Aşık Edebiyatı

  • Önem : Kendisinin veya başkalarının şiirlerini saz eşliğinde çalıp okuyan ya da halk hikâyeleri anlatan ve âşık adı verilen saz şairlerinin oluşturduğu edebiyat

Âşık edebiyatını, sade bir dil kullanarak şiirlerini daha çok hece vezniyle yazan ve saz çalarak yurdu dolaşan âşıkların eserleri oluşturur. Geniş halk tabakalarının dil ve duygu inceliğine, heyecanlarına cevap veren bu edebiyatın şairleri için genellikle “saz şairi” veya “âşık” deyimi kullanılır. Âşıkların eserleri uzun süre halk edebiyatı içinde değerlendirildi ve aydınlardan pek ilgi görmedi. Âşık edebiyatı konusunda ilk ciddi eser, Fuad Köprülü’nün Türk Saz Şairleri adlı antolojisidir. Beş ana bölümden oluşan bu antolojide XVI-XIX. yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yetişen başlıca saz şairleri hakkında biyografik bilgilerle şiirlerinden örnekler vardır. Âşık edebiyatı hem sözlü hem yazılı kaynaklara dayanır. Sözlü kaynaklar daha çok âşıkların hâfızasıdır. Yazılı kaynaklar ise cönk denilen defterlerde toplanılan şiir, hikâye ve folklorik metinlerden ibarettir. Bu edebiyatta mûsikinin de önemli bir yeri vardı. Ortak İslâm kültürü çerçevesi içinde bulunduklarından dilde Arap-Fars etkilerinden kendilerini tamamen kurtaramayan âşıklar bilhassa yabancı öğeleri millîleştirmede oldukça büyük hizmetler gösterdi.

Âşık edebiyatı temsilcilerini düşünce şekli ve ifade özellikleri bakımından iki gruba ayırmak mümkündür. Birinci grup halk kitlelerine daha yakın oldu, ömürleri boyunca halktan kopmadılar. 17. yüzyılın ikinci yarısından önce Karacaoğlan, Kayıkçı Kul Mustafa, Köroğlu ve Cezayir ocak şairleriyle 19. yüzyılda Dadaloğlu bunlardan şöhretleri en yaygın olanlardı. Bu âşıklar şiirlerini yalnız hece vezniyle ortaya koydu. 17. yüzyılın ikinci yarısından itibaren görülen diğer grup ise daha çok büyük yerleşim merkezlerinde yaşadı. Bunların en önemli temsilcileri Âşık Ömer, Gevherî ve Kâtibî’dir. Aruz bildikleri gibi belli ölçülerde tahsil de gördüler. Bu dönemde bazı divan şairlerinin hece vezni ile şiirler yazmalarına rağmen divan edebiyatının âşık edebiyatı üzerindeki etkisi daha fazla oldu. Nitekim sonraki yıllarda yetişen Erzurumlu Emrah, Âşık Dertli, Bayburtlu Zihni ve Şem‘î gibi saz şairlerinde bu etki açıkça görülür. 19. yüzyıl, âşık edebiyatının İstanbul’da saray ve konaklara da girdiği bir devir oldu. Abdülmecid ve Abdülaziz devirlerinden sonra âşıklar ve âşık edebiyatı eski önemini kaybetmeye başladı.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Karahan, Âbdulkadir, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt:3, 1991, s: 550-552

 

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun