Alay Köşkü

  • Önem : Padişahların geçit yapan alayları seyretmesi için yapılmış köşk.
  • Yapılış Tarihi : 1867
  • Yer : İstanbul

Alay Köşkü; padişahın geçit yapan alayları seyretmesi için inşa edilmiş köşk olarak bilinmektedir. Yani saray diye bilinen ve bugün yanlış olarak Topkapı Sarayı adıyla anılan sarayın Divan Yolu Caddesi’ne bakan köşesindeki burcun üstünde inşa edildi. Tamamıyla Türk klasik mimarisi tarzında yapılan köşkte sivri kemerli Sokullu Mehmet Paşa Kapısı bulunmaktadır. Hemen karşısında da Paşa Kapısı bulunmaktadır. Köşkün ilerisinde bugünkü ismi Gülhane Parkı girişi olan ve Soğuk Çeşme Kapısı olarak adlandırılan kapının iki yanında kemerli girişler mevcuttur. 16. yüzyıldan sonra Alay Köşkü’nün yerine ahşap köşk bulunmaktadır. Alemdar Mustafa Paşa’nın 1808 tarihinde barut fıçısını ateşlemek için kendini öldürdüğü ve yanında da bir sürü asiyi öldürdüğü olayda Alay Köşk’ü de çok büyük hasar gördü. Kayıtlarda kesin bir şey bulunmamasına rağmen, köşkün mimarının Balyan ailesinden Kirkoy Amira Balyan’ın eseri olduğu düşünülmektedir.

Alay köşkü hünkâr salonu ve çeşitli hizmet odalarından meydana gelmektedir. İçerisinde sık pencereli ve ahşap olan sofanın iki yanında tuvaletler bulunmaktadır. Zaman geçtikçe Dolmabahçe Sarayı’nın müştemilatı olan Pembe Köşk Alay Köşkü yerine geçmiştir. Sonrasında da Alay Köşkü 1855 yılında Telgrafhane nazırlarına makam olarak kullanıldı. Cumhuriyetin ilk yıllarında da Güzel Sanatlar Birliği’ne verildi. Alay köşkü, sarayın en dışın sınırında eskiden çok fazla köşkün bulunduğu bölümler arasında yer almaktadır. 19. yüzyılda Türk mimarisini en güzel şekilde yansıtmaktadır.

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Semavi Eyice, Alay Köşkü, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 1989, cilt.2, sf.349-350

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun