Babürnâme

  • Yazar : Babür Şah
  • Önem : Babür’ün kendi hayatını anlattığı dünya çapında ilgiye kavuşmuş hâtırat kitabı
  • Tarih aralığı : 899- 936

Babür’ün on iki yaşında Fergana tahtına çıkışı ile başlayıp ölümünden bir yıl öncesine kadar olan zaman içindeki hayat macerasını anlatan eser otobiyografi niteliğindedir. Babürnâme üç bölüme ayrılır. 1494-1503 yılları arasını kapsayan ilk bölümde, Babür’ün kendi memleketi Fergana’da geçen olayları nakledildi. 1504-1520 yıllarına ait ikinci bölümde, ülkesini Özbekler’e terk etmek mecburiyetinde kalan Babür’ün Fergana’dan ayrılıp yeni bir siyasî birlik kurmak üzere gittiği Kâbil devresi, Afganistan’ı hâkimiyeti altına alışı ve daha sonra Hindistan’a başlattığı akınlar anlatıldı. Üçüncü bölümde, 1525’ten başlayarak 1529 Eylülüne kadar kazanılan zaferlerle Babür’ün Hindistan-Türk İmparatorluğu’nu kurduğu Hindistan devresi anlatıldı. 1509 ile 1519 arasındaki devreye ait metin kayıp durumda olduğundan onun ne zaman yazılmaya başlandığı bilinemiyor. 1519 yılından itibaren hadiselerin günü gününe kaydedilmeye başlanması ile Babürnâme bir “günlük” halini aldı.

Kullanılan sözlerin tek başına bütün bir Çağatay lehçesi lügatini kuracak kadar zengin oluşu ve çok güzel işlenmiş dili ile Babürnâme Çağatay edebiyatında düz yazının şaheser seviyesine yükseldiği bir zirve oldu. Yalnız Türkçe bilenlerle sınırlı kalmayıp daha geniş bir okunma sahası bulması arzusu ile Babürnâme Doğu’nun yaygın edebiyat dili olarak Farsça’ya tercüme edildi. Babür’ün hayatını olduğu gibi, kusur ve zaaflarını, başarısızlıklarını dahi gizlemeksizin her yönüyle anlatması geniş bir takdir ve hayranlık yarattı.  Gerçekleri olduğu gibi yazması bakımından Babürnâme Sezar’ın hâtıraları ile bir, hatta ondan da ileri tutuldu. Babür bu hatıralarından dolayı Doğu’nun Jül Sezar’ı sayıldı.  Hatıra durumunda anlatılanların ince teferruata dayanması Babür’ün hafıza kuvvetini gösterebileceği gibi bunların evvelce tutulmuş notlardan faydalanılarak esere geçirilmiş olması da düşünülebilir. Babür hatıralarını bazen kâtiplere dikte suretiyle yazdırmaktaydı, vakit bulduğunda da bunları gözden geçiriyordu. Yeni kısımları yazılarak ilerlemekte olan eserini istinsah ettirip karısı ve çocukları ile bazı dostlarına göndermekteydi. 1528 bir nüshasını Hoca Ubeydullah’ın torunu Hoca Kalan’a yollar. Ancak bugün bunlar elde değildir.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Akün, Ömer Faruk, Babürnâme, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt:4, 1991, s:404-408

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun