Alacahisar

Alacahisar
  • Osmanlı hakimiyetine girdiği tarih : Kesin olarak 1458 itibariyle
  • Sırbistan hakimiyetine girdiği tarih : 19. yüzyıl başında Sırp isyanı ile şehir hareketli günler yaşadı ve 1806-1813 arasında Sırp sergerdesi Kara Yorgi tarafından ele geçirildi. 1833’te ise Muhtar Sırbistan Prensliği’ne devredildi.

Bugün Sırbistan bölgesindeki Kruşevac şehrinin Osmanlılar zamanındaki adı olan Alacahisar 1371 yılından sonra kurularak bu tarih itibariyle Osmanlı Balkan tarihinde adına sık rastlanır stratejik yer işgal etmiştir. Önemli bir geçiş üzerinde bulunan şehir, Sırp Kralı Lazar zamanında Sırbistan'ın merkezi durumuna geldi. Gerek Lazar gerekse oğlu Stefan'ın Osmanlılar'a karşı giriştikleri mücadelenin hareket üssü olarak kullanıl­dı. Lazar, 1389'da Kosova'da yenilgiyle sonuçlanan meşhur savaşın hazırlıklarını burada yaptı. Türk varlığı da bu tarihlerden itibaren şehir ve civarında hissedilmeye başlamış oldu. 15. yüzyılın ilk yarısında şehrin bazı savaş ve diplomatik anlaşmalarla yer değiştirmesiyle nihayet 1456'da Sırp despotu George Brankoviç'in ölümünden sonra ortaya çıkan Sırp veraseti meselesi sırasında Alacahisar yöresinde kesin olarak Osmanlı hakimiyeti sağlandı. Alacahisar ve yöresi Osmanlı hakimiyetine girdiği zaman, önemli stratejik yeri sebebiyle, bir sancak sayılarak Rumeli eyaletine bağlandı. Sancağın merkezi olan Alacahisar ise bir Osmanlı ileri karakolu olarak gelişme gösterdi ve Türkler'le iskan edildi. XVI. yüzyıl baş­larında şehirde on üç müslüman, dört hıristiyan mahallesi vardı. XVI. yüzyılın ikinci yarısında ise mahalle sayısı on sekiz olup bunun on beşi müslüman mahallesiydi. Şehrin nüfusu 1516'da 1000 müslüman, 400 gayrigayri müslim olmak üzere 1400 dolayında idi. Bu sayı 1530 ve 1536’da 1200 müslüman, 300 hıristiyan olmak üzere 1500’e, 1560’a doğru ise 1500 müslüman, 200 hıristiyan olmak üzere 1700’e ulaştı. Şehrin Türk halkı akıncı statüsünde olup sınır boylarında savaşmak, şehir civarını korumak ve gözlemekle yükümlüydü. XVI. yüzyılda, tam bir Türk-İslâm yerleşim merkezi olarak gelişme gösteren şehirde, II. Murad tarafından yaptırılan bir cami, sekiz mescid, bir hamam, bir zâviye, bir kervansaray, bir de mahkeme binası mevcuttu.

Alacahisar XVII. yüzyılda da askerî önemini korudu. Evliya Çelebi’ye göre, kaza merkezi olan şehir, toprak bir tepenin üzerine kurulmuş kalenin kuzey ve batı tarafına doğru uzanmakta idi. Etrafı bağlarla çevrili olup dokuz mahallesi, irili ufaklı dokuz camii, bir medresesi, üç sıbyan mektebi, iki tekkesi, üç hanı, 150 dükkânı, bir hamamı vardı. Evliya Çelebi yıkılmaya yüz tutan kalenin altıgen şeklinde olduğunu, içinde yetmiş muhafızın bulunduğunu, siyah ve beyaz taşlarla yapıldığını yazar ki şehrin Türkçe adı muhtemelen kalenin bu genel görünüşüne dayanmaktadır. Kesintisiz 300 sene devam eden Türk hâkimiyetinden sonra ilk defa 1737’de Avusturyalılar tarafından kısa bir süre işgal edilen şehir, ardından 1789-1791 yılları arasında yeniden Avusturya işgaline uğradıysa da  Ziştovi Antlaşması ile Osmanlılar’a terkedildi. 1806-1813 arasında Sırp sergerdesi Kara Yorgi tarafından ele geçirildi. 1833’te ise Muhtar Sırbistan Prensliği’ne devredildi.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Feridun Emecen, Alacahisar, Diyanet İslam Ansiklopedisi, c.2, s. 314-315

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun