Âşık Paşa

  • Meslek : Türk şair
  • Önem : Türk tasavvuf edebiyatının ilk şairlerinden
  • Doğum : 1272 – Kırşehir
  • Ölüm : 3 Kasım 1332 – Kırşehir
  • Başlıca Eserleri : Garibnâme, Fakrnâme, Vasf-ı Hâl, Hikâye, Risâle fî beyâni’s-semâ.

Türk tasavvuf edebiyatının ilk büyük şairlerinden Aşık Paşa, Kırşehir’de dünyaya geldi. Asıl adı Ali’dir ve mahlası Aşık’tır. Hayatına dair bilgilere oğlu Elvan Çelebi tarafından kaleme alınan eserden(Menâkıbü’l-kudsiyye fî menâsıbi’l-ünsiyye) ulaşılmaktadır. Bu esere göre, Aşık Paşa’nın babası Muhlis Paşa, Anadolu’a çıkarttığı isyanla bilinen Baba İlyas’ın en küçük oğludur. Aşık Paşa önce Süleymân-ı Kırşehrî’den, daha sonra İlyas Paşa’nın halifelerinden Şeyh Osman’dan ders almaya başladı. Muhlis Paşa’nın vasiyeti üzerine Şeyh Osman, Aşık Paşa’yı kızı ile evlendirdi. Bir süre sonra Anadolu Valisi Timurtaş Paşa’nın veziri oldu. Bazı siyasi olaylara karıştığı için Mısır’a gitti. Amasya’ya geri dönerken Kırşehir’e geldiğinde hastalandı ve orada vefat etti.

Aşık Paşa, kurucusu Baba İlyâs-ı Horasânî olan büyük ve nüfuzlu bir şeyh ailesinin 14. yüzyılın ilk yarısındaki en önemli temsilcisidir. Onun, zamanında Anadolu’da Vefâiyye tarikatının başı sıfatıyla tanınmış bir mutasavvıf olduğu bilinmektedir. Küçük yaştan itibaren adı geçen tarikat çevresinde, bu çevreye mensup önemli kişilerden iyi bir tasavvuf terbiyesi aldığı, oğlu Elvan Çelebi’nin bizzat kendi ifadelerinden anlaşılmaktadır. Onun Kırşehir gibi 13. yüzyıldan beri kuvvetli ilmi, fikri ve edebi gelişmelere sahne olmuş bir merkezde yetişmiş bulunmasının tasavvufi şahsiyeti üzerindeki rolü şüphesiz büyüktür. Kendisinin tasavvufî düşünceleri konusunda bir ölçüde en iyi belge, hiç şüphesiz Garibname adındaki meşhur mesnevisidir. İlk anda bu esere bakarak Aşık Paşa’nın tıpkı Mevlana gibi vahdet-i vücud mektebine bağlı Sünnî bir mutasavvıf olduğu görüşüne sahip olunmaktadır. Nitekim F. Köprülü bu yüzden onun, kendi zamanında Anadolu’da çok çetin bir tarzda sürüp giden Sünni ve gayri Sünni mutasavvıflar arasındaki mücadelede birincilere dahil bulunduğunu ve Garibname’yi bu yolda yazdığını söyler. Elvan Çelebi’nin, şık Paşa’nın oğlu olması dolayısıyla, babasının tasavvufî yönünü salâhiyetle ve en iyi anlatması gereken birinci elden bir kaynak vazifesi göreceğini düşünmek elbette tabiidir. Ancak onun, adı geçen eserinde babasından büyük bir hayranlıkla bahsetmesine ve fevkalâde nefis mısralarla mistik bir tablo içinde onu tasvir etmesine rağmen, yukarıdaki meselenin aydınlanmasına yarayacak bir ipucu vermediğini belirtmek gerekir.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Kut, Günay, Aşık Paşa, Diyanet İslam Ansiklopedisi, 1991, c.4, sf.1-3

Ocak, Ahmet Yaşar, Aşık Paşa, Diyanet İslam Ansiklopedisi, c.4, sf.3

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, cilt.1, fasikül.1, İstanbul, 1983

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun