Akçe

Akçe
  • Tanım : Osmanlılar’ın ilk gümüş para birimi ve ilk sikkesi

Osmanlılar tarafından başlangıçta “gümüş sikke”, XV. yüzyıldan itibaren de genel anlamda “para” karşılığı olarak kullanılan akçe “beyaz, parlak, temiz” mânalarına gelen ak kökünden türedi. Günümüze intikal eden ilk sikkeler Orhan Gazi’ye aitti; ancak son zamanlarda Osman Bey’in olduğu öne sürülen bir gümüş sikkeden de söz edilir. Bakır para I. Murad zamanında, sultânî denilen altın para ise daha sonra Fâtih Sultan Mehmed zamanında 1478’de darbedilmeye başlandı. İslâm geleneğinde gümüş sikkelere dirhem, altından olanlara dinar veya miskal denirdi. Bu iki sikkenin adları, ağırlıklarındaki tartı birimlerinden ileri geliyordu. Gümüş para birimi şer‘î dirhem, dinar veya miskal denilen altın para ise miskal ağırlığında idi. Bunların kırat cinsinden karşılıkları da 14 ve 20 kırattı. İlk Osmanlı gümüş para birimleri bu şer‘î dirhem ağırlığından çok farklıydı ve belki küçük sikkeler, yarısı veya dörtte biri şeklinde dirhemin bir kesriyle ifade edilemediği için, bu ismin yerine akçe tercih edildi.

Daha yüksek bir değer taşıyan iri gümüş para veya altın para basılması, Orta Çağ’ın Osmanlı kuruluş dönemine tesadüf eden bu son döneminde, ekonominin Batı’da olduğu gibi Anadolu’da da bir duraklama devri geçirmiş olmasıyla açıklanabilir. Rönesans ile birlikte canlanma ve kalkınma hareketlerine paralel olarak ticaret hacmi genişleyince, Batılılar iri gümüş paralar olan gros ve grossone darbına başladılar. Fâtih de bu canlanma hareketine paralel olarak 1470 yılında onluk “Muhammed Hânî”leri, 1478’de ise ilk orijinal Osmanlı altını olan sultânîyi tedavüle çıkardı. Akçenin giderek ufalması, incelmesi ve iktisadî bir değer ifade edemez hale gelmesi, II. Süleyman zamanında para rejiminde bazı değişiklikler yapılmasına yol açtı. Gümüş para birimi, guruş, zolota ve küsuratları olan pâreye kaydırıldı, akçe de zamanla aslında bir Mısır Memlük sikkesi olan pârenin küsuratı haline geldi. Üç akçe bir pâre ediyordu. Zamanla pâre akçenin yerini aldı. 1640’tan sonra uzun süre darphanede akçe basılmadı, akçe darbı padişahın hareme bayram harçlığı dağıtacağı zamanlara inhisar etti. Fakat 1685-1715 tarihleri arasında yaklaşık 68 milyon pâreye karşılık İstanbul Darphanesi’nde, 113 milyon küsur akçe basıldı. Zamanla akçe adı yalnız bir hesap birimi olarak varlığını sürdürdü. 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Yapılacak küçük alıntılar dışında hiçbir şekilde çoğaltılamaz.
Kaynakçalar

Sahillioğlu, Halil, Akçe, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt 2, 1989

DİĞER ANSİKLOPEDİLER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun