Babil

  • Babil : EskiMezopotamya’nın en büyük ve en ünlü şehri
  • Yıkılış : 539 – Pers Kralı Kyros tarafından

Şehrin adına ilk defa milattan önce III. binyılın sonlarına ait Akkad vesikalarında rastlanır; ancak kuruluşunun çok daha önce olduğu tahmin edilmekte olup Tevrat’a göre de Babil, Nuh tufanından sonra ilk kudretli adam olan Nemrud’un krallığının başladığı Sinear (Sümer) ülkesindeki dört şehirden biridir. Babil’in en az 2000 yıl devam ettiği anlaşılan tarihi ömrünün başlıca safhalarını Amurrular, Kassitler, Asur hakimiyeti, Kaldeliler, Ahamenişler ve İskender-Selevki dönemleri teşkil etmektedir. Bu tarihi safhalar içinde özellikle önem taşıyan iki devir, en büyük hükümdarları kanunlarıyla ünlü Hammurabi olan Amurrular ile Kitab-ı Mukaddes ve Herodot Tarihi’nde çeşitli yönleri ayrıntılı biçimde anlatılan Keldaniler devirleridir. Babil’e en parlak dönemini yaşatan Keldaniler, imar faaliyetleriyle ve bilhassa dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen Babil’in asma bahçelerini ve daha sonra Büyük İskender’in de içinde öldüğü muhteşem sarayı yaptırmakla ünlü II. Nebukadnezzar’ın ölümünden sonra hızla siyasi ve askeri güçlerini kaybetmeye başladılar ve sonunda yıkıldılar.

Tarih boyunca pek çok defa ele geçirilen Babil her seferinde tahrip edilmiş, ancak Babil’i imparatorluğunun başşehri yapan Büyük İskender büyük bir onarım faaliyetine girişti ancak bu çalışmalar onun ölümü üzerine durdu. Yavaş yavaş harap olan şehir milattan sonra II. yüzyılın başlarında tamamen metruk hale geldi. Bağdat’ın 88 km. güneyinde, Fırat’ın doğu kıyısında yer alan Babil şehri, yedi tepe üzerine yayılmış bulunan kalıntıların Babil’e ait olduğu Araplar tarafından çok eskiden beri biliniyor ve bu yöreye Babil harebeleri deniliyordu. Avrupalılar’ın bu durumu öğrenmeleri ise ancak yakın çağlarda oldu ve harabelerin ilmi araştırma ve kazılara konu teşkil etmesi 19.yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren başladı. Yapılan araştırmalar, bugün de adına Babil denilen, Nebukadnezzar’ın kuzey sarayı kalıntılarının yer aldığı tepede bir Abbasi yerleşim merkezinin bulunduğunu ortaya çıkardı. Bugün sistemli arkeolojik kazılar, kazılarda bulunan çivi yazılı tabletlerle tabletler üzerine çizilmiş planlar ve bir süre burada kalan Herodot gibi yazarların yaptıkları açıklamalar sayesinde şehrin büyük bir kısmı son çağlarındaki biçimiyle tespit edilebilmiş durumdadır.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Erdem, Sargon, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 1991, cilt 4, sayfa: 392 - 395

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun