyan Bedevi toplumu ağır tabiat şartlarına ve hasım kabilelerden gelebilecek tehlikelere karşı kabilesinin yardımına muhtaçtır. Bedevîlerin birlikte yaşamak, kabileyi birlikte savunmak ve sürekli bir dayanışma içinde olmak gibi özellikleri vardır. Mülkiyetin kollektif oluşu, kabile içindeki irtibatı ve dayanışmayı güçlendirir. Arap dilini en temiz ve doğru şekilde kullandıkları bilinmektedir. Bu nedenle güzel ve doğru Arapça öğrenmeleri için şehirli çocuklar çöle bedevîlerin yanına gönderilirdi. İslam dini ve bedevilik arasında daima sıkıntılar mevcuttu. İslam’ın yasakladığı Cahiliye dönemine ait bazı davranışlar arasında bedevilerin tavırları da yer aldı.  Din ile bütünleşmede sıkıntı çeken bedevilerin bu tutumlarının sebebi yaşadıkları zor şartların onları katı yürekli, kibirli kişiler haline dönüştürmesi olduğu düşünüldü. Sayıları az da olsa bir kısım bedevîler kervanları yağmalama, hac ve umre için Hicaz’a giden yolcuları öldürüp soyma gibi birçok kötü alışkanlıkları dinen yasaklamasına rağmen sürdürmüşler ve bu şekilde varlıklarını zamanımıza kadar devam ettirebilmişlerdir.

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Fayda, Mustafa, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, cilt 5, 1992

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun