Ali Turan

Ali Turan
  • Önem : Türk düşüncesinin önde gelen temsilcilerinden, bilim adamı, şair ve ressam.
  • Doğum : 8 Mart 1864 - Azerbaycan-Sâlyân
  • Ölüm : 17 Mart 1940 - İstanbul
  • Babası : Molla Hüseyin Hüseyinzâde

Toplumu aydınlatan etkili yazılarıyla dikkat çeken Ali Turan ortaöğrenimini tamamladıktan sonra Petersburg’da Fizik-Matematik Fakültesi’ni bitirdi. İstanbul’a gidip Mekteb-i Tıbbiyye-i Askeriyye’ye girdi. Burada İttihat ve Terakkî Cemiyeti’ni kuran gençler üzerinde etkili oldu ve aralarında yer aldı. Mezuniyetinden sonra Haydar Paşa Askerî Hastanesi Deri ve Frengi Hastalıkları Kliniği’nde uzman yardımcısı olarak çalışmaya başladı. 1897 Türk-Yunan savaşında cephede hizmet etti. Savaşın ardından muallim muavini sıfatıyla Askerî Tıbbiye’ye geçti. İttihat ve Terakkî Cemiyeti’ne mensubiyeti dolayısıyla polis tarafından arandığı için bir müddet İstanbul’da saklanıp Azerbaycan’a kaçtı. Çıkarılan Hayat dergisi Rus aleyhtarı bir siyaset takip ettiği, İslâmcılık-Türkçülük yaptığı gerekçesiyle kapatılınca Ali Bey, haftalık Füyûzât dergisini çıkardı. Hayat ve Füyûzât, sadece Azerbaycan Türkleri’nin değil bütün Rusya Türkleri’nin siyaset ve kültür hayatında derin izler bıraktı. Modern fikir ve edebiyatın gelişmesini sağladı. Gaspıralı İsmâil’in önderlik ettiği Türkiye Türkçesi’ni yazı dili olarak kullanma fikrini Azerbaycan’da hayata geçirdi; İslâm ve Türk dünyasında kardeşlik düşüncelerinin yerleşmesinde ve Kafkasya’da Şiî-Sünnî çekişmelerinin ortadan kalkmasında etkili oldu.

Türk Ocağı’nın ve Türk Yurdu dergisinin kurulmasında emeği geçen Ali Turan II. Meşrutiyet’in ardından Bahâeddin Şâkir ve diğer bazı İttihatçılar’ın davetiyle İstanbul’a gelen Ali Bey, bir müddet İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nin merkez-i umûmî ve İstanbul merkezi üyeliğinde bulundu. Türkiye’ye gelişinde yazılarından çok sohbetleriyle etkili oldu, tıp konusunda araştırmalara yöneldi. Bir imtihanı kazanarak İstanbul Tıp Fakültesi Deri ve Frengi Hastalıkları Kliniği’nde şef olarak göreve başladı. Daha sonra muallim muavinliğine ve muallimliğe, ardından müderrisliğe tayin edildi. 1931’de emekliye ayrıldıysa da 1933 yılı sonunda Dârülfünun’un lağvedilmesine kadar ders vermeye devam etti. Damad Ferid Paşa hükümeti zamanında iki defa tutuklanan Ali Bey aylarca Bekir Ağa Bölüğü’nde hapis yattı ve Malta adasına gönderilmekten tesadüfen kurtuldu. 1926’da Bakü’de toplanan I. Milletlerarası Türkoloji Kongresi’ne katılan Türkiye heyetinde M. Fuad Köprülü ile birlikte yer aldı. Konferansın çalışmalarına aktif biçimde katıldı. 1926’da Mustafa Kemal’e karşı düzenlenen İzmir suikastı davasına adı karışıp tutuklandıysa da mahkemede beraat etti.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Akpınar, Yavuz, Ali Turan, Diyanet İslam Ansiklopedisi, 2012, c.41, sf.408-410

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun